GERÇEK GÜNDEM BİR KALIP PEYNİRDİR
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

GERÇEK GÜNDEM BİR KALIP PEYNİRDİR

18 Ekim 2020 - 16:51 - Güncelleme: 19 Ekim 2020 - 08:58

Ekonomiden pek anlamam…
Sayın Maliye Bakanı Berat Albayrak anlatınca anlayabiliyorum bir tek…
Kur, bankalar, repo, ne olur nereden gelir, nereden gider bilemem…
Biz markete gittiğimizde, o kasaya gelindiğinde insanların iki parça ürüne verdikleri para karşısındaki yüz ifadesini anlayabiliyoruz.
Sokakta insanları durdurup iş istemeye çalışan üniversite mezunu gençlerin düştükleri durumu anlayabiliyoruz.
Kredi kartı borcunu ödemek için başka bir bankadan kredi çeken insanların halinden anlıyoruz.
İş yerinden alamadığı maaşı yüzünden, işsizlik maaşı alabilmek için patronuna kendisini kovdurtmaya çalışan işçinin halinden anlıyoruz…
Para için insanların nasıl şekilden şekle girmek zorunda kaldığını görüyoruz.
Paranın insanlara neler yaptırabileceğini, insana dair bütün değerleri nasıl ortadan kaldırabildiğini anlıyoruz.
Ekonomi dibe vurdukça fakirin; sabır-zenginin; şükür etmesi gerektiğini söyleyen siyasetin yüzünü görebiliyoruz.
Özel tüketim vergisi ve katma değer vergisine yapılan zamlarla alkol vergisinde dünyada 6. sıradayız. Bu zamlarla alkol tüketenlerin kimyager olmaya çalışmasının hayatlarına mal olduğunu sadece izliyoruz.
Ekonominin yarattığı travmaları yönetebilmek için de bir donanım gerekiyor, şükür ve sabrın yeterli olmadığı ve karın doyurmadığı ülkenin dört bir tarafından gelen ölüm haberlerinden anlaşılıyor maalesef…
Milliyetçilik de karın doyurmuyor…
Azerbaycan’ın yanındayız, Akdeniz’e hakimiz, Kıbrıs elbette bizim, Avrupa’ya kafa tutuyoruz, hepsine tamam da, karın doyurmuyor!!!
Millet aç aç…
İnanın bazen hayret ediyor ve çevremdeki insanlara soruyorum;
“Hakikaten insanlar nasıl yaşıyor?”
Asgari ücretle bir kişi aylık kişisel masraflarını çıkaramazken, ev kirası, elektrik, su, mutfak masrafı bir de çocuk varsa…
Nasıl oluyor?
Kaç ay borçlanabilir bu insan?
Hal böyle iken;
Türk Lirası eriyip giderken, devalüasyon yaşanırken yine soruyorum ekonomiden anlayanlara;
‘Neden her şey normalmiş gibi?’
Bir gecede insanlar batıyordu geçmişte, şimdi sindire sindire mi batıyor?
“Ekonomi o yıllara göre çok daha kötü, neden hiç bir şey olmuyormuş gibi, insanların realitesiyle, ekranların realitesi neden uyuşmuyor?”
Çünkü bu ülkenin eğitimli insanları, ülke sevdalısı(!) ekonomistleri, milliyetçilik çığırtkanlığı yapan sevgili ekonomistler “Ekonomik kriz var” demiyor, diyemiyor…
Medya özgür olmadığı için yazmıyor, yazamıyor…
Şuanda tek gündemin ekonomi olması gerekirken biz diyanetteki fetvalarını, magazin haberlerini, siyasi polemikleri, ucuz milliyetçiliği daha çok seviyor ve konuşuyoruz.
Burada halka büyük sorumluluk düşüyor, halk televizyon ekranlarına, gazete manşetlerine, sosyal medya gündemlerine itibar etmeden, gerçek gündemlerini yani sofralarına koydukları bir kalıp peynirin 60 tl olduğu gerçeğini konuşmalı…
Vicdan sahibi siyasetçiler de gündemine derhal ekonomik krizi almalı…

TRABZON SOKAKLARI…
Yıllardır dikkat çektiğimiz bir konu var ama ne hikmetse kenti yönetenler bu durumdan hiç rahatsız değiller…
Çünkü Trabzon sokaklarında gezmiyorlar, geziyorlarsa da görmüyorlar, görüyorlarsa da rahatsız olmuyorlar. Her sokak arası işgal edilmiş durumda…
Trabzon sokakları kahvehaneye dönmüş. Tabureler ve tabureler üzerinde oturan erkekler…
Bir sokak arasından geçerken kırk defa düşünüyoruz ve yol değiştiriyoruz, başka bir sokak arasına giriyoruz orası da aynı…
Kaldırımlar işgal altında…
Yol kenarları park eden araçlarla dolu ve bunlardan belediye para kazanıyor.
Bazı işyerlerinin önündeki masa ve sandalyeler kaldırılıyor, bazıları görmezden geliniyor.
Bu kadar çirkinlik Trabzon’a yakışmıyor.
Hiç mi güzel bir şey yok?
Çok nadir olsa da var…
Trabzonlu kadın sanatçılar şehirdeki trafolara, boş duvarlara resimler yapıyor…
Bu projenin belediye destekli olması gayet sevindirici bir gelişme…
Geçtiğimiz yıl başlayan bu destek halen devam ediyor ve kent merkezinden mahallelere yayılan bu proje ile kadın sanatçılar Trabzon kültürünü yansıtan figürleri, halk kahramanlarını trafolara çiziyorlar ve şehrin o kasvetli havasını değiştiriyorlar…
Hepsine özellikle de Hacer Sarı’ya emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar