Onunla yoğruldum, onunla yoruldum, hüsranlar yaşadım, kaybettim, kazandım, insanları tanıdım, insan olamayanları bir de…
İnsafsızlığın nasıl olduğunu gördüm, karakterleri tanıdım, karaktersizliğin hangi seviyelere varabileceğini gördüm.
Tam bir “Kişisel gelişim okulu” gibi anlayacağınız…
Benim de yanlışlarım oldu elbette…
Koca 10 yıl ve mesleki değerlerin çoğu zaman hiçe sayıldığı, çıkarların ön planda tutulduğu, kurtların salya akıttığı, kaygan bir ortamda yaş ve tecrübe itibari ile yanlış yapmamak neredeyse imkansız…
Çoğu zaman sabretmek zorunda kaldığımız durumları, sadece ulaşmak istediğimiz kitleye hitap edebilince yok sayabildik.
Midemiz kaldırmadığı durumlarda da bulunduğumuz yerden uzaklaştık…
Vazgeçtiğim de oldu elbet...
Farklı meslek kuruluşlarına geçmek için, başka şehirlere gitmek için, devlet memuru olabilmek için birçok fırsatım oldu.
Çok bunaldığım anlarda “Nasıl bu fırsatları kaçırdım. Ben de işime bakar, karşıya geçerdim.” diye ahlanıp, vahlandım…
Her standart genç kız gibi toplumun bastırdığı “oku, iş bul, evlen” düzleminin kolaylıkla kölesi olabilirdim.
Ama bizim kafa başka çalışıyor işte… Sorguluyor, itiraz ediyor, düzeni, sistemi reddediyor…
Yani kısacası bedeli ne olursa olsun, hayatım boyunca istediğim, mutlu olacağım şeyleri, mutlu olacağım yerde yaptım.
“O, bu, şu, ne der” gibi,
bilinçli, yavaşlatıcı söylemler hiç umurumda olmadı…
Çünkü biliyordum ki “Her lafta bir adım dursak yol alamazdık”
Ayrıca çoğu meslekte olduğu gibi kariyerinizin sizin becerilerinizle, iş gücünüzle, çalışkanlığınızla, dürüstlüğünüzle doğru orantılı olarak ilerlediği bir meslek değil bizimkisi…
Bulunduğunuz mevki, çoğu zaman sizin çevrenizle, reklam pastanızla, yalakalığınızla, üçkâğıtçılığınızla, itaatkârlığınızla, şekillendiği için başarı(!)ya ulaşmak değerlerinizden vazgeçmek anlamını taşıdı…
Bu duruma hazmedemeyen birçok gazeteci de var tabi ki…
Onların varlığıdır zaten bana güç veren…
habercuk’un kurulumu da böyle gerçekleşti işte.
Trabzon için minik bir adım gibi görünse de haberCuk, kendi dünyamda bir devrimdir…
Çünkü artık özgürüm…
ÖZGÜRLÜK NEDİR BİLİYOR MUSUNUZ?
Özgürlük kendini tanımaktır.
Özgürlük, dışsal bir ayarlama değil,
içsel bir kazanımdır.
Özgürlük efendiye ihtiyaç duymaz, kendinin efendisi olmaktır özgürlük…
Robotlaşmaktan kurtulmaktır özgürlük…
Yardım almaktır özgürlük, ama asla emir almamaktır.