Yeni Aşk Şekli; Çarpılma Değil Çarpışma
Ensar Bayburt

Ensar Bayburt

Yeni Aşk Şekli; Çarpılma Değil Çarpışma

26 Haziran 2015 - 13:11 - Güncelleme: 26 Haziran 2015 - 13:48

İlişkiler hakkında tecrübeyle sabit bir çok fikrim olmasından mütevellit, bir çok arkadaşım eşim dostum dertlerini anlatır, fikrimi duymak isterler. Ben de dilimin döndüğünce, aklımın erdiğince bir şeyler söylemeye çalışırım. Bu sıralar dinlediğim hikayelerden çıkardığım sonuç; insanların mutasyona uğrayıp, yeni bir türü ortaya çıkardıklarıdır. Sevgiden beslenen, lakin sorsan sevgi kelimesinin sözlükteki manasını bile açıklayamayacak kadar aciz bir beyine sahip olan insancıklar! Çok mu yüklendim? Sanmıyorum. Emin olun kelimelerimi seçerek yazıyorum. Yeni türeyen bu insan türünün en büyük açlığı aslında saf sevgi. Peki madem buna aç neden karşısındaki insanı bu denli yerden yere vuruyor? Açıklayayım.

Düşünün araba kullanmayı bilmiyorsunuz ama araba sahibi olmayı, o arabayla uzun uzun seyahatler yapmayı hayal ediyorsunuz. Sonra birisi çıkıp size bir araba hediye ediyor ve sizde kabiliyetsizliğinize ve araba sürme yetinizin olmamasına aldırmadan, yollara çıkıp dehşet saçıyorsunuz. Sonuç; çarptığınız kişi ağır yaralı siz ise hava yastıklarınızdan dolayı küçük sıyrıklarla atlattınız kazayı.

Teşbihten anlamıyorum ki ben! Bunu neden böyle yazdın diyen, sevgiyle beslenen küçük beyin için de onun anlayacağı dilden anlatayım. Her insan doğası gereği sevilmeyi sever ve bu yüzden de sevmeyi öğrenir. Doğduğu günden beri sevgi gören, fakat orantısız geliştirdiği beyni, bu sevgiyi nasıl gösterip kontrol edeceğini bilmediği için, karşısındaki insana hunharca saldırıp kendine bağlar, ardından da arsız şehveti sonrasında, aslında sen beni yanlış anladın deyip çekilir. Burada bitse gene iyi. Bir biçimde sizinle iletişimde kalmaya devam eder. Hediyeler alır, hadi kahve içelim diye sizi karşısında eritircesine sohbet gecelerine davet eder, hayasızca aşktan dem vurup sizin beyninizle oynamaya devam eder. Kafanızda deli soru işaretlerine sebep olur. Benden nefret etse kahve içmeye çağırmaz, Aşkla onun sorunu benimle değil, bence birlikte aşabiliriz bunu diye, sizi umut denizinin ortasında debelenmeye sürükler.  Elbette ki bu durumdan en çok etkilenen taraf ortada kalan kurbanımız.

O kurbanı tanıyorsunuz değil mi? Bu yazıyı okuyor şu anda. Eğer sizin başınıza böyle bir şey gelmemişse, şanslısınız ama çevrenizde bu şekilde kurban edilen birinin bu durumu size anlatıp omuzunuzda ağlamasından kurtulacak kadar da şanslı olamazsınız. Yani bir biçimde bu hikayelerden siz de yara aldınız. Sonuçta aşk acısı sonrasında teselli etmeye çalıştığınız dostunuzun salya ve sümükleriyle muhatap olmak kimseyi mutlu etmez.

Öyle ya da böyle hayatın bir yerinde mutlaka aşkla karşılaşacak ve paşalar gibi acısını da çekeceksiniz. Bunu hak eden biriyle yaşayabilmek bu zamanda biraz şans işi olsa da siz umudunuzu kaybetmeyin. Ama şunu da kulağınıza küpe edin.  ‘’Aşkı sandıklara kaldırmak da neymiş? Sifonu çek gitsin! Kendine en uygun fosseptik ilişkiyi bulacaktır.’’

Not: Bu yazı herhangi birine ithafen yazılmamıştır. Sadece duyulan serzenişlerin sevdiğim insanlar adına özetlenişidir. Saygılar.

Son Yazılar