Korkunç filmin senaryosu değişir mi?
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Korkunç filmin senaryosu değişir mi?

25 Mart 2020 - 13:56 - Güncelleme: 25 Mart 2020 - 14:22

Günlerdir kendimi Amerikan yapımı bir filmin içinde gibi hissediyorum.

Hani şu yıllardır izlediğimiz; nüfus dengelemesi, ekonomik savaş, güç savaşları nedeniyle ortaya çıkartılan virüslerin dünyayı sardığı ve en son 'kahraman Amerika(!)'nın bilim adamlarının çözüm ürettiği ve dünyayı kurtardığı bilim kurgu- aksiyon filmlerinin içinde gibiyiz.

Dünyadaki bütün güç savaşları durdu, küresel bir mücadele başladı.

Suriye'de olan bitenler, göçmenler, Esad, Putin, Trump....

Kimin umurunda!

Bütün hesaplar bir kenara bırakıldı ve bütün dünya, toplu iğne ucu kadar bir virüsle başetmeye çalışıyor.

Uyuyoruz, uyanıyoruz ve kabus bitmiyor, korku psikolojisi virüsle doğru orantılı şiddetini arttırarak devam ediyor.

Biz gazetecilerin şöyle bir lüksü de yok; "Haberleri takip etmeyelim, en azından psikolojimizi sağlama alalım"

Fakat ara ara bunu yapmaya çalışıyorum.

İnterneti kapatıyorum, TV kapatıyorum.

Ertelediğim aktivitelerimi yapmaya çalışıyorum, hepimiz gibi...

Ama ne mümkün gerçeğe yüzünü dönmek çok da uzun sürmüyor.

Bu süreci psikolojik olarak en az zararla atlatabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu korkunç filmin başrolleri olarak senaryoyu değiştirebilmemiz için uzmanların yaptığı bütün uyarılara uymamız gerekiyor.

İlk başta EVDE KALmak gibi...

Evde kaldığımız süreye belki de gerçekten ihtiyacımız vardı diye düşünmeliyiz.

Kendimize bir dönüp bakacağız.

Biz ne yapıyoruz?

Kendimize bir sürü soru sorabiliriz.

Hem kendi hayatımız için hem de toplumsal yaşam için neleri doğru yapıyoruz, neleri yanlış yapıyoruz.

Bakış açımızı değiştirebilmemiz için muhteşem bir fırsat.

İnsan yaşamının pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeğiyle yüzleşmemizin, kendimizi sorgulamamızda vereceği o muhteşem cevabı muhafaza edebilmek için uğraş göstereceğimizi düşünelim.

Yani hayat kısa...

Hırsa gerek yok, savaşa gerek yok, düşmanlığa gerek yok, doğayı rahatsız etmeye gerek yok, hayvanlara işkenceye gerek yok, dünya hepimize yetecektir. Yiyeceğimiz bir midenin alabileceği kadar... 

Koronavirüsü ülkemizde patlamadan kısa bir süre önce bir  iş insanı ile gittiğim yemekli bir toplantıda bana "Bu ay 2 milyon TL ödemem var ama seninle aynı yemeği yiyorum" demişti.

"Bana hakaret mi etmişti?" acaba diye sonrasında bayağı kafa yordum tabi...

Sonra düşündüm ki onunla aynı yemeği yemem için benim de 2 milyon TL borcum olmasına gerek yok.

"Ben daha zenginim" dedim.

Gerçekten öyle...

İnsanın kendisini bilmesi, bir çok erdeme sahip olması, yerini, haddini bilmesi çok büyük bir zenginliktir.

Hayata böyle bakmak gerekir...

Yoksa para hırsı, güç hırsı bunların ne kadar boş olduğunu anlamamız için mezarlıklara bakmamız yeterli.

Elbette iyi ve güzel yaşamak için çalışacağız ve emeğimizin hakkını alacağız. 

Ve sağlığımızın kıymetini iyi bileceğiz... 

Çok boş ama bu aralar bir o kadar anlamlı bulduğum çaresizlikle çare arasında bir cümle var;

 "Çok da şey yapmaya gerek yok" 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar