BİR İPTE İKİ CAMBAZ
Davut Hacıhasanoğlu

Davut Hacıhasanoğlu

Cumartesi Sohbetleri

BİR İPTE İKİ CAMBAZ

22 Ocak 2022 - 09:57

İnsan bilmediği yollara düşünce sadece heyecanlı yolculuklar yapmakla kalmıyor; çıkmanın girmek kadar kolay olmadığını da öğreniyor. Geçen hafta bir Arap hikayesi ile girmiştik ya benim bilmediğim bir tarih yoluna, biraz daha dolaştıracağım sizi o yollarda bu hafta. Tarihten çıkıp hiç bilmediğim siyaset yoluna gireceğiz sonra. Kazasız belasız çıkarız inşallah...

 

Arap hikayelerinden bir Arap seviciliği damlamıştır genlerimize. Üstelik bu Arap seviciliğinden tarih boyunca çektiklerimizi de gelecek kuşaklara anlatmayı doğru bulmamışız hiçbir zaman. Çok okumuş çok bilgili olmağa hiç gerek yok. Benim gibi tarih bilgisi olmayan birisi bile şu kadarını biliyor. Türkler tarih boyunca iki tane büyük imparatorluk kurmuşlardır. Selçuklu ve Osmanlı. İkisinin de kuruluş ve büyüme dönemlerinde Türk isimler, gerileme ve çöküş dönemlerinde ise Arap isimler yöneticilik-padişahlık yapmışlardır. Bu bir rastlantı değildir. Araplaştıkça gerileyip yok olduğumuz tarihin bir gerçeğidir. Nokta...

 

Sapalım hiç bilmediğim siyaset yoluna. Lise sonda hiç sevmediğim coğrafya öğretmenimden duyduğumda gıcık olmuştum o ifadeye. “Türkiye’nin jeopolitik önemi.” Öyle bir “jeopolitik” demesi vardı ki bütün sınıf gıcık olurdu zaten. Bu gıcıklığımın karşılığını bütün dersleri 10 olan birine Coğrafya dersinden üst üste iki yıl 2 vererek iki yıl daha lise öğrenciliği yaptırmakla vermişti o, hayatta tek sevmediğim öğretmen. O jeopolitik önem çok yüksek derecede olduğu için bütün dış güçlerin gözü bizim topraklarımızdaymış. Hala da öyle ya..!

 

Bu yolda da çok okumuş çok bilgili olmağa gerek yok. Bakıp görmek ve anlamak çok gerekli ama. “İnsan eşek olunca semer vuran çok olur”, “sen oyuncak olursan seninle oynayan çok olur” anlamlarında bir sürü söz vardır edebiyatımızda. Bizim de en sevdiğimiz oyuncak para olduğu için sosyalizm değil de emperyalizm oynuyor bizimle...

 

68’de dünyada çok sert esen sol rüzgar Türkiye’de de dengeleri değiştiriyordu. Emperyalizm oyuncağını kaybetmemeliydi. Türkiye’de din okulları açılarak denge sağlanmalıydı. Sağ iktidar döneminde din okulları açılırsa “laiklik elden gitti” diyerek sokağa dökülenler olacağı için sol bir iktidar yapmalıydı bu işi. Solcuyuz demeyi yeni öğrenen insanları iktidara taşıdılar. İmam Hatip okullarının isimlerinin İmam Hatip Lisesi olarak değiştirilmesi ve ortaokul kısımlarının açılması o dönemde olmuştur. Cumhuriyet tarihinde en çok İmam Hatip okulları da yine o dönemde açılmıştır. Son 20 yılı Cumhuriyet tarihi içinde görmediğim için hesaba katmıyorum...

 

Emperyalizm denge ayarlaması yaparken ölçüyü tutturamadı ve birileri “İmam hatipler arka bahçemizdir” demeğe başladı. Ve gün geldi imam hatiplerin önünün tıkanması gerekti. Bu tıkamayı bacıyla macıyla yapamazdılar. Çünkü “din elden gettiii” diyenler sokağa dökülecekti bu kez. Demokrasilerde çareler tükenmezdi ve bu kez “imam hatipler arka bahçemizdir” diyen mollayı iktidara getirerek “sıç lan arka bahçene” dedi emperyalizm. 8 yıllık zorunlu eğitimle imam hatiplerin ortaokul kısımları engellendi. Bu, laikçilerin de hoşuna gitmişti ilk baştan. Ama köy okullarının kapanıp köylerin imamların yönetimine geçeceğini ve sonradan o imamların ülkenin yönetimine geleceğini akıl edemediler işte...

 

Bir de uyduruk trişkadan bir terör sorunu vardı Türkiye’nin. Terörün amacı Türkiye’yi bölmek falan değildi ama. İsteseydiler çoktan bin parçaya bölmüşlerdi. Amaç sadece Türkiye’nin enerjisini doğru yerlerde kullanmasını engellemekti. Neyse konumuz bu değil. Gün geldi terörist başının Türkiye’ye teslim edilmesi gerekti. Ama hangi Türkiye’ye. O da düzenlendi. Asılmayıp beslenecekti ve mektup yazacaktı sonradan yol arkadaşlarına. Evet asılmayacaktı ama bunu beyaz çoraplı ülkücülere nasıl anlatacaklardı. O da kolaydı. “Gelin iktidara kendi tabanınıza kendiniz anlatın” dediler MEHAPE’ye. MEHAPE sadece Apo’nun asılmaması için iktidara taşınmıştır. Şimdi de mafya babalarını korumak için iktidar ortağıdır ama konumuz bu da değildir. Sonradan ona niye asmadın diyen adama ip attı sen as diye ama şimdi o iple ip atlama oynuyorlar ikisi birden. Asılması için kavga ettikleri terörist de onlara mektup yazıyor beş yıldızlı hücresinden...

 

 

Bir ipte iki cambaz dememe de bakmayın, aslında hiçbir numaraları da yok. Ama “şıh uçmaz mürit uçurur” diye bir söz de vardır edebiyatımızda işte...

 

Bazen sonucu okuyucuya bırakmak güzeldir...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar