Gazeteci - Taraftar ve kadın vekilli kadın gazeteciler buluşması
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Gazeteci - Taraftar ve kadın vekilli kadın gazeteciler buluşması

19 Ekim 2015 - 09:46 - Güncelleme: 19 Ekim 2015 - 10:32

"Gazeteci" ile "taraftar" kavramlarının birbirine giriftliği, işine gelme haline göre görecelilik kazanması çok rahatsız edici.

Gazeteci taraftarlaşmışsa mesleğine ve yaşadığı topluma düpedüz ihanet ediyor demektir.

Biz bunu ilke edinerek "bozuk mevcut şartlar" içerisinde vicdanen rahat bir şekilde işimizi yapmaya çalışıyoruz.

Herhangi bir kişinin ya da oluşumun taraftarlığını yapmamanın ve buna direnmenin bedelinin olduğu bu bozuk sistemin içinde gazeteci olarak kalabilmek öyle her babayiğidin harcı değil.

Ne kadar oluyorsa artık...

Sağlı sollu, önlü arkalı gelen görünmez baskı okları ve kavram kargaşaları arasında sadece gerçek olanı yazmak elbette zor iş ve son yılların en çok itibar kaybeden mesleğinin gazetecilik olmasının en önemli sebeplerden birisi de işte bu.

Evet, öyle olur! İtibarını da kaybedersin, inandırıcılığını da...

Buradaki anahtar "Çok mu önemli" sorusuna gazetecinin verdiği cevaptır...

Bu sorunun cevabını yeniden "Evet" yapmayı başarabilirsek önemli bir yol kat etmiş oluruz.

 

Velhasıl neden yeniden tanımlamaya ihtiyaç duyduğumuzun birbirinden ürkütücü sebepleri var elbette ancak en yakın tarihten bir örnek verelim.

AK Parti'nin kadın milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu'nun siyasette farklı bir tarzı var. Takipte olanlar bilir.

Bu farklı tarz sebebiyle olsa gerek, Ayşe Hanım, bir ilk yaparak Trabzon basınında emek veren kadın gazetecileri pazar kahvaltısında kendi evinde ağırladı.

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde kurduğumuz Kadın Gazeteciler Komisyonu'nun yapamadığını yaptı aslında...

Kadın gazetecileri biraraya getirdi.

Bu buluşma, hiçbir zaman tam kadro biraraya gelemeyen kadın gazeteciler için de, seçim çalışması yürüten kadın bir siyasetçi olarak Ayşe Sula Köseoğlu için de önemliydi.

Aynı zamanda da sansasyonel bir buluşma tabi...  

Davete icabetten "taraftar" yakıştırmasına ulaşmak yine yukarıda bahsettiğimiz zihniyetin bir ürünü olarak karşımıza çıktı.

Yani biz gazeteciler CHP'nin toplantısına gidince CHP'ye, AK Parti'nin toplantısına gidince AK Parti'ye, MHP'nin toplantısına gidince MHP'ye oy vermiyoruz ya da oy kazandırma çabasına girmiyoruz. 

Bu kadar basit ve komik bir düşüncenin korkutucu bir kitlesi olması sebebiyle konuya kayıtsız kalamadık.

İşin ilginç tarafı; varlık sebebini neredeyse AK Parti'ye borçlu olan tam da yukarıda bahsettiğimiz "taraftar gazeteciliğin" mimarları bile buluşmadan AK Parti'ye ne kadar oy çıkacağının hesabını yapmış bununla da kalmamış Ayşe Sula Köseoğlu'nu da arayıp sormuş... 

Güler misiniz ağlar mısınız bunlara... Durumumuz çok vahim a dostlar... 

Biz orada ne oluyor, ne bitiyorsa onu yazıyoruz.  

Bu düşüncenin mimarının da taraftarlaşan ya da taraftarlaşmak zorunda kalan gazeteciler ile siyasetin ve siyasetçinin kendisi olduğunu da biliyoruz.

Vatandaşta haklı...

Son yıllarda nelere şahit oldu, güvenmiyor tabi artık gazeteciye, siyasetçiye...

Ayşe Hanım'ın kadın gazetecileri davet etmesi kendine siyasi olarak bir fayda sağlar mı sağlamaz mı orayı bilemeyiz, (o onun işi) ama samimi bir ortamda Trabzon'un milletvekili olacak bir isimi daha iyi tanımak ve kadın gazetecilerle biraraya gelmiş olmak bize fayda sağladı.

Dönelim buluşmaya...

Şehit cenazesi nedeniyle kısa süren bir buluşma olması nedeniyle ev sahibi milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu ile sadece sohbet ettik, sorularımızı soramadık.

Mesleki sorunlar üzerine sohbet ettik.

İcra noktasında bir kadın siyasetçi olarak bu sorunlara ne kadar fayda sağlayabileceğini ölçmeye çalıştık.

"Siyasette samimiyet" çizgisi doğrultusunda çalışmalarını yürütmeye çalıştığını belirten Köseoğlu'nun insanlarla olan samimiyetine değil, verdiği sözleri tutmak ve ne tür projelere katkı sağlayacağı konusunda ne kadar samimi olduğuyla ilgilenmek durumundayız.

Çalkantılı bir süreçte kısa bir vekillik döneminin ardından tekrar seçime gidileceği için henüz bu samimiyetinin doğruluğunu test edebilmiş değiliz.

Nitekim "Volkan abi" örneğinde olduğu gibi AK Parti "Öpmeyle sarılmayla bu işler olmuyor, icraat lazım icraat" politikası yürüterek bir imajı yok etmeye çalışmıştı.

Sonrasında 'İcraat ile samimiyet'i kardeş yapabildiler mi?" sorusunun cevabını da siz verin...

Sadece Ayşe Sula Köseoğlu için geçerli değil, Trabzon'a vekil olacak herkesin halkıyla samimiyetini muhafaza ederek icraat yapmasını bekliyoruz.

Ulaşılamayan ve kendine çalışan belediye başkanlarına ve vekillere fazlaca zaman verdik diye düşünüyorum, Trabzon olarak...

Onlar kazandı belki ama Trabzon çok şey kaybetti.

Sütünü ve köy yumurtasını komşusundan alan, pazar alışverişini vekil olmasına rağmen tek başına yapan, domatesini kendi elleriyle seçen, evde kuymak yapan senin benim gibi bir kadın Ayşe Hanım...  

Daha önceki kadın vekilimiz neler yaptı hiç birini bilmiyoruz...

Hukukçu kimliği ile, milletvekili kimliği ile vatandaşla içi içe bir politika izleyen Köseoğlu'nun icraatlarını görmek istiyoruz.

Emin olun Köseoğlu'nun en yakın takipçisi yine kadın gazeteciler olacaktır...

***

Ne zaman adam oluruz: Haddimizi bildiğimiz zaman!

Ne zaman "normal" oluruz: Neyle karşılaşacağımızı az çok tahmin ederek gittiğimiz bir davette ortamı huzursuzluk yaratarak bozmak yerine, ayak uyduma erdemini gösterebilirsek...

Böylelikle sizi davet eden kişiyi de rencide etmezsiniz!

Son Yazılar