Bugün Trabzon’dan Başbakanımız Erdoğan geçti. Yoğun bir kalabalık ve üç gündür süregelen hummalı bir çalışmanın ardından. Başbakanımız bizlerle dertleşti. O dertleşti de biz dertleşemedik her zaman ki gibi.
Konu başlıklarıyla bende dertleşmek istiyorum nacizane.
Öncelikle Sayın Başbakanımızın 61 ‘ e olan sempatisine verdiği örneklerle, Trabzon’dan yüzde altmış bir oy beklentisi olduğunu öğrendik. ‘’Bize her yer 61 ‘’dediğimiz bu kentte, başbakanımızın kentin her yerinin köstebek yuvasına dönüştüğünü görüp görmediğini merak ediyorum doğrusu.
Birçok projenin açılış kurdelesini keserken bugün, nerelerin tam olarak faaliyete geçtiğini biz Trabzon’ da göremedik, siz görebildiniz mi ya da sordunuz mu neyin kurdelesini kesiyoruz diye?
Bende 61 kere maşallah demek istiyorum bu kente ama diyemiyorum üzgünüm.
Evet, Trabzon’u söz verdiğiniz üzere büyükşehir yaptınız da biz büyük şehir vasıflarını, bu şehirde hala neden göremiyoruz?
Trabzon’da neden iş bulamıyoruz ve neden fabrika açılışlarımızda kurdeleler kesmiyoruz.
Diğer konulara değinirsek; Dün ayağınızın tozuyla Rusya’dan geldiğinizden ve ülkeler arası daha önceleri yaşananların üzerine sünger çekip, dostluk mesajları verdiniz. Aynı gün içinde büyükelçimizin Mısır’dan kovulduğundan hiç bahsetmediniz. Büyükelçimizin Mısır’dan kovulması, diplomatik ilişkilerimizin düzeyinin göstergesi olarak baz alınmamalı mıdır?
Yine sizin söylediğiniz gibi; şimdiye kadar olan başörtüsü mağduriyetini ve başörtüsü özgürlüğünün ülkeyi bölmediğini izah ettiniz örnekler vererek. Hatta başörtüsüne karşı çıkanlara; ‘’Uzaya mekik gönderdiler de başörtüsüne mi takılıp gidemedi ‘’diye serzenişte bulundunuz. Oysa bu şehir ve seslendiğiniz halkın bir tanesini bile karşı çıkmadı başörtüsü fikrine fakat başörtüsüyle idol bir ülke olup, uçtuğumuzu da göremedik.
Türkiye’nin hatta dünyadan Türklüğün geçtiği her yeri ziyaret edip, kuştüyü yataklarda yatanların gidip oralarda siyaset yapmasını söylediniz. Ve ciddi olarak şimdiye kadar merak etmediğimizi merak ettirdiniz. Sahi Başbakanım gerçekten kuştüyü yatakta yatmıyor musunuz? Sadece şehrimde geleceksiniz diye yapılan masrafı görmezden mi geldiniz?
Elbette sevindirici haberlerde duyduk ağzınızdan dökülen. Mesela IMF’ye artık borçlu olmadığımızı hatta bizden borç istediğini söylediniz. Sayın Başbakanım o zaman bu ülke insanların en büyük sorunu neden hala geçim sıkıntısı. Ve ülke gündeminden geçim sıkıntısı çeken, borçları yüzünden intihar eden insanların haberleri neden düşmüyor?
Öğretmenlerimize şükranlarınızı sunarken; öte yandan atanamayan öğrenenlerimizin sayısını ve sorunlarını neden es geçtiniz?
Karadeniz insanının mertliğinden bahsettiniz. Aklımda o kadar soru var ki, sizin de dediğiniz gibi ‘’içim neyse dışımda odur’’ ‘’Özüm neyse sözüm de odur’’.Dolayısıyla Türkiye sofrasında hepimize yer var dediğiniz sofralara oturmaktır niyetimiz.
Ve yine dediğiniz gibi; öldüğümüzde eşit olacağız. Er kişi /Hatun kişi niyetine soracak hoca. Başbakan yâda halk olarak sormayacak dediniz. Ve bir de ‘’Haklarınızı helal ettiniz mi’’ diye soracak hoca Sayın Başbakanım.
Ezberlettiğiniz şarkıda söylendiği gibi "beraber yürüdüysek bu yollarda" 61 kere Helalleşeceğiz inşallah…




