Trabzon'un Protokolü!
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Trabzon'un Protokolü!

05 Nisan 2016 - 10:31

Her yazımı yazarken, toplum psikolojisinden anladığım oranla gelebilecek eleştirileri de hesaba katarak, yani göze alarak yazarım.

O nedenle isteyen istediği yorumu yapabilir.

Katılır, katılmaz, inanır, inanmaz, bunlar tamamen olağandır.

Zaten bu işi yapıyorsanız, yazıyorsanız, resim yapıyorsanız, film çekiyorsanız, tiyatro oynuyorsanız, bir iş icra ediyorsanız, eleştiri o işin cilvesidir.

 Hakaret, olmadığı müddetçe olağandır.

Yazıma başlamadan bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymamın sebebi, bazı gazeteciler, özellikle gazeteciler tarafından eleştiri aldıklarında “hazım sorunu” yaşayarak soluğu savcılıkta alıyorlar ve karar geldiğinde, "Şikayete konu olan kişi, şikayetçi gibi gazeteci olduğundan eleştiri hakkını kullanmıştır" yazısını görünce de şoke oluyorlar.

Akıl, bilgi, fikir çerçevesinde toplum düzenini bozabilecek her çarka çomak sokmak, hem bireysel, hem de gazeteci olarak sorumluluğumuz.

Yeterince açıklama yaptığımıza göre konumuza başlayabiliriz.

Trabzon'daki kalıplaşma ve kamplaşmanın bu kadar kabul görmesi hepimizin suçu, kabul edelim.

Şuanda Trabzon'u toplasanız 10 kişi yönetiyor.

Onların dedikleri oluyor, onların istekleri kanun yerine geçiyor, onların fikirlerine göre şehir şekilleniyor ve yönlendiriliyor.

Bu sığ görüntü, şehrin geleceği noktasında endişe yaratıyor.

Şimdi Trabzon protokolüne bakalım.

Hemen her kurumun etkinliğinde, spor müsabakalarında, STÖ toplantılarında, etkinliklerde bu 10 kişi var.

Protokolün arkası da bu 10 kişinin karısı, kocası, eşi, dostu, amcası, babası, halası, teyzesi...

Bu şekilde bir görüntü verilmesi şehrin aynasını yansıtıyor.

Devlet kurumlarının da aynı şekilde yönetilmeye çalışıldığını söylesek abartmış olmayız.

Mesela Trabzon Büyükşehir Belediye ve Ortahisar Belediyesi'nin başkandan çaycısına kadar akrabalık ve eş-dost bağlarını ortaya koyan bir şema çıkartsak.

Nasıl bir tablonun ortaya çıkacağını düşünebiliyor musunuz?

Hemen söyleyeyim;

Dıdısı, onun dıdısı, dıdısının dıdısı...

Böyle uzar gider.

Bunlar hepinize normal mi geliyor?

"Başka bir parti iktidarda olsa aynısı olmayacak mı?" sorusu gelebilir.

İnanın bu durum "iktidar hedeflemesi" gibi basite indirgenecek bir sorun olmaktan çıktı.

İş bilir, bilmez gözetmeksizin her işin başında “dıdılar” olursa, o şehir ancak olduğu yerde sayar.

İş bilen bir “dıdınız” varsa anlarız, ancak ilkokul mezunu adamı getirip, birim amiri yapmayın mesela!

Protokollerde bir tane bile farklı fikirde, farklı düşüncede insan yok.

Hadi diyelim ki açılışlar, proje tanıtım toplantıları neyse,

Yahu Trabzonspor hani üst kimlikti,

Trabzonspor hani hepimizin ortak değeri idi,

Ne oldu CHP, MHP ve diğer partiler Trabzonsporluluktan vaz mı geçti?

Neden Trabzonspor'un hiç bir yerinde yoklar?

Kendileri istediği için mi?

Şöyle bir kanun çıktı da bizim mi haberimiz yok;

"Yönetim kadrolarına kim seçilirse, onların dışında hiç kimse şehirle ilgili kararlar noktasında söz sahibi olamaz ve protokollerde yer alamaz ve Trabzonspor'dan mümkün olduğunca uzak tutulması sağlanır"

Böyle bir kanun çıktıysa bizim haberimiz yok.

Eskiden STÖ'lerin şehirle ilgili bir proje hakkındaki yorumları dikkate alınır ve hiç bir korku, çekince olmadan yayınlanırdı.

Şimdi ise ne STÖ'lerin sesi çıkıyor, ne de gazeteler yazabiliyor.

Sonra, "Trabzon neden böyle, Trabzon'un sorunları neden çözülmedi?" soruları soruluyor.

Sormayın bu soruları, biraz tabloya bakın ve müdahale edin.

Akyazı'ya Şehir Hastanesi yapılması tartışılıyor mesela.

Bakan Süleyman Soylu fetvasını verdi.

Bir kişi çıkıp Soylu'nun açıklamalarının tersinde bir şey söylesin hadi.

Bir tek Tabipler Odası açıklama yaptı.

Mehmet Atala, biraz ses çıkardı, biraz da Faruk Kanca.

Onlar da hemen Bakan Soylu’ya yalakalık için fırsat kollayanlar tarafından ötekileştirilmeye çalışıldı.

Oysa herkes biliyor ki; oraya hastane olmaz, olamaz…

Muharrem Usta böylesine hayati bir konuda sessiz, Nuri Albayrak sessiz, Faruk Özak sessiz,  ASKF sessiz, TÜFAD sessiz, AKP sessiz, CHP sessiz, MHP sessiz, sessiz oğlu sessiz…

Yeni moda çıktı Trabzon tartışarak zaman kaybetmesin (miş).

Uçan yolu tartışmadık, Kaşüstü’nü tartıştık, aradaki farkı göremeyecek kadar kör müsünüz?

Şimdi farklı fikirde olan insanların mı yanlış yaptığını düşüneceğiz, yoksa aksi hiç bir fikir beyan ettirmeyen bu ahmak ve acımasız sistemi mi eleştireceğiz?

Çok sesliliğin olmadığı hiç bir sistemde demokrasi ve adalet sağlanamaz.

Bu nedenle Trabzon'un farklı fikirlere ihtiyacı var ve o protokolde artık aynı kişileri görmek istemiyoruz.

En son örnekte olduğu gibi; Trabzonspor'un çok önemli bir değeri olan Trabzonsporlu futbolcu, Trabzonspor başkanı,  Trabzon Belediye Başkanı Atay Aktuğ'un İdmanocağı Voleybol maçında uğradığı saygısızlığın bir yenisi yaşanmaması için bir "DUR" demek gerekiyor.

Ama balık baştan kokar.

Devşirme il yöneticin, malzeme satacak diye Gençlik Spor İl Müdürünü görevden alırsan daha çok skandallar olur. 

Son Yazılar