Mış Gibi Sanat Evi
Ensar Bayburt

Ensar Bayburt

Mış Gibi Sanat Evi

04 Eylül 2014 - 11:46 - Güncelleme: 05 Kasım 2014 - 12:27

Bu şehirde bir çok mekanı bilirim ve bir çok mekanda beni bilir. Her yerin kendine ait bir havası var. Zamanla mekanda vakit geçiren kişilerin kalıplaşması ise kaçınılmazdır. Kah zevkleri, kah mekanın hizmeti. O ya da bu şekilde bir alışkanlık edinir insanlar, mekanlara olan bağlılıklarını ortaya koyarlar. Bu hafta size asla ısınamadığım ve asla ısınamayacağım bir yerden bahsedeceğim ‘’Sanat Evi’’

Bir çoğunuz bilir Zeytinlik yokuşuna çıkarken hemen sağ tarafta, eski vali konağının olduğu mekan. Aslında binayla veya bahçesiyle bir sıkıntım yok. Beni rahatsız eden gelen giden misafirleri. Trabzon’da sanatla alakalı olan yazar, çizer, oyuncu, şarkıcı, yönetmen vs. herkesin zaman geçirdiği uzun uzun sohbetler edip, öyle ya da böyle sanatla alakası olmayan kişilere ırkçı gibi bakıp kendi içlerinde de mutsuz tipler topluluğu. Bir çoğu birbirine benzer saçı sakalı ‘’tarz’’ diye birbirine karışmış halbuki parasızlıktan tıraş olamayan tipler. Masalarında sabahtan akşama 5 bardak çay olan bir simidi bölüşen ‘’artist’’ topluluğu. Parasızlık falan benim takıntı yaptığım şeyler değil. En nihayetinde bende Vehbi Koç’un oğlu değilim. Benim kızdığım şey başka.

Sanat adına Trabzon için ne yaptınız? Ben şimdiye kadar Trabzon’u anlatan adam akıllı bir belgesel izlemedim. Trabzon ve Trabzonluyu anlatan bir filmin hasretini çektik yıllarca. Şimdiye kadar film ya da dizilerde dinlediğim şivenin, bu yörede hiç duymadığım insanın midesini bulandıracak bir şive olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi? E ne oldu sonunda bir film çekmeye karar verdiler herkes gibi bende çok heyecanlandım çıkan sonuç ‘’Sümela’nın Şifresi’’ tam bir hayal kırıklığı. Trabzonluyu geri zekalı, kadını erkeği küfreden kişiler gibi gösteren. O çok övünüp inandığımız pratik zekamızı yerle bir eden bir filmdi. Alper Kul’un oyunculuğunu hiç beğenmemişimdir. Bunun sebebi; Onu ilk defa  Sümela’nın Şifresi isimli filmde görmemdir. O kadar sahte bir Karadeniz oyunculuğu vardı ki onunla alakalı iyi bir fikre kapılmam imkansızdı. Allah aşkına üç ayak horonu öğrenemedin mi? Birde çok lazımmış devam filmini çektiler…

Geçen kış izlediğim ‘’Bizum Hoca’’ filmi çok daha kararındaydı bence. Özellikle Trabzon Devlet Tiyatrosu Oyuncularının oyunculukları, gerçek şive kullanımı, beni fevkalade mutlu etti.

Gelelim sanat evinin ‘’-mış gibi Sanatçılarına’’ yaptıkları etkinliklerden kaçınızın haberi var? Yıllardır basın camiasının içinde öyle ya da böyle bulunmama rağmen ben bile birçoğunu duymuyorum! O mekânda bulunan insanların bir kısmıyla arkadaşlıklarım var ama onlarla olan sohbetlerimde genelde birbirilerinin dedikodularını yaptıkları için görüşmelerimiz pek nadir oluyor.

Bu şehirde sanat adına iyi şeylerde oluyor elbette. Örneğin: Kış döneminde gittiğim, gözlerimi kırpmadan izlediğim, kulaklarımın pasını silip, ellerim patlayıncaya kadar alkışladığım ‘’beyaz saçlılar’’ grubunun yaptığı müzik hem Avrupai hem de samimi. Ayrıca Sunay Akın, Volkan Konak, Nazan Bekiroğlu, gibi sanatçılarımız var. Daha iyilerinin yapılması için içimizde büyük yetenekler var biliyorum ayrıca Sanat Evine giden herkesi aynı kefeye koymuyorum elbette. Ama gereksiz egoların bir kenara bırakılması gerek.

Şimdi bu yazıyı okuyup bana kızacak olanlar var biliyorum ama bende de bol bol buz var sorun değil yani. Kızmayın iş yapın, birbirinizin gözünü oymak için bekleyeceğinize sanatınızı icra edin. Bu şehirde 14 yıldır radyo programcılığı yapıyorum ve şehrin en iyilerinden biriyim. Neden mi? Çünkü her mantıklı eleştiriyi kabul edip daha iyisini yapabilmek için çalıştım. İşimle ilgilendim başkalarının yaptıklarıyla değil. Umarım gerçek bir sanat şehri oluruz.

Son Yazılar