“Büyüyünce her şeyden önce iyi insanlar olun, olur mu?”
Doğup büyüdüğüm köy Trabzon’dan hemen hemen 100 km uzaklıkta ormanların ve kayaların içinde küçük bir köy. Köyün ismi, Ogene ( Köknar ) Daha önce hiç Karadeniz’in köylerini daha önce görmeyen biri için bizim köy biraz dik gelebilir. Köylüler geçimlerini hayvancılık ve tarlaya ektikleri biraz mısır biraz fasulye ile sağlıyor. Köyün ana dili ise Romeika ( Rumca )’ dır. Şimdi sizleri 25 yıl öncesinin Ogene’ sine götüreceğim.

Köye yabancı bir öğretmen geleceği söylenmişti. O kadar mutlu olmuştuk ki çünkü o dönemler bize gelen öğretmenler genelde bizim köylü ve sözleşmeli öğretmenler olurdu. Pek dışardan köye gelen olmazdı. Bir de tabi 1. Sınıftan 5. Sınıfa kadar aynı öğretmen ve tek sınıfta ders işlemek kolay bir görev değildi hem öğretmen için hem de bizim için. İlk okul günü erkenden uyandım ve büyük bir mutlulukla önlüğümü giyip okula gittim. Bizi okulda;temiz giyimli, takım elbiseli, saygıyla genç bir öğretmen karşıladı. O kadar nazik ve eğitime önem veren bir öğretmendi ki,bizleri kısa sürede kendisine bağladı. Onu ailemizden biri gibi görmeye başladık. Köylüler her gittiğimiz yerde öğretmenden bahseder olmuştu, biz de öğretmenimiz olduğu için gururla koltuklarımızı kabartırdık.

Havanın soğuk olduğu bir dönemdi. Öğretmenimiz bir iş için Çaykara’ ya inmesi gerekiyordu. Ben de bir arkadaşım ile öğretmenin köyde olmadığını fırsat bilerek ormana öğretmenimiz için kozalak toplamaya gittik. Kocaman çuvallara şarkı söyleye söyleye en iyi kozalakları özenle toplayıp doldurduk, küçük bedenlerimizin üzerinde o koca yükle içimizde dolaşan kelebekler sayesinde hiç zorlanmadan okula vardık. Öğretmenin gelmediğinden emin olduktan sonra çuvalları evinin orada bırakıp kaçtık. Bunu böyle gizli saklı yapmamızın nedeni ise öğretmenin bizi sırtımızda yükle görmesini istemememizdi, utanmıştık. Pazartesi olup okula gittiğimizde dersin bitimine yakın öğretmen sınıfa doğru dönüp:
- “Çocuklar, kapımın önüne iki çuval kozalak toplayıp getirmişler, kim olduklarını biliyor musunuz?” Diye sordu.

Ben ve arkadaşım birbirimize bakıp biraz utangaç ama çokça gururla ellerimizi biz getirdik demek için kaldırmıştık. Öğretmen, çuvalların büyüklüğünü düşünerek çok şaşırmıştı. O kadar içten ve mahçubiyetle teşekkür etmişti ki hala yüzü gözümün önüne geldiğinde duygulanırım. Bize, “bir daha böyle bir zahmete girmeyin lütfen” dedikten sonra “keşke ben burada olsaydım size yardım ederdim” derken biz de içimizden “ zaten özellikle siz bizi görmeyin diye özellikle böyle yaptık” diye geçirip gülümsemiştik.
Köyde o kadar çok kar yağardı ki, genelde kar 1 metreyi geçerdi ama okullar tatil olmazdı. O şartlar altında okula karların altından tünel açar gibi delikler açıp okula varmayı başarırdık. Okula vardığımızda tüm sınıf sırayla sobanın karşısına geçer soğuktan morarmış ve sırılsıklam olmuş ayaklarımızı kurutur, vücudumuzun normale dönmesini beklerdik. Öğretmenimizin bizleri çocuğu gibi koruması her anlamda öğretici olmaya çalışması çabasını hiç unutmayacağım.
Türkçe’ ye sadece okulda maruz kalan çocuklar olarak. Tenefüslerde anadilimizi konuştuğumuzda da asla bir ötekileşmeyle karşılaşmadık. Aksine; Köydeki herkesin lakabını Rumca öğrenmiş lakaplarıyla hitap ederdi, ya da kelimeler öğrenir bizimle iletişimi güçlendirmek için çaba sarfederdi. Biz de Türkçe bilgimizi geliştirip onu mahcup etmemek isterdik. Çok şanslıyız ki böylesine yüreği güzel bir öğretmenle gelişim çağımızı geçirdik. Sizin huzurunuzda bir kez daha ona teşekkür etmek istedim. İyi ki sizin gibi bir öğretmenin çocukları olduk öğretmenim, çok teşekkür ederim.
Kendi ile ve doğup büyüdüğü yerle barışık ve klasik kırsal ezikliğinden izler taşımayan insana özgü hikaye ile biyografi arasında geçmişe küçük bir yolculuk şeklinde bir yazı. Başka bir yerden gelmiş ve öğretmenliği bir ömür şiar edinmiş bir mualimin öğrencilerinde bıraktığı izler, yıllar sonra canlılığını koruyor ve buradaki yazınıza konu oluyorsa; öğretmenlik, öğretmek ve eğitim denklemi gerçekleşmiştir. Teşekkür ediyorum.
Ne güzel öğretmenler var. Gerçek eğitimciler. Ağzınıza sağlık mükemmel bir yazı .
Ileri görşlü, müsbet bir i Doğulu 2 eğitimci ile Garaverde ki lojmanlarinda muhabbetimiz oldu läkin 29 sene önce olmali...
Köye çok değerli öğretmenler geldi. Benim dönemimden önce de.