Denizin Mucizesi
Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

Denizin Mucizesi

24 Ekim 2017 - 16:34 - Güncelleme: 24 Ekim 2017 - 16:38

Bundan çok ama çok zaman önce, insanlar sadece bir yerde yaşarmış. Hırçın deniz dalgaları bu şehrin kıyılarını davulun hızlı ritminde, tokmağın kendisine vurması gibi dövüyormuş. Dalgaların kıyıya vurmasıyla çıkan köpüğün havaya karışıp kokusunu rüzgarların uzaklara kadar götürmesinden denizi görmeyenler de denizin hırçınlığını anlıyorlarmış. İnsanları mutlu ve denizle iç içe yaşıyor, denizsiz bir gün bile düşünemiyorlarmış.

 

Şehrin insanları bazen hırçın, bazen sakin, bazen tutkulu, bazen şiir, bazen sanat, bazen tablo, bazen sporcu oluyorlarmış. Bazen yaşadıkları ülkeye baş kaldırıyorlar ve yaptıkları işle, yaşadıkları ülkenin önüne geçerek 'Biz burdayız!' diyorlarmış sporda, sanatta, eğitim ve kültürde! Ancak hiçbir zaman bayrağına ve cumhuriyetine baş kaldırmamış bu şehirde yaşayan zeki insanlar!

 

Yazın sahili cıvıl cıvıl oluyor, insanlar tam gününü denizle geçiriyormuş. Çünkü istediğinde hemen denize ulaşabiliyor ve onunla olabiliyorlarmış. Bu şehrin insanları eğlenmesini, gezmesini, dostluklarını, sanatını, kültürünü ve sporunu gece gündüz yaşadıklarından bu şehir hiç karanlık olmuyormuş; çünkü şehrin tam kenarında büyük ve kara bir deniz varmış.

 

Bu şehirde bulunan insanlar bu denize girince bambaşka birisi olarak çıkarmış. Çünkü kim bu denize girerse geçmişte yaşadığı acıları unuturmuş ve deniz onların istedikleri kaderi yaşamalarına izin verirmiş. İşte, bu şehrin sırrı buymuş; ancak şehirde bu sırrın çok büyük bir nimet olduğunu ve önemli olduğunu düşünen insanlar, bir gün bu sırlarının yaşadıkları ülkede öğrenileceğini ve bu sırrın kötü insanlar tarafından ellerinden alınacağını düşünüyorlarmış.

 

Bu şehirde yaşayan ve denize girecek olanların çok önemli bir karar vermesi gerekiyormuş. O da denize ne zaman gireceği... Çünkü deniz herkese bu hakkı bir kere sağlarmış. Denize girmekten ve ölmekten korkmayan herkes gerçek bir hayata gözünü açarmış. Çünkü denize giren herkes kendini unuturmuş ki kendini hatırlayabilsin. İşte, bu mucize sayesinde bu şehrin insanları kendini yenileyip eski yaptıklarından ders aldıklarından çok az hata yaparlarmış.

 

O nedenle bu şehir en çok sanatçıyı,edebiyetcıyı, eğitimciyi, bürokratı ve sporcuyu çıkarıyormuş. Onun için ülkesinin başarılarının önüne geçecek ve örnek olacak çıkışlar yapıyormuş. Ne yazık ki bu mucizeyi bilen insanları bu şehirde yaşayanlar dinlememeye ve anlamamaya başlamışlar. Bunlar, bu şehrin değerlerini bırakıp kolay yoldan bu değerlere ulaşmak için birlikte olmaya başlamışlar. İşte, orda bunlara ülkenin kötü insanları da yardımcı olmaya başlamış.

 

İlk olarak mucizenin kaynağını yok etmek için çaba sarfetmeye başlamışlar. Şehrin yaşayanlarını denizden ayırmaya ve denize bilinmeyen bir nedenden ötürü kötülük etmeye başlamışlar. Mucize kaynağı, içindeki yaşayanların besin kaynağı balığı vermemeye başlamış. Mucizeyi öldürmek isteyenler daha da cesaretlenmiş ve onu şehirden uzaklaştırmak isteyen kötü düşünceli insanların ortak kararı ile şehri denizden ayırmak için ülkesel karar alarak denizi şehirden ayırmışlar.

Bunlar, şehrin mucizesini öldürdükten sonra sanatını, edebiyatını, önemli bürokratını ve dahası da şehrin onsuz olamayacağını düşündüğümüz büyük takımınıda kaybettiler. Şimdi hangi yetkili bir yerden 'Biz kültür şehriyiz, biz edebiyat ve sanat şehriyiz, biz spor şehriyiz!' diyorsa sizin mucizenizi öldüren onlar ve onlar gibi düşünenlerdir. Bu konuda iki yüzlü olanları tarih affetmeyecek.

Mucizemizi koruyamadık.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar