Şehir hastanesi mi, deli hastanesi mi?
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Şehir hastanesi mi, deli hastanesi mi?

25 Ağustos 2016 - 13:39

Şehir Hastanesi ilk gündeme geldiği sıralarda Kuzey Ekspres Gazetesi'nin Yerin Kulağı köşesinde "Şehir hastanesi değil, deli hastanesi yapılmalı" başlığıyla şehir hastanesinin bölgede önemli bir ihtiyaç olmadığına dair bir yorum haber yer almıştı.

Bu yorum haber sosyal medyada büyük yankı bulmuş ve Trabzon'da yaşayan insanların büyük bir kısmının psikolojik desteğe ihtiyacı olduğu yorumları yapılmış ve "şehir hastanesi yerine deli hastanesi yapılmalı" örneklemesi ciddiye alınarak gerekliliği tescillemişti.

DELİLİK RUHUMUZDA VAR

İnsan gülümsüyor değil mi?

Trabzon'a yolu düşen, Trabzon'dan alışveriş yapan, Trabzon'da ticaret yapanlar Trabzon insanının farklılığını "deli" olarak yorumlayabilir.

Trabzon'da yaşayan insanlar da birbirinden farksız olmalarına rağmen birbirlerini "deli" olarak nitelendirmekten kaçınmazlar.

Trabzon'un farklı insan yapısının tahrikler karşısında karşı konulamaz bir hal almasını, hayat akışı içerisinde hal ve davranışlarından binlerce fıkra konusu çıktığını bilmeyen kalmamıştır. 

İşte bu farklı insan yapısı o kadar kullanılmaya müsait hale gelmiştir ki, bunu ancak Trabzonluyu iyi tanıyanlar yapabilir. Yani nabzı bildiği için şerbetini ona göre verir.

Uyanık gibi görünse de Trabzon insanının yumuşak karnını iyi bilenler, Trabzonlu üzerinden tarihten günümüze kadar prim yaparak çok iyi yerlere gelmiştir. Çok insanı vezir yapmıştır işte bu çılgın (deli) Trabzonlular...

Bazılarını başına bela, bazılarını ise gerçek bir Trabzon dostu yapmıştır ve verim almıştır.

 

DELİ DİYE KANDIRMAK

Gerçekten bu şehrin psikolojisi topyekün bozuk.

Haklı sebepleri var.

365 günün sadece 65 günü güneş gören bir şehirde insanın ne kadar normal olmasını beklenir ki...

Bilimsel bir araştırma yapılsa güneşi bu kadar az gören bir bölgenin insanında ne tür sorunların ortaya çıktığı gözler önüne serilse hepimiz hayret içinde kalabiliriz.

Ülkenin "yıkılmaz kalesi", "geçilmezi", "vazgeçilmezi", "kahramanı", "gizli başkenti", "Türkiye'nin T'si" misyonu yüklenen bu şehir, kimlik bunalımı yaşamasın, delirmesin de ne yapsın...

"Ver gazı, coştur lazı" boşuna mı var...

Hepsi bir sebep, hepsi bir sonuç...

O yumuşak karnı bilen üst akılların mağduru Trabzon'a dayatılan her şeyi hazmetmeye mahkum bırakılan Trabzonlu, süreç sonrasında nasıl bir hal aldığını ortaya koyduğunda "deli" unvanını alıyor.  Üst akılları sorgulamak yerine "Ne oldu bize yahu?" diyoruz.

"Nasıl olsa..." diyerek, Trabzonlunun hassasiyetleri üzerinden "Vatan, Millet, Sakarya" edebiyat ve "din" sömürüsü ile aklına eseni yapanları, vatandaş görmeye fırsat bulamasa da görenlerden ne kadar rahatsız olduklarını da biliyoruz.

Bu üst akılların "Deli" diye kandırmanın bedelinin vezir yerine rezil olmaktan geçtiğini de bilmeleri gerekir.

MAVİ SARAY ÇOK SARAY

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu'nun hafta sonu Mavi Saray'da yani Trabzon'un denizle buluştuğu tek seyahat gemisinde düzenlediği basın mensuplarının ve STÖ temsilcilerinin katıldığı toplantıda şehir hastanesi gündeme geldi.

Bu arada bakan beyin her seferinde toplantı için tercih ettiği Mavi Saray,  AK Partili etkili isimlerinmiş. Öyle ki Saray lokantaları her yerde başka bir isimle ortak açılıyor. Kimi milletvekili, kimi bürokrat kimi siyasetçiyle ortak. İşi biliyorlar Tebrikler.

Konumuz "parselleme" değil... Parselleme konusuna gelince bunu da işleriz. Mavi Saray kime saray bi bakarız...

Bizim esas meselemiz Sayın bakana Trabzon’daki herkesin bakanı olduğunu hatırlatmak. Geçmişte Faruk Özak’ın bakanlığında da Erdoğan Bayraktar’ın bakanlığında bu tür etkinlikler farklı farklı yerlerde yapılır ve herkesin kazanması sağlanırdı.

AKYAZI TRABZON'UN YÜZAKI OLMALI

Süleyman Soylu, Demokrat Parti'den gelen "demokrat" bir bakan.

En azından şehirle ilgili bir gelişmenin kamuoyunda tartışılmasına müsaade ediyor. (Düşünün buna bile seviniyoruz)

Şehir hastanesi konusunda da kamuoyunun değerlendirmelerini önemsiyor ve makul bir eleştiri (kendisini ikna edecek bir eleştiri) sonucunda şehir hastanesinin yeri konusunda değişiklik olabileceği sinyalini veriyor. Ve "istemezükçüler" bastırırsa şehir hastanesinin komşu illere yapılacağı tehdidini de vurguluyor. 

Toplantıda bulunan STÖ temsilcileri ve gazetecilerin bazıları bakana yaranma yarışına girdikleri için eleştirinin "e" sini yapmak gereksizdi. Böyle bir ortamda bakandan çok katılımcıların tepkisi ile karşılaşabileceğimizi düşündüğümüz için endişelerimizi yazıya dökmek daha anlamlı...

Sayın Bakan Soylu'yu bu eleştirilerimiz ikna eder mi bilemiyoruz ancak ufuk genişliğine güvendiğimiz bakanımızın en azından bu maddeleri dikkate alacağına inanmak istiyoruz...

1. Stresini atacak tek yerin Trabzonspor maçları olduğunu net olarak söyleyebileceğimiz Trabzon halkının sosyal yaşam alanlarına ihtiyacını karşılayacak diye umutlandığımız Akyazı'da bir hastane planlanması ne kadar doğrudur?

2. Trabzon'da bu kadar çok hastane olup, her hastanenin ayrı ayrı sorunlarının olduğu bir ortamda şehir hastanesi yapılması ne kadar doğrudur?

3. Yatak kapasitesi noktasında sıkıntı yaşandığını biliyoruz. Bu kapasiteyi arttırmak için mevcut hastanelerde, özellikle de Fatih Devlet Hastanesinde düzenlemeler yapılamaz mı?

4. Merkezdeki hastanelerin bölümlerinin Kaşüstü'nde kar etmediği ve bugüne kadar her zaman sorunlarıyla gündeme gelen bir hastaneye taşınmasının sonucu olarak diğer hastanelere yüklenme olmasının bir ihtiyaç doğurduğunu var sayarsak, şehir hastanesinin yapılması makul görülebilir (Yani büyük bir hata sonucu). Ancak Akçaabat Devlet Hastanesi'nin ve yine özel bir hastanenin olduğu bölgeye bu hastanenin yapılması merkezdeki yoğunluğu ne derece rahatlatacak? Mesela Of'taki hasta buraya nasıl gelecek?

5. 200 yataklı Fatih Devlet Hastanesi, yaklaşık 300 yataklı Numune Hastanesi'nin kapasiteleri arttırılamaz mı? Bu hastaneler bu haliyle şuana kadar Trabzon'un ihtiyacını karşılarken, 1000 yataklı hastane yapılması "rantı" akıllara getirmesi normal değil mi?

6. Çimento fabrikasının bulunduğu alanının yetersiz olduğunu ifade ediyorsunuz, etrafında bir miktar kamulaştırma ve yüksek kat atarak aynı alana sahip olunamaz mı?

7. Akçaabat ve Trabzon güzergahında henüz stadyumun açılmadığı bir ortamda dahi trafik sorunu yaşanıyorken, stadyumda yeri geldiğinde haftada 3 maç oynandığında ve burada değişik komplekslerin hayata geçirildiğinde nasıl bir trafik oluşacağını hayal edebiliyor musunuz? Bir de hastane olduğunu düşünürsek iki şeritli bir yolun bu trafiği nasıl kaldıracağını düşünüyor musunuz? Yolun kuzeyinde yapılan tünellerin ve yeni trafik düzenlemesinin yeterli olacağına inanıyor musunuz?

8. Çok çeşitli formüller üretilirken Akyazı'da hastane yapma inadınızın kafalarda soru işaretinin bıraktığının farkında mısınız?

9. Akçaabat'ta zamanında "otel mi, hastane mi yapılsın" diye tartışıldıktan sonra koca alana devlet hastanesi yapıldı ve şuanda bir çok sorunla boğuşuyor. Mevcut hastanelerin sorunlarını çözmeyi düşünüyor musunuz?

10. Her şeyden önce Akyazı’ya hastane veya sosyal-spor tesisi dışında başka bir tesisin yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığı söyleniyor. Bunu nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?

Akyazı Trabzon'un yüzakı olmalı... Elinde sadece sporu ve turizmi kalan Trabzon'un hastaneye ihtiyacı olduğu kadar sosyal yaşam alanlarına da ihtiyacı var. Örnek olarak önümüze konulan Giresun ve Ordu'da vatandaşın sosyal alan sorunu yok, hepsi planlanmış, deniziyle insanlar koparılmamış, teleferiği yapılmış, bisiklet yolları yapılmış, yürüyüş alanları yapılmış... Trabzon sahilinde ne var? Ganita'dan, Beşirli'ye kadar sahil şeridinde köftecilerden başka sosyal alan olarak sadece tenis kortları var. Trabzonluyu tenise yönlendirecek ne yapılmış? Yürüyüş yolun şöyle bir tur atın, kanalizasyon sularından gelen koku ve görüntüyü bir yaşayın. Denizin nasıl kirlendiğine bir şahitlik edin...

Önce sağlıklı yaşam alanları istiyoruz bu şehirde, belki o zaman hastane ihtiyacını da ortadan kaldırmış oluruz?

Ne dersiniz?

Aksi halde gerçekten Trabzon'a bir deli! hastanesi kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.

Son Yazılar