Kim bu Trabzon'un Cazıları!
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Kim bu Trabzon'un Cazıları!

06 Mart 2016 - 21:30

Hani bir türlü kabuğuna sığmayan, her hangi bir kalıba sokulmayan, itiraz eden, reddeden, eğilmeyen, bükülmeyen, başkaldıran, sindirilemeyen, sessiz kalmayı bünyesi reddeden, çalışan, emeğin gücüne inanan, eşitliği savunan, başarının önüne konulan görünmez setleri gören ve onları görünür hale getirerek yıkmaya çalışan, sesinin herkes tarafından duyulmasını isteyen, sessizliğin karanlık seslere bir meydan olacağına inanan, sanatın gücüne güvenen, müziğin ritmine kendini bırakan, toplumsal sorunlara duyarlılığını her platformda gösteren, bu duyarlılığı ile diğerlerini rahatsız eden, çarka çomak sokan, mağdur kadının yanında, güçlü kadının yanında, sessiz kalmak zorunda bırakılan kadının yanında, sesini gür çıkaran kadınların yanında, gücünü sadece kendinden ve yaradılışından gelen özgürlüğünden alan kadınlara Cazı denir.

Öyle dediler, öyle uygun gördüler.

Bu cazıların aralarında bir cazı olarak yer almaktan büyük mutluluk duydum.

Her 8 Mart'ta "mağdur kadın" söylemlerinin klişeleşmesi ve rutine indirgenmesi sonucunda etkisiz bir hal almasından rahatsız olan cazılar, Kadınlar Günü dolayısıyla, "kadın ve özgürlüğüne" dikkat çekmek amacıyla Trabzon'da ilk kez bir kadın festivali başlattılar.

Çalışan, üreten, emekçi kadınların el sanatları, yemekleri, takıları, reçelleri,  mağdur kadını simgeleyen eserler, çocuk gelinlere dikkat çeken, şiddet gören kadına dikkat çeken simgeler Sanat Evi'nde sergilendi.

Feminist Tarihden Kesitler, Medya ve Cinsiyetçilik, Evden Pazara Görünmeyen Kadınlar, Türkiye Sinemasında Kadın ve Bilge Olgaç, Laz Müziğinde Destani Geleneği - Sahne Performansı festivalin ilk gününün etkinlikleri idi. İkinci ve üçüncü günde film gösterimleri, belgesel gösterimleri, paneller, atölye çalışmaları, dinletiler ve imza günleri şeklinde yoğun bir program hazırlandı.

İlgi alanım ve mesleğimi konu alan panelden bahsetmek istiyorum.

Panele katılanların tepkilerinden oldukça memnun kaldık ve küçük bir mum ışığı yaktıysak bile bizim için floresan değeri taşıyor. 

Medya ve Cinsiyetçilik panelinde Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Şahinde Yavuz medyada yer alan kadın ve medyada çalışan kadınların ne tür ötekileştirmelere maruz kaldığını ve kadının genelde cinsiyeti üzerinden medyada hangi şekillerde yer aldığına dikkat çekti.

Biz de meslektaşım Fatma Yavuz ile yerel medyada kadın çalışan olarak ne tür mücadele içinde mesleğimizi icra etme çabasında olduğumuzu örneklerle anlattık.

Sayımız neden az?

Neden Trabzon medyasında kadın çalışanlar tutunamıyor ve başka mesleklere yönelmek zorunda kalıyor?

Kadınlar çalışanlar rekabet ortamında neden örgütlenme çabası içine giremiyor ve yaptırım uygulama noktasında geri kalıyor?

Kadın gazeteciye toplum nasıl bakıyor, görünmez sinsi baskılar neler?

Bu konulara değindik.

Bu soruların cevapları evdeki kadın, çalışan kadın, sanatçı kadın, sporcu kadın, şiddet mağduru kadın, ekonomik özgürlüğünü elde edememiş kadın için çok büyük önem taşıyor. 

Çünkü medyada kadın bakış açısına çok büyük ihtiyaç var.

Medyada kadın ne kadar fazla yer alırsa, kadın sorunları, kadın başarıları, kadın üretimleri, kadının sessizliği, kadının mağduriyeti o kadar fazla gündem olur ve o kadar fazla doğru bakış açısı ile topluma aktarılır kanaatindeyim.

Aslında böyle olmaması gerekirdi.

Keşke günümüzde basın bu kadar yanlı, bu kadar baskı altında, bu kadar ucuz, bu kadar iş bilmezin olduğu, bu kadar tabiri caizse ayağa düşmüş olmasaydı da objektif gazeteciler gözünden tüm haberleri okuma, izleme fırsatına sahip olsaydık.

İşte o zaman kadın gazeteci veya erkek gazeteci ayrımı yapılmazdı sadece başarılı gazeteci veya başarısız gazeteciden söz edebilirdik.

Ama maalesef günümüz gazeteciliği çıkara, menfaate dayalı bir sistem içinde erirken, toplumsal düzenin din sömürüsü üzerinden şekillendirilmesine göz yumulurken, toplumda kadına cinsel obje olarak bakılmasının artık çok normal sayılmasına müsaade edilirken, kadın gazeteci olmak bir çok konuda mücadeleyi beraberinde gerektirir oldu.

Kadın gazeteciye patron "reklam getirir" gözüyle bakar oldu, kadın gazetecilere yönetim kadrolarında sırf kadın olduğu için yer verilmedi. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde yönetimlerde gazeteciler çok az sayıda yer aldı. İşleri değil dış görünüşleri kriter haline geldi.

Kadınlar gazetecilerin kendi aralarında rekabet etmesi için uğraşan ve prim yapmaya çalışanların cirit attığı bir ortam doğdu.

Kimi kadın gazeteciler bunları göremedi ve rekabet aşkıyla hemcinsi meslektaşlarına olmadık saçma sapan bir kadına hatta bir gazeteciye yakışmayacak hareketlerde bulunur oldu.

Bizim camiayı bilenler bilir, dedikodunun en fazla prim yaptığı camiadır.

Hatta üzülerek ifade etmeliyim ki dedikodunun paraya dönüştüğü camia haline geldi.

Toplum önünde bulunmanın ceremesinin nasıl çekileceğini acı bir şekilde toplum değil, yine kendi camiamız biz kadın gazetecilere öğretti.

O nedenle ekonomik özgürlük, yaşam özgürlüğü, mesleki özgürlük için bugün bir değil, iki, üç, hatta dört kat daha fazla çalışmak, üretmek ve bu kirli düzenin içinde çiçek olmak için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Yorulmadık mı?

Elbette bizim de artık "PES" dediğimiz anlarımız çok oldu.

"PES" diyen kadın gazetecilerin çoğu bugün farklı işler yapıyor. Gazetecilikte olduğu gibi kendi işlerinde de gayet başarılılar. Ama sohbet ettiğimizde hepsi aynı cümleyi kuruyor, "Özlüyoruz"...

"Asıl mesleğimiz gazetecilikti ama direnemedik" diyorlar.

Bu toplumun ve camianın ayıbıdır.

Kim ne derse desin, kadın olarak bu düzene çomak sokmaktan, camianın cazıları olmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Ayşe Arman bir röportajında, " Ben şanslı kadınlardandım; öyle insanlarla çalıştım ki önerdiğim konulara, gazetecilikteki merakıma, cesaretime ve getirdiğim işlere baktılar" demişti. Bütün kadın gazetecilere Ayşe Arman'ın şansından diliyorum.

 

NEDEN KADIN GİBİ YAŞA?

1.       Trabzon Kadın Festivali’nin sloganı “Kadın Gibi Yaşa”…

 “Kadın gibi yaşamayacağız, öleceksek adam gibi öleceğiz” ifadelerinin sahibi eski Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yılın gafı sayılacak bu sözlerine gönderme yapılmış. Hacıosmanoğlu’nun bu ifadeleri aslında hiç de azımsanamayacak fazlalıkta olan bir zihniyetin tezahürü… Bu zihniyetin içinde yaşayan kadınların tepki göstermeleri en doğal hakları…

Çünkü, kadın gibi yaşamanın ne olduğunu anlamadan ne adam olmak, ne de insan olmak mümkün…

 

Son Yazılar