Efendim birçoğunun malumu üzerine Her yıl ağırlıklı olarak Ankara’da düzenlenen, geleneksel ‘’Her yönüyle Trabzon günleri’’ bu yıl ilk kez yurtdışına açıldı. Almanya’nın Dortmund kentinde gerçekleşen Trabzon Günleri her yıl düzenlendiği gibi aslına uygun taşındı yurtdışına. Eksikler belki çoktu ama farklılık yoktu.
Büyük organizasyonun, büyük bir maliyeti olacağı aylar önceden hesaplandı, kitaplandı, konuşuldu, tartışıldı.
Hemen hemen her yıl düzenlenen Trabzon Günlerinde bu yılda görevli olarak bulundum. Önceki etkinliklerle kıyaslamam gerekirse Dortmund’tan Trabzon’ a bakmak bilinenden farklı değildi bize göre. Trabzon her yönüyle aynıydı. Amaç Trabzon’u tanıtmak ve yansıtmak ise organizasyon başarılı olmuş denilebilir. Farklı bir pencereden bakalım diyecek olursak bilinenlerin harici farkımız yoktu Dortmund’ta. Trabzon’un az bilinen ya da bilinmeyen değerlerini ön plana çıkarma gayretimiz olmadığı bu yılda aşikardı.
Yetkililerin açıklamalarına göre 910 bin Euro harcanan etkinliklerde; katılımcı hedef kitlesinin kimler olduğunu irdelemek gerekir diye düşünmeden edemiyorum. Evet, organizasyonun kolay olmadığını farkındayım, buradan Avrupa ülkelerine açılıp Trabzon’u tanıtmak elbet kolay bir iş değildi. Ve elbette niyetimiz organizasyona kusur bulmak ya da yermek değil. Niyetimiz öneri olarak kabul görür düşüncesiyle gördüklerimizi aktarabilmek naçizane.
Nitekim Almanya’da milyonlarca gurbetçimizin yaşadığını biliyor ve Trabzon’u ayaklarına getiriyorduk. Gurbetçiler için hayal ötesi bir organizasyon olmakla birlikte ,tanıtım açısından verim alındığını düşünmüyorum.
Çünkü; gerek orada yaşayan vatandaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde, gerekse bizzat gözlemlediğimiz kadarıyla tanıtım kısmı zayıf kalmıştı. Vatandaşların söylemlerine göre Alman basınında pek duyurulmayan etkinlikleri, onlar da görevli olarak gelen akraba ve dostlarından duyup öğrenmişlerdi.
Öte yandan Dortmund il yöneticilerin fuarımıza bizzat eşlik ederek kardeş şehir Trabzon’u en iyi şekilde ağırlayabilme gayretleri göz ardı edilemezdi. Fakat tanıtım adına fuar alanında; bize yabancı yani Alman vatandaşlarıyla bir arada olamamıştık. Bana göre organizasyonda en çok dikkat edilmesi gereken husus'' ne kadar yabancı insana kendimizi tanıtabileceğimiz'' olmalıydı.
Ayrıca fuar alanına girişin ücretli tutulması gelecek olan Alman ve Türk vatandaşların sayısını düşüren önemli faktörlerden biriydi kanaatimce. Kişi başı 5 Euro giriş ücreti söylenirken fazlaca gelmese de, 4 kişilik bir ailenin giriş ücretine sebep kapıdan geri döndüğü de gözlemlerime takılmıştı. Yani tanıtım fuarına daha içeri girmeden, gezmeden giriş ücretinden dolayı nokta koyuyordu bazı vatandaşlar.
Çünkü Almanya’da gezip gördüklerimize göre insanlar marketten alış veriş yaparken bile market poşetinin paralı olması sebebiyle aldıklarını kucağında arabalarına taşıyor ,yani bizler gibi gereksiz para harcamaya ,tüketmeye odaklı yaşamıyorlardı. Velhasıl aslında bizlerin, orada ki yaşamlara göre lüksümüze daha düşkün bir millet olduğumuz gözler önüne seriliyordu.
Katılımcı eksikliğinin bir başka faktörlerinden biride fuarın ilk iki gününün mesai günlerine denk gelmesiydi aslında. Yine Türkiye’ye kıyasla Almanya’da mesai günleri ve saatlerinde sokaklarında bile insan kalabalığına rastlamak pek mümkün değildi. İzin günleri hariç , izin kullanmalarının pek kolay olmadığı sokakların boşluğundan belliydi. Hafta sonu fuar alanı en renkli ve en kalabalık günlerini yaşayabilmişti haliyle…
Konuştuğumuz esnafların bir çoğu zarar ettiğinden bahsederken bana göre; buradan giden vatandaşlarında Alman mutfağına güvenip, gözü kapalı dalamamaktan dolayı olsa gerek, fuara Akçaabat Köftecileri damgasını vurmuştu.
Etkinlikler kısmında sıkıntılı aksaklıkların olmaması, Alman görevlilerin işlerini titizlikle yaptığını gösterdi bizlere. Etkinliklere ilgi alaka güzeldi ve etkinlik kapsamında da horon damgasını vuruyordu fuar alanına. Ayrıca fuar alanında güvenliğin titizlikle gerçekleştiği gözden kaçacak gibi olmamakla beraber; Alman güvenlik görevlilerinin, su istimale izin vermeden görevlerini yaptıklarını söylemeden geçemeyeceğim.
Dortmund kardeş şehir Belediye Başkanları ve görevlileri güler yüzleriyle ve davetleriyle en çok da dikkatimi çeken protokolsüz, bizlerden birileriymiş gibi yanlarımızda bulunarak dostluklarını sergiliyorlardı.
Öte yandan insanların kalacakları yerlere ve fuar alanına transferleri gayet nizami bir şekilde, insanlar mağdur edilmeden gerçekleşti.
Başlarda söylediğim gibi kolay değildi elbette yurtdışında böylesi bir organizasyona imza atabilmek Trabzon için. Önümüzdeki yıllarda daha fazla kitleye ulaşması gerektiğini düşündüğümü belirterek emeği geçen tüm yetkilileri ve katılımcıları şehrim adına kutlarım.
Son olarak söylemeden geçemeyeceğim ,en önemli özelliklerimizin başında ; iyisiyle kötüsüyle Almanya sokaklarından tutunda, fuar alanından, otelinden, otobüsünden, uçağına varana kadar her yerinde ,tek kelimeyle bir kez daha ‘’Bize her yer Trabzon’du’’




