Konu hakkında çok konuşuldu ,yazıldı ,çizildi.
Oysa ki üzerinde durulması gerekmezdi belkide hele ki yaşamayan ,bilmeyen ve o duyguyu tadmayan insanın ağzından dökülen kelimelerle haraketle…
Garip olan da buydu belki de…
Çoğunluğu aynı yada benzer duyguları taşıyan kadınlar karşısında;duygularından bihaber şekilde yorum yapılması yada tabiri caiz ise ahkam kesilmesi…
Efendim sonra derler ki feminist kadınlar.
Oysa bu kadınların neden durduk yere böyle düşündüğünün analizi yapılmaz duygu dünyasını görmezden gelerek.
Örnek vermek gerekirse; Hangi kadına rastladınız?
Askerlik konusunda ahkam kesecek fikirler beyan eden…
Etmezler.Çünkü sizin bizler hakkında bildiğiniz yüzeysel konular gibidir askerlik konusu kadınlar için.Verdiğim örnek ki hamilelikle kıyas bile edilemezken hangi erkek çıkıpta hamilelikte neler yapılması ,nasıl davranılması gerektiğinden dem vurabilir ki?
Bir hamileliğin kutsallığı en çok da hamileliğe bakış açısında gizliymiş demek ki.Ve anneye duyulan saygıyla eşdeğer olmalıymış kanaatimce.
Her hamile kendi yaşadığı zorlukları ,duygu değişimlerini,sağlık problemlerini,güzelliklerini,ağrısını ,sızısını,korkusunu,endişesini ve daha bir çok duyguyu o oluşumu yaşadıkça hisseder.Ve her insanın her duyguyu karşılama potansiyeli aynı değildir elbet…
Kimi avaz avaz yaşar ,kimi içine çeke çeke,Kimi dışa vurur, kimi sindire sindire…
Hamile kaldığımda yaşadığım duygulardan bahsetmek gerekirse;önce kendinizi çok özel hissedersiniz sonrası kaygı ve sonrası korku…
Üzerinizde tatlı bir ağırlık hissettiğinizde o tada korkularınız ve kaygılarınız eklenir ve çoğu zaman tadına varamazsınız bile.
Endişeli bir bekleyiş…
Yaradan ‘ın lütfettiği görevi başarıyla tamamlayabilecek miyim ? endişesi en çok..
Kimi zaman yapamayacağım korkusu galip gelsede ruh dünyanızda ,tüm korkularınıza rağmen devam edersiniz anne adayı olmaya.
Oysa ne garip ki hiçbir fikriniz yoktur iyi bir anne olabilecekmisiniz yada hamileliği tamamına erdirebilecekmisiniz sorularına cevaben. Uykularınız kaçar çoğu zaman.
Endişeleriniz artarak büyür sorumluluk duygusuyla sizi kemirerek içten içe..
Kendinizi çok özel hissediyorsunuz amma ahh bu kaygılarınızda olmasa.. Ve gittikçe ağırlaşır , bedeninize hükmedememeye başlarsınız ki siz o aralar zaten kendinizi beğenmez ne giyseniz yakıştıramaz olmuşsunuzdur çoktan.
Öte yandan günlük yaşama ayak uydurmaya devam edersiniz ya ;yürümek belkide yeni öğrendiğimiz zaman bile bu kadar zor olmamıştır kimbilir?
Ya nefes almak ‘’Allah’ım bu kadar zor olabilirmiydi de kolayken kıymetini bilememişiz diye Hamd-ü Senalar edersiniz.Öte yandan; bir taraftan bir tarafa dönmek takriben 3-4 kg yükle bu kadar zor olabilir mi yattığınız yerde.Oysa ellerimizde poşetlerle bundan daha ağır yükler taşımıyormuyduk ki defalarca… Ve yakanıza yapışıp, bırakmayan bu korkuda neyin nesi?
‘’Allah’ım doğurabilecek miyim yada sağ –sağlim alabilecek miyim çocuğumu kucağıma.
Son günler geçmek bilmez kolayına,üzerinizde ağırlık,yüreğiniz ağzınızda ve hala çok özelsiniz ya…
Hülasa bunlar 9 ay 10 gün boyunca hatıranızda kalan duyguların belki de binde biridir aslında.Ve unutursunuz yaşadıklarınızı sonucun mutluluğuyla.
Hal böyle olunca yaşayan sizken bu duyguları ,hangi yaşamayan ,bilmeyen ‘’hamile dolaşmak ahlaksızlıktır’’diyerek basabilir damarınıza ağır ithamlarla…
Ve ben duygularımdan bahsederken söylemlerinizdeki yüzeysel konulardan hiç bahsetmedim farkına varıldıysa.Karnım şişti,kalçam büyüdü ,şeklim bozuldu ,çirkinleştim vs gibi estetik konulara hiç girmedim gördüğünüz sadece buysa.
Hangi beyin hamile bir kadına şekil bozukluğunu baz alarak bakıyorsa ve hangi göz kucağında bebeğini emziren anaya göğsü dışarıda bir kadın gibi bakabiliyorsa ve ısrarla öyle görmek yada görmek istiyorsa; Gitsin, annelerinin gözlerinin taa bebeklerine bakıversin anlamasada.
Orada görecektir hamile gezmenin ahlaksızlığını eğer ahlaksızlıksa… Tüm analarımıza Saygıyla




