Bozuk Psikoloji Modası
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Bozuk Psikoloji Modası

13 Ocak 2017 - 11:50

Bundan yıllar önce etrafımızda psikolojik sorunları nedeniyle tedavi olan kişilere kendi çapımızda "deli" teşhisi koyar, toplum tarafından da ötelendiklerini, dışlandıklarını görürdük.

Bu insanlar da sanki AIDS gibi bir hastalığa kapılmış gibi yakın çevreleri dışında hiç kimseye hastalığından bahsetmezdi. Yakın çevresinden fire verildiğinde ise müthiş bir dedikodu malzemesi haline gelirdi bu durum ve "Psikolojik tedavi görüyor" demek yaftalamak sayılırdı.

Yani öyle bir hastalıktı ki bu ruh sağlığı bozukluğu, basur gibi saklanan, söylenilemeyen ve duyulduğunda hem utanılacak hem de korkulacak bir virüs taşınıyormuş gibiydi...

Ruh sağlığındaki bozukluk, fizyolojik olarak etki göstermediği müddetçe kişinin zaten hastaneye gitme ihtimali neredeyse yoktu. Yani kişinin ağır depresyon, panik atak, anksiyete bozukluğu gibi hastalıklarını fark etmesi ancak ve ancak fizyolojik reflekslere yani yoğun kalp atışı, nefes alamama hissi, vücutta yanma ve aşırı kaygılanma, uykusuzluk, vücutta lekelenmelere bağlıydı.

Bu şikayetlerle doktora gidip psikolojisinin bozuk olduğunu anlayabilirdi.

Daha ağır vakalar ise hastanede tedavi olur, ya da özel merkezlerde gözetim altında tutulurdu.

 

***

Günümüzde bu konuya, artık popüler kültürün bir parçası desek abartmış olmayız.

Bu hastalıkta öyle bir geçiş süreci yaşandı ki, artık psikiyatriye gitmeyen neredeyse kalmadı.

Bunu olumlu bir gelişme olarak değerlendirmemiz mümkün ancak iş o kadar çığırından çıktı ki, insanlar hastalık hastası oldu.

İlaçla tedavi, seanslarla tedavi bildiğiniz yoga, spor rahatlığında yaygınlaştı.

Hastanelerin psikiyatri servisleri 3-6 ay arasında randevu tarihi veriyor artık.

Buna "toplum delirdi" diyebilir miyiz?

Tabi ki diyemeyiz buna "toplum bilinçlendi" diyebiliriz ama bu bilinç öyle bir hale geldi ki en ufak bir baş dönmesini dahi psikiyatriye bağlar hale geldik.

Artık bu iş spor merkezinde selfie yapmak kadar moda diyebiliriz.

 

***

Geçenlerde bir haberde okumuştum, “Türkiye halkının psikolojisi her geçen gün daha da bozuluyor” diyordu haberde… Bunun anlamı; “Türk halkı bilinçlendiği için daha çok doktora gidiyor olmalı” dedim. Önceki yıllara oranla psikolojik tedavi görenlerin oranı yüzde 330 artış göstermiş... 5 yılda 211 milyon 577 bin 20 kutu ilaç tüketilmiş.

 

Üç büyükler ilk sırada...

İstanbul, Ankara, İzmir...

En az psikolojik tedavi görenlerin sayısı ise Hakkari ilimizde...

Hele Trabzon...

Ekşi sözlükte dahi tanımına ihtiyaç duyulan "Trabzon psikolojisi" bu sıralamada ilkleri zorluyor...

En azından tedavi olmayı kabulleniyor olması sevindirici, değil mi?

Ama şehirde psikolog, psikiyatrist sayısı düşük...

Özel hastanelerde dahi bahsettiğim gibi 3-6 ay sonrasına randevu verildiğini duyuyoruz.

Bu konuda yetkililerin Trabzon'un ihtiyaçlarını gözden geçirmelerini bekliyoruz.

***

Bir de "İnsan kendisinin doktorudur" tanımı var tabi...

Psikolojik tedaviyi reddeden ve gereksiz bulan zeka...

Bu zeka, bir kalp, dalak, böbrek hastalığında doktor tedavisini kabul ediyor ama beyin ve ruh sağlığında kendisine güveniyor.

"Ben kendimi tedavi ederim" diyor...

Edebiliyorsa helal vallahi...

Günümüzün bu şartlarında, bu koşullarda "kendi psikologları" olanlara gıptayla bakıyorum...

Formülü bulmuşlar ama söylemiyorlar...

Ama bir doktora sorarsak buna da bir hastalık olarak teşhis koyabilir...

Popüler kültürün bir nimeti olduğunu düşündüğüm “bozuk psikoloji modası”nın tehlikeli bir hal alması da endişe veriyor doğal olarak. Yani buna da ayrı bir bilinç geliştirmek gerekebilir kanısındayım.

Yanlış ilaç kullanımları, uyuşturucu maddelere yönelmenin artışı, terapiler sonucunda yaşadığı topluma ayak uyduramama, duygu durum bozukluklarının yaşadığımız koşullarda hortlaması...

Havadan nem kaparcasına doktora koşturma halleri...

Ve artık çıldırma noktasında gördüğümüz psikiyatristler, psikologlar, psikoterapistler...

 

10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

 

"Çalışan" ifadesi her yıl tartışılıyor.

Bence bu tanım değiştirilerek 10 Ocak “Çalışamayan” Gazeteciler Günü olursa daha yerinde bir ifade olacaktır.

Çünkü; maddi kaygılar, ideolojik kaygılar nedeniyle kalemini bırakan o kadar çok gazeteci var ki...

Çünkü; o kadar çok tutuklu gazeteci var ki...

Çünkü; taciz ve reklam zorlamasına katlanamayan o kadar çok çalışamayan kadın gazeteci var ki...

Çünkü; gazeteciliğin zor koşullarını ailelerine kabullendiremeyen o kadar çok çalışamayan gazeteci var ki...

Çünkü; gazeteciliğin hakkını bu koşullarda veremediğini düşünerek gazeteciliği bırakan o kadar çok gazeteci var ki...

Çünkü; o kadar çok patron baskısıyla gazetecilik yerine akçeli işlere bulaştırılmak istenen ve bunlara karşı direnmek yerine gazeteciliği bırakmak zorunda kalan gazeteciler var ki...

Dolayısıyla hala bu koşullara direnerek gazetecilik mesleğini onuruyla, şerefiyle yapan gazeteciler haricinde midesi geniş, üç beş kuruşa kalem oynatan, yandaş, satılmış gazeteciler için "çalışan gazeteciler" gününü kutlamak anlamsız ve gereksiz...

 

TGC'YE ÖNERİ

Trabzon'da göreve geldiği tarihten itibaren her yıl 10 Ocak gününde gazetecilerle kahvaltıda bir araya gelen bir belediye başkanımız var.

Olabilir, bu gayet normal bir davet...

Ancak anormal olan her yıl bu kutlamayı kendi himayesine alması...

Bunun için de çuvaldızı Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'na değil, kendimize batırmalıyız.

TGC'nin yeni yönetimi çok güzel işlere imza atıyor fakat bu önemli günde bir etkinlik yapsaydı gerçekten rüştünü ispatlayacaktı.

Etkinlik dediğimiz öyle büyük otellerde kahvaltılar falan değil, maksat gazetecilerin bir araya gelmesi...

Alırsın 100 tane simit, 3-4 kilo kaşar peyniri, koyarsın çayları çağırırsın da valisini, belediye başkanını, artık kimi istersen, ya da hiç çağırmazsın sohbet onların ekseninde değil gazetecilerin kendi aralarında gerçekleşir, yaparsın da bir basın açıklaması olur biter...

Ben sayın belediye başkanımızın 8 yıldır bu davetine katılmıyorum. Katılanlara da neden katıldın demiyorum.

Mesleğim için bu önemli günün belediye ekseninde kutlanmasını kabullenemiyorum sadece...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar