Trabzonspor'un seçim sürecindeki kilit isimlerinden birisi olan hakan kulaçoğlu Trabzon'a geliyor ama bu kez okurlarıyla buluşacak... Trabzonspor eski başkan adaylarından Prof. Dr. Hakan Kulaçoğlu, yeni kitabının mutluluğu yaşıyor bu sıralar. İletişim Yayınları'ndan çıkan "Hep Uzağa Pek Ağır" ismini verdiği öykü kitabı uzun yıllar spor yazarlığı yapan ve sporla ilgili kitapları bulunan Kulaçoğlu'nun ilk edebi eseri. CUMARTESİ İMZA GÜNÜ TÜYAP Kitap Fuarı'nda da yerini alan "Hep Uzağa Pek Ağır" kitabı için Trabzon'da imza günü düzenlendi. 28 Kasım Cumartesi günü 13.30'da Zorlu Grand Otel'de okuyucuları ve Trabzonsporlularla buluşacak olan Hakan Kulaçoğlu burada söyleşi de gerçekleştirecek. Moderatörlüğü ise Trabzonlu Şair Yazar Serkan Türk yapacak.
HEP UZAĞA PEK AĞIRBen bu kadar kötü iken neden hastalar, hasta yakınları bana York dükü imişim gibi davranıyor da, hayatını hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin hastalarının sağlığına vakfeden, dürüst, memur zihniyetli hekimlere burun kıvırarak bakıyorlar, yetmiyor, hakaret ediyorlar, hırpalıyorlar? Hekimin iyilik dediğiniz ve o çok kutsadığınız halisane vasfının toplumda bir karşılığı olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Hem bana “Hipokrat yemini ettik biz, sen etmemiş miydin?” falan da demeyin boşuna. Ettim tabii, hepiniz oradaydınız.Birisi Safiye’nin hikâyesini anlatsaydı iyiydi, hatırlasaydı keşke… Aklı olan Doktor Muharrem’e yanaşır mıydı, “abi” der miydi, âşık olduğu kadını ona anlatır mıydı? Çömezlik işte. Sahi o cenaze töreni Nurdan’ın mıydı? Paranın ruhunu kemirdiği bir adam çareyi en sevdiği serçeparmağını kesmekte buldu… Dünya işte. Kim Keriman’dan daha iyi film anlatabilir ki? E n’olmuş, kimin hikâyesi yok ki demeyin, Kaya’nınki başka işte… İsimlerimiz önemlidir, bize kim olduğumuzu söyler… Ve lütfen, boşuna fısıldamıyorum, intikam soğuk yenen bir yemektir ve bazıları kurt gibi acıktı...Hakan Kulaçoğlu, gülümsetiyor, ısıtıyor, insanın içine oturan hikâyeler anlatıyor… Daima iyicil, hayat dolu ve buruk…Hep Uzağa Pek Ağır, mağdurların, kurnazların, iyilerle kötülerin, en kirlilerle en temizlerin didişmesi… Umutsuz âşıkların, artık hiçbir şey hissetmeyenlerin; Trabzon’un; taşradan büyük şehre okumaya gelmiş, orta sınıftan efendi çocukların hikâyeleri.
HEP UZAĞA PEK AĞIRBen bu kadar kötü iken neden hastalar, hasta yakınları bana York dükü imişim gibi davranıyor da, hayatını hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin hastalarının sağlığına vakfeden, dürüst, memur zihniyetli hekimlere burun kıvırarak bakıyorlar, yetmiyor, hakaret ediyorlar, hırpalıyorlar? Hekimin iyilik dediğiniz ve o çok kutsadığınız halisane vasfının toplumda bir karşılığı olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Hem bana “Hipokrat yemini ettik biz, sen etmemiş miydin?” falan da demeyin boşuna. Ettim tabii, hepiniz oradaydınız.Birisi Safiye’nin hikâyesini anlatsaydı iyiydi, hatırlasaydı keşke… Aklı olan Doktor Muharrem’e yanaşır mıydı, “abi” der miydi, âşık olduğu kadını ona anlatır mıydı? Çömezlik işte. Sahi o cenaze töreni Nurdan’ın mıydı? Paranın ruhunu kemirdiği bir adam çareyi en sevdiği serçeparmağını kesmekte buldu… Dünya işte. Kim Keriman’dan daha iyi film anlatabilir ki? E n’olmuş, kimin hikâyesi yok ki demeyin, Kaya’nınki başka işte… İsimlerimiz önemlidir, bize kim olduğumuzu söyler… Ve lütfen, boşuna fısıldamıyorum, intikam soğuk yenen bir yemektir ve bazıları kurt gibi acıktı...Hakan Kulaçoğlu, gülümsetiyor, ısıtıyor, insanın içine oturan hikâyeler anlatıyor… Daima iyicil, hayat dolu ve buruk…Hep Uzağa Pek Ağır, mağdurların, kurnazların, iyilerle kötülerin, en kirlilerle en temizlerin didişmesi… Umutsuz âşıkların, artık hiçbir şey hissetmeyenlerin; Trabzon’un; taşradan büyük şehre okumaya gelmiş, orta sınıftan efendi çocukların hikâyeleri. 







