Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

Giderken bile takımı ve kulübü düşünen hoca ve hala başkan olan Ağaoğlu’nun kulübün sırlarını ifşa etmesi. İşte Ünal’ın vedasını anlatan güzel bir yazı...

03 Ocak 2020 - 15:22

Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım.

Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak?

En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem.  Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim.

Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim.

Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm...

Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük kulüplerin mali ölçekleri bir şehir olarak Trabzon’un rekabet edemeyeceği ölçüde büyüdü.

 

Buna rağmen, Trabzonspor 90’larda bir uyanış dönemi yaşadı.

Hami, Orhan, Abdullah, Hasan, o dönemin efsane oyuncularıdır. Ah! Arçil’le Şota’yı da unutmamak lazım.

Ve tabii ki Ünal’ı.

O takım şampiyon olamadı ama... Belki taraftar olduğum için öyle düşünüyorum, Türkiye’de onlar kadar güzel futbol oynayan takım...

‘Görmedim’ diyecektim, Galatasaray’ın muhteşem yükseliş yıllarını hatırladım.

Yine de ‘karakter’ olarak Trabzonspor’un o yıllarda oynadığı futbol bana göre daha güzeldi.

Ünal, ağır adam. İyi futbolcu.

Trabzonspor ceza sahasının önlerinden topu alıp, önüne geleni çalımlayıp topu son sürat rakip ceza sahasının önüne nasıl taşıdığını yaşı müsait olanlar hatırlarlar.

Bütün taraftarlar, Ünal’a o koşuları borçludur.

Ünal, Trabzonspor’un teknik direktörlüğüne getirildiğinde... Yani tecrübeli, şöhretli bir hoca değil de Ünal Karaman... Eh, fena değil. Ama çok iyi de değil... Diye düşünmüştüm.

Bir gün, yeni başkan seçildiği sıralar, Ahmet Ağaoğlu’yla havaalanında karşılaşmıştık.

“Başkan takım nasıl” diye sormuştum.

Borçlardan şikayet ediyordu. Ümitsizdi.

Bir iddiayı dile getirmekten çok yakınmaya yatkındı.

“Çok borç var” diyordu. “Bilmiyorum” diyordu.

O business clasta kaldı ben geri gittim. Geçerken “O kadar ümitsiz olma başkan” dediğimi hatırlıyorum.

Ünal, Trabzon doğumlu değil ama, Trabzon’un evladı sayılır.

Mali sıkıntı içindeki yönetimin ulaşabildiği en iyi hoca belki de Ünal Karaman’dı.

Takımı toparladı Ünal.

Seyredebildiğim kadarıyla, güzel top oynattı.

Ben tabii asıl mesleği teknik direktörlük olan taraftarlardan değilim.

Bunu alsa idi, şunu koysa idi, şurayı kapatsa idi, filan niye yedek kulübesinde oturuyor gibi yorumlar bana uymuyor.

Böyle ukalalıkları dinlerim. Ukalalık dediğime bakmayın, hoşlanırım da... 

Fakat, teknik direktör hiç olmazsa benden biraz daha iyi bilir, diye düşünürüm.

İyi götürdü takımı Ünal Karaman.

Ve anladığım kadarıyla başkan Ağaoğlu’nun gıyabında yaptığı bir eleştiriye mukabelede bulunduğu gerekçesiyle işine son verildi.

Böyle durumlarda iki tarafta da hata olur.

Birinde biraz fazla, birinde biraz az.

Eğer kamuoyuna yansıyan beyanatlardan ibaretse anlaşmazlık, çözülemez değildi. Oturup aralarında çözebilirlerdi.

Çözülememesi başkan için de hoca için de bir eksikliktir.

Ünal Karaman’ın gidişinden sonra kıyamet koptu Trabzon’da...

İşe siyasetin karıştığını düşünenler çoktu.

Siyasetin her işin içine karıştığını düşünmemize müsait bir ülke olmamız bir sorun başlı başına.

Daha çok siyasilerin sebep olduğu bir sorun.

Şöyle düşünüyorum.

Eğer siyaset işe karışmışsa... Ve işler Karaman’dan sonra iyiye giderse, Trabzon’da mevzu tamamen değilse bile büyük ölçüde kapanır.

Ama işler kötüye giderse, bu hadisenin bir siyasi faturası olur.

Ünal Karaman’ın ayrılırken yaptığı açıklamayı okudum.

Kuvvetli bir açıklamaydı.

Ayrıldığı günün akşamı taraftarın tesislere akın edip lehine tezahürat yapması onu duygulandırmış.

Kimi olsa duygulandırır.

Ama şu satırlar bir bilinci yansıtıyor:

“Geldiğimiz bu noktada hadiselerin tafsilatını tartışmanın gönül verdiğimiz Trabzonspor camiasına zarar vereceği kanaatindeyim.”

“Meslek ahlakı anlayışım gereği bugün Ünal Karaman’a düşen İsmail tevekkülü ve teslimiyetidir.”

Sonuna Bahtiyar Vahapzade’nin mısralarını eklemiş.

“Mum eğer yanmırsa yaşamır demek

Onun yaşamağı yanmağındadır.”

Bence Ünal Karaman açısından kaliteli bir ayrılış.

YUSUF ZİYA CÖMERT/KARAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • iskefiyeli
    2 hafta önce
    Haminin öve öve bitirenmediğiniz Ünal denen adam yüzünden Almanyaya gittiğini ünal gidence tekrar trabzona döndüğünü unuttunuzmu.Yoksa o da Ünalın kalitesinemi dahil.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
CHP heyeti Trabzon’da:
CHP heyeti Trabzon’da: "Kurallar garibanlar için mi?"
Trabzonspor'un devre arası transfer pişmanlıkları!
Trabzonspor'un devre arası transfer pişmanlıkları!