Dilenciler Şehri
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Dilenciler Şehri

10 Mart 2015 - 14:58 - Güncelleme: 10 Mart 2015 - 15:13

Gündem yoğun...

Siyaset, spor...

İkisi de Trabzon için...

Ama Trabzon başka bir Trabzon...

Gündemin genel seçimler veya Trabzonspor olması yerel mekanizmaların uyuması ya da "hazır gündem farklıyken ince işlerimizi yürütelim" anlamına mı geliyor acaba?

Çok merak ediyorum.

Şu şehirde bir tek biz mi yaşıyoruz?

Sokaklarında bir tek biz mi geziyoruz?

Ya da gördüklerimizden bir tek biz mi rahatsız oluyoruz?

Bizim mi vicdanımız rahatsız sadece!

 

"Trabzon için çalışıyorum" diye boy gösteren herkese buradan sesleniyorum:

Çıkın caddelere, sokaklara, cadde üstü bir cafede çay için, meydan parkında 15 dakika oturun...

Yollardan aracınızla değil, yürüyerek bir geçin Allah aşkına...

O zaman ancak bu şehir için bir şeyler yapabilirsiniz...

Bu kadar hararetli oluşumun sebebi kentin dört bir tarafını tutan yüzlerce dilenci...

Yüzlerce diyorum çünkü;

Ağrılı, Gümüşhaneli, Bayburtlu, Trabzonlu dilencilere bir de Suriyeli dilenciler eklendi.

İnanın durum çok vahim...

İnanmayan sivil bir vatandaş gibi sokağa çıksın iki tur atsın...

Yolda yürürken montunuzdan, paçanızdan selpak satan çocuklar asılacak...

Yine kafanızı sağa sola çevirdiğinizde kucağında daha yaşına girmemiş çocuklarıyla yerde oturup dilenen kadınları göreceksiniz.

Meydan Parkı'nda oturmak mümkün değil.

En az 5 dilenci masanıza geliyor.

Cadde üstü bir cafede cafe çalışanları dilenci kovmaktan illallah demiş.

Bu nasıl yaşanabilir bir kent?

 

Ha bir de işin insani boyutu var.

Kadın, erkek, çocuk her ne ise;

Bizim kültürümüz de "Bir insan size el açtığı zaman yardım etmek vardır"

Ama durum o kadar tezat ki;

Çoğu dilenci dilendiği insandan daha çok kazanıyor.

Bunlara müsamaha gösterip vatandaşlarını sokakta her an vicdan muhasebesi yaptıran, taciz altında bırakan bir zihniyetin vicdanı var mı, varsa rahat mı diye sormak istiyorum.

 

Gelelim şu Suriyeliler meselesine;

Hayatımızın her alanına el atan çok sevgili Cumhurbaşkanımız, "Onlar bizim kardeşlerimiz, onları ülkemize aldık, Türk Milleti'ne de bu yakışırdı" diyerek 700 binin üzerindeki Suriyeliyi kendi vatandaşlarına "Alın siz bakın bunları" dercesine hiç bir çözüm üretmeden ülkenin her tarafına yayılmalarına neden olmak nasıl bir mantık?

Kendi insanının vicdanını bu şekilde sınava sokmak bir Dünya Lideri olarak kabul edilen ülkenin en tepesindeki bir isime ne kadar yakışıyor?

Suriyeli bir dilenci bana el açmışsa para veriyorum ve içimden; insana bakamayacağı çocuğu yaptırmaya teşvik eden, bakamayacağı insanları memleketine salan bu zihniyete de lanet ediyorum..

Son Yazılar