Yıl 2014, yıllardan hatta günlerden hala Ünzile…
Ünzile insan dölü
On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe un ufak
Ve gelir de görücü
İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi.
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk, hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın ünzile
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor
Oysa kaç yıl geçti üzerinden bu yaranın üzerine parmak basılalı… Ünzile kaç koyun ediyor hesabı yapılalı..
Evet dünlerden Ünzile,
Bu günlerden Kader…
Ve aradan geçen zamanlarda adı sanı geçmeyen nice KÜÇÜK GELİNLER
Günlerden Kader diyorum hepsinin adına. Kader 11’inde gelin edilen, 12’ sinde çocuk doğuran, 14’ünde ölü bulunan Türkiye’nin çocuk gelini. Ve Kader’in ardından tam da kelimelerin bittiği noktadan söze nasıl girilir bilemiyorum açıkçası.
13 yaşında kızı olan bir anne olarak ve 21 yaşımda kendi isteğimle evlenip anne olmama rağmen; üstelik hala kendimi büyütemediğimi de düşünürken zaman, zaman o çocuğun sesi nasıl olunur ki?
Bildiğim şu ki; o daha küçücük bir bedenken ondan beklenen kadınlık, istenmeyen bir evliliğe katlanabilmek, kendi başı okşanacak çağlardayken, doğurduğu çocuğa sağlıklı, sevgi dolu şefkat gösterebilmesi hangi zihniyetle beklenebilir.
Anlamadığım şu ki; kadından çocuk çıkarda, çocuktan kadın çıkmazı anlayabilmeleri için kaç Ünzile, Ayşe, Fatma, Kader ve bunlar gibi nicelerine kıyılacak. Kaç kıyımdan sonra onların sesine kulak verilecek.
Bir tanesi şöyle demiş mesela; “15 ‘inde evlendirildim. Korkunç bir şey tanımı yok. Büyüklere saygı olsun diye ayağa kalkılabileceğini bilmezken ilk dayağımı bu sebeple yedim”
Bir diğeri; 13 yaşında’’ haydi kalk kocana gidiyorsun diyerek 30 yaşında bir adama verildim. Adamı babam gibi sanmıştım ama gece olduğu zaman babam gibi düşündüğüm adamdan çok korktum ve hala korkuyorum ‘’diyor.
Başka bir tanesi ‘’hayatta değiştirme şansım olsaydı babamı değiştirirdim ‘’ diyor ve kendi anasına babasına dertlerini anlatamayan bu çocukların hissiyatlarına nasıl tercüman olunur ki?
Merak ettiğim; toplum kaidelerine, kurallarına, yere batasıca örflerine adetlerine, aşiretlerine dahası 12 yaşındaki çocuğa nefsi uyanan zihniyeti makul gören bir ebeveyn olarak; Kader’in dünyaya getirdiği yeni kader kurbanı çocuklara, annelerine ne olduğunu nasıl anlatacak?
Ey efendiler, ağalar, paşalar, beyler, çocuklarına koyun hesabı yapıp er kişiyim diye ortalıkta gezinen, bu zihniyette ki zat-ı muhteremler; şimdi sizler ‘Kader’in adını önce ‘Kader’ koyup, kaderini elbirliğiyle çizip, yetmezmiş gibi sonuna sebep olup ve bunun adına da ‘’Kaderi böyleymiş’’ diyerek dizlerinizi dövüyorsanız şayet;
Yatacak Yeriniz var mıdır?
Sorarım.




