Ters İlişki
Ensar Bayburt

Ensar Bayburt

Ters İlişki

25 Ağustos 2014 - 09:35 - Güncelleme: 25 Ağustos 2014 - 09:36

Çıldırmak için çok elverişli hayat..!

Doğduğumuz günden itibaren bir savaşın içindeyiz.

Kendimizi ifade edebilmek için, yürüyebilmek için, koşabilmek için, okulda başarılı olmak için, iyi bir iş sahibi olmak ve o işte başarımızı devam ettirebilmek için… Bunları yaparken elbette önümüze engeller çıkaca; zaman zaman çok zorlanacağımız engeller.

Birçoğunu aşabilirsiniz ama en çok zorlanacak olduğumuz elbette “patron egoları”… İnsanlar para kazandıkça, hayatlarının şekli kazançlarının miktarına göre değişiklik gösterir. Kimse bana ‘’para beni değiştirmez’’ demesin.

Kimisinde küçük; kimisinde köklü değişikliler yapsa da mutlaka para insanı değiştirir. Evet bu kaçınılmaz bir durum.

Ama bunu kontrol ettiğiniz sürece hasar miktarı daha düşük olacaktır.

Bu haftaki yazımda değinmek istediğim konu; patron ve patroncuklarla alakalı. İnsanların mekan sahibi olmaları onların patron olduğunu anlamına gelmez.

Tamam, TDK patronluğu belki buna yakın bir tarifle anlatmış olabilir ama o iş öyle değil arkadaş.

Benim gözümde patron bir iş yeri sahibi olmasının yanı sıra; sahiplenici saygı gösteren, yönetici vasıflarını taşıyan, çalıştırdığı kişiye ödediği paranın hakkını mantıklı bir şekilde talep eden, çalıştırdığı kişinin bir ‘’İNSAN’’ olduğunu unutmayan adaletli kişidir.

Taviz gösteren tek tarafın patronlar olması gibi bir durum elbette yok ortada.

Sonuçta para ödediğimiz her şeyin bizim talebimize uygun şekilde hizmette bulunmasını istemek, hepimizin doğal hakkı; elbette patronların da.

Bir de patroncuklar var ki bunlar hepimizin iş hayatında karşısına çıkabilecek IQ seviyesi en fazla 50 olan insancıklarıdır.

Gözle görülen en önemli özellikleri yapmacık gülüşleri ve abartılı vücut dilleridir. Aslında kendilerini lanse ettikleri kişiden çok farklıdırlar.

Kendilerini “orjin” entellektüel olarak adlandıran bu kişiler, biraz para ve birkaç çalışanı bir arada görünce kendilerini adam yerine koyan ve kendilerine göre pahalı diye adlandırdıkları çakma parfümleriyle varoş kokularını bastıran ezik tiplerdir. Çalıştırdıkları kişilerin ‘’İNSAN’’ olarak bir değeri yoktur.

Ne kadar kalifiye olursa olsun ‘’dışarda senden çok var’’ diye çalışanını aşağı gören ama aslında o işle alakalı çalışanı kadar bilgi sahibi olmayan insanımsı kişilerdir.

Patroncuklar, sizinle bir ilişki kurmaya çalıştıklarında bunu yapılması gereken en laçka ve iğrenç, aynı zamanda olması gerekenin çok dışında ters bir ilişki şeklinde isteyeceklerdir.

Bunu hiçbirimiz istemeyiz.

Ama yine de bunu yaşamak zorunda iseniz, korunun!

Eğer bir çalışan olarak kendinize ve yaptığınız işe güveniyorsanız asla patroncuklara tevazu göstermeyin.

Unutmayın ki siz olmazsanız onlar da olmazlar! Kazandıkları her kuruşun tek sahibi aslında sizlersiniz.

Tamam kişinin kendine olan güveni, iş verenini aşağılaması ve ezmesi, bunu ona karşı sürekli kullanıp bir tehdit unsuru haline getirmesi de yanlış.

Sonuçta o iğrendiğimiz kişilerden biri olmak istemeyiz.

Toparlarsak, birileri işveren, birileri de çalışan olacaktır.

Para ödeyen kişi olmanız karşınızdaki insanı aşağı görmeniz anlamına gelmez.

Tevazu göstereyim derken de çalışanınıza kendinizi ezdirmeniz de gerekmez.

Aradaki ince çizgiyi çok iyi koruyan işverenler mutlaka başarılı olmuşlardır. Umarım siz de onlardan biri olursunuz.

Saygılar.

Son Yazılar