Trabzon’da yayın yapan günebakış Gazetesi hemen her gün özel hayatı ihlal eden haberlere imza atarak şehirde adeta infial yaratıyor.
Adliye muhabiri Enis Yıldırım’ın yaptığı haberler(!) hem gazetecilik açısından hem de şehir hassasiyetleri noktasında büyük tartışmalara neden oluyor.
“İddia” adı altında hem gazete patronunun hem de kendi şahsi anlaşmazlıkları bulunan kişilere resmen saldırı niteliği taşıyan haberler yapılması gazeteciliğin ne yönde kullanıldığını gözler önüne seriyor.
“Bu tür haberler daha fazla okunuyor” mantığıyla “belaltı” konular ön planda tutularak bir gazetecilik anlayışı izleyen gazetenin topluma yön verme görevi unuttuğunu görüyoruz.
Gazetenin toplum hassasiyetlerini gözetmeksizin kişisel hakları da ihlal ederek “Nasıl olsa meydan boş” gibi bir anlayışla hareket etmesi hem basın camiasında hem de kamuoyunda büyük rahatsızlığa neden oluyor.
Herkesin birbirini tanıdığı ve herkesin birbirinin açığını kolladığı ve bildiği küçük bir şehir olan Trabzon’da öncülük yapması gereken ve yön vermesi gereken bir meslek gurubu olan gazeteciliği tam tersi şekilde bu tür konuları deşifre etmek amacıyla kullanan gazetenin bu anlayışını kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
Trabzon’da bir genç kızın uğradığı kaza neticesinde kaybettiği iddia edilen “Kızlık zarı” üzerinden dahi prim yapma peşinde gördüğümüz günebakış gazetesinin ahlaki değerlere de ne kadar önem verdiğini ve bir genç kızı ne kadar zor durumda bıraktığını da yine kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
Genç kız “kişilik haklarına saldırı” olduğu iddiasıyla bu gazete ve yukarıda bahsettiğimiz gazeteci Enis Yıldırım hakkında polise şikayette bulunması üzerine Trabzon Emniyeti’nin “Müştekinin rızası dışında haber yaptığı ve özel hayatı ifşa ettiği gerekçesiyle Faili firari” kararı vermesiyle de olayın farklı bir boyut kazanmasına da dikkat çekmek istiyoruz.
Bu kez aynı gazete sahibi ve muhabiri kişisel haklara saldırı kanaatini doğru bulan ve gereğini yapan Trabzon Emniyeti’ni hedef alıyor.
Gazetede “Trabzon Emniyet Müdürü Murat Köksal’ın gazetecilere yönelik menfi tavrı yanlış sonuçlar doğuruyor” başlığıyla verilen haberde Trabzon Emniyeti Müdürü Murat Köksal'ı zan altında bırakarak “Müştekinin rızası dışında haber yaptığı ve özel hayatı ifşa ettiği gerekçesiyle polis bültenine sokuldu. Muhabir suçlu gösterildi. Faili firar yapıldı. Tüm emniyet bültenlerine konuldu. Skandala imza atan polisin bu tavrı için Emniyet Müdürlüğü açıklama yapmalı” ifadelerine yer veriyor.
Bununla da kalmıyor gazete patronu ve muhabiri, bir de Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleniyor. Yanlarında Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgut Özdemir ve Trabzon’da hatırı sayılı gazetecilerinde bulunduğu basın toplantısında kendilerini savunuyorlar…
“Çok önemli bir gazetecilik başarısına imza atmış ve sonrasında mağdur olmuş” gibi bir görüntü verilerek aslında “haklının değil güçlünün sesi” ön plana çıkar mantığıyla da Trabzon Emniyet’ne gözdağı veriliyor.
Açıklamada gazete patronu “Rıza dışında haber yapmayı suç sayıp, gazeteciyi şüpheli ilan edip bültenle arayan polis teşkilatının uygulamasından endişeliyiz. Yarın daha ağır vakalarla karşılaşmaktan endişeliyiz. Türkiye'nin bir süredir paralel yapı mensubu polisler eliyle ve ne tür komplolarla karşı karşıya kaldığını izlediğimiz için olayı basit görmedik. Yarın basit bir ifade için gazetecilerin evlerinden alınabileceğinden endişeliyiz. Bu endişemizden ötürüdür ki bu durumu sizlerle paylaşmak istedik” diyerek bir de olayı paralele bağlıyor.
Bu olay sadece yapılan haberlerden bir tanesi.
Başta da belirttiğimiz gibi sadece “İddia” adı altında kişileri hedef haline getirme amacı güden daha birçok habere imza atan gazeteyi aynı mesleğe mensup olmamız hasebiyle eleştirme hakkını kendimizde buluyoruz.
Bugün “gazetecilik” mesleği tartışılıyorsa ve güvenini kaybettiren meslek gurubu haline geliyorsa buna neden olan her unsuru eleştirme hakkına sahibiz.
“Eleştirecekseniz, eleştiriye de açık olacaksınız” diyoruz.
Kalemi etik olarak değil de tetik olarak kullanmanın bölgede öncü bir gazeteye yakışacak tavır olmadığını söylemeyi bir görev olarak görüyoruz.
Birkaç kez saldırıya uğrayan ve hastanelik olan gazete patronunun saldırıya uğramasının ardından ortaya atılan “belaltı” da olmak kaydıyla farklı farklı iddiaların hiçbir gazete tarafından yazılmayarak kendisine Trabzon basınının sahip çıktığını da hatırlatmak istiyoruz.
Bugün “kızlık zarı” bozulduğu iddiasıyla gündeme getirdiğiniz o genç kızın acaba sıradan bir vatandaş değil de kendi akrabalarından ya da kendi kızı olması halinde o gazete patronu ya da o gazeteci bu haberi görür müydü görmez miydi sormak istiyoruz.
"Hatta kendi kızı ya da bir yakını olması ve bu haberin yapılması halinde haberi yapan gazeteciyi ya da gazeteyi “düşman” olarak görürler miydi" bunu da sormak istiyoruz.
Aynı meslek gurubuna mensup olmamıza gerek yok aslında eleştirmek için okur olarak da bu eleştirileri yapma hakkına sahibiz. Çünkü bugün o kızın başına gelen bu tür bir olay yarın farklı şekillerde sizin de başınıza gelebilir ve gazetenin manşetinde kendinizi görebilirsiniz…
BİZ DE O GAZETE VE MUHABİRİNE, HEM AYNI MESLEK GURUBUNDAN OLDUĞUMUZ İÇİN HEM DE OKUR OLDUĞUMUZ İÇİN DİYORUZ Kİ; BU AHLAKSIZCA YAKLAŞIMINIZDAN DOLAYI “ENDİŞELİYİZ” ….


