Öncelikle böylesine değerli, çok önemli, ileride altın değerine sahip olacak bu çalışmaya imza atan, beni de bu emsalsiz eserin bir parçası yapan Kuzey Ekspres ekibine çok teşekkür ederim.Ben 1967 yılında Sürmene'de doğdum ve liseyi bitirdiğim 1985 yılına kadar orada yaşadım. Tüm çocukluğumu Sürmene ve Trabzon'da, Trabzonsporumuzun en ateşli yıllarında geçirdim. O ruh ve bağlılığın genlerimize işlendiği yılları bizzat yaşamış olma şansına eriştim. Bilahare üniversite ve akabinde yüksek lisans için yedi yıl süreyle Trabzon’dan ayrı kaldım ancak eğitimimi tamamlar tamamlamaz Türkiye'ye ve hem de o dönem arkadaşlarımın şaşkınlığına rağmen Trabzon'a döndüm. 2004 yılı sonuna kadar şehrimde çeşitli dış ticaret ve deniz taşımacılığı işleri yaptım. Bilahare bir tersane yatırımı için Antalya'ya taşındım ve kardeşlerimle birlikte ARES'i kurdum. Halen Antalya Serbest Bölgesi'nde yerleşik olarak askeri projeler gerçekleştiren ARES Tersanesi'nin yönetim kurulu başkanıyım. Gamze Tufanoğlu Kalafatoğlu ile evli, Cahit ve Kerem adlı iki çocuk babasıyım.Trabzonspor sizin için ne anlam ifade ediyor?Kimlik… Aidiyet… İnanç, inat, azim ve mücadele… Devrimcilik… Başkaldırı… Trabzonspor o dönemleri yaşamayanların çok kolay algılayamayacağı, üzerine doktora tezleri yazılabilecek bir sosyolojik olgudur… Fenomendir. Dünyanın neresinde olursak olalım toprağımıza bağlılığımızın en önde gelen sebeplerindendir Trabzonspor… Yokluklar içinde bile olunsa inanç, azim ve mücadelenin nelere sebebiyet verebileceğinin ispatıdır… Ben de yaşam felsefemi böylesi olgular üzerine inşa etmeye çalışan biri oldum hep. Kaybetme ile yenilginin farkını Trabzonspor öğretti bizlere. Mücadelenin kaybedilebileceğini ama bunun yenilmek olmadığını, Mücadeleden vaz geçildiğinde yenilginin geleceğini öğretti bize… Başarı için hedeften asla vaz geçilmemesi ve kendine, özüne inançla mücadelenin hep sürdürülmesi gerektiğini öğretti. Yani Trabzonspor bir spor kulübünden çok daha öte, çok daha büyük bir şeydir… Tarihe baktığımızda Trabzon’un kuruluş nedeni limanıdır… Yani önce limanı bulunmuş, şehir onun etrafında kurulmuş ve büyümüştür… Günümüzde ise Trabzon’u ve Trabzonluyu bir üst kimlikte bir arada tutan varoluş dinamiği ise Trabzonspor’dur. Trabzonspor’a ne zaman ve nasıl yönetici oldunuz?Değerli hocam Özkan Sümer’in teveccühüyle listesine alındım ve 31 Aralık 2000 kongresinde Trabzonspor Yönetim Kurulu’na dahil oldum. Daha evvelki kongrelerde oy sadece veren yani seçici durumunda iken son dakikada listeye dahil edilip bu kez seçilen durumuna gelmiştim. Fakat kongreye dair hiçbir çalışma yapamamıştım. Sadece çok yakınımdakilerden oy isteyebildim… Ancak bizi bu görevde nelerin beklediğini, gerçek misyonumuzun ne olduğunu anlamamız sadece birkaç saat aldı. Tam bir çöküntü bizi bekliyor idi… Kulübümüz yönetimsel anlamda içinden çıkılması inanılmaz zor, sonrasında bizzat fark edip yaşayacağımız gibi akıl almaz uygulamalara ve hatalara maruz bırakılmış, adeta tabeladan ibaret kalmış durumda idi… İlk yönetim devresinde Özkan Sümer ve ekibi burada tarifi mümkün olamayan özveri ile çalışmış, çok boyutlu sorun ve sıkıntılara rağmen en radikal kararları almış ve bunları tavizsiz uygulamıştır… Böylece Kulübümüz idame ettirilebilir hale getirilmiştir ki takip eden kongrelerde yönetimlere çokça talip çıkmıştır.Döneminizde yaşadığınız ilginç bir anınızı anlatır mısınız?Çok ama çok ilginç anılarım var kulüp yönetiminde kaldığım zaman içinde… Hangisini anlatsam bilemiyorum. Çok garibime giden, aslında etiket ve makam sahibi, şehrimizde büyük addedilen kişilerin, sahip oldukları imkanlara rağmen kulüpten nasıl faydalanmaya çalıştıklarını gördüm, hayret ve utançla izledim… Bunları burada sıralamam mümkün değil… Evvelki dönemlerde hasbelkader yönetim kuruluna dahil olmuş, kulübe maddi veya daha önemlisi fikri anlamda hiçbir katkı sağlamamış kerameti kendinden menkul bazı abilerin sonraki dönemlerde dahi kulüpten veya eskide kalmış yönetici unvanlarından nasıl hala faydalanmaya çalıştıklarına şahit oldum… Ve çok utandım… Kendilerine Spor Müdürlüğü kanalıyla ücretsiz şeref tribünü bileti verilmesine rağmen birçok üst düzey memur ve eski politikacının bu biletlerini başkalarına verip şeref tribününe biletsiz girmesine dahi şahit oldum… Yönetim Kurulumuzun verdiği yetkiyle bunu engelleyen tedbirler alıp uyguladım… Çok eleştiri ve şikayet almama rağmen bedavacıları şeref tribününden kestik… “Trabzonspor Yönetim Kurulu Eski Üyesi” şeklinde kartvizit taşıyan abiler gördük… Bizler mahcubiyetten araçlarımızı stadın çok uzaklarına park ederken, maç günleri arabalarına eskiden kalma “TS Yönetim Kurulu Üyesi” kartlarını takarak şeref tribünü kapısına kadar gelen havalı abiler gördük… Hatta menfaatleri engellenince tribün guruplarını üzerimize süren abiler gördük… Döneminizde kulüp ekonomisi nasıl çevirirdiniz?Aslında bu konuda da anlatacak çok şey var… Bizim kurulumuz Özkan hocamızın veciz sözündeki gibi “Kulüpten alan değil kulübe veren” bir kurul idi… Sabahlara kadar süren ateşli toplantılarımız, cesaretle kararlar almamız ve daha önemlisi bunları tavizsiz uygulamamız bu yönde önemli şeylerdi… Ancak bizler bir taraftan Kulübümüzü bataktan çıkarmaya, hacizleri bertaraf etmeye, sportif başarı için transferler yapmaya, daha da önemlisi kulübü tekrardan sağlam temeller üzerine inşa etmeye gayret ederken kongre mağlubiyetinden gözü dönmüş sözde Trabzonsporlular ve bağlı menfaat çeteleriyle de uğraşmak zorunda kalıyorduk… Tehdidin ve hakaretin bini bir para olduğu zamanlardan bahsediyorum… Gücümüzü sadece Trabzonspor’umuzun adından, Özkan Sümer’in dirayetinden ve başarıya inanmışlığımızdan alıyorduk… Hiçbir menfaat gütmeden tüm mesaisini kulüp problemlerine harcayan insanlar olarak ailemizi dahi ihmal eder duruma gelmiş idik… Çok iyi hatırlıyorum, o dönemki mali saymanımız Kenan Atalay ağabey kulübün acil işlerinde kullanmak üzere bizlerden tüm birikimizi almış, kredi kartlarımızı dahi el koymuş idi… İşte böylesi inanç ve azimle kulüp bataktan çıkarıldı.… Ha şunu da ifade edeyim ki benim gibi listeye son anda ilave edilmemiş, bizzat liste oluşumunda belirleyici olmuş, bugün dahi bir şekilde Trabzonspor adından prim yapmaya çalışan bazı arkadaşlarımız bence yönetim kurulu dönemimizin en önemli günü olan TMSF borç yapılandırması imza gününde Trabzonspor borçlarına kefil olmamak için farenin gemiyi terk ettiği gibi bizleri ve Trabzonspor’umuzu terk etmişlerdir. Acı olan, az evvel de ifade ettiğim gibi entelektüel birikimi kendi boyunu geçmeyen böylesi sözde Trabzonsporluların bir kısmının hala Trabzonspor’dan kaynaklı mevkilerde olduğudur, kulüp adına gündemlerde yer alarak varlık göstermeye çalışıyor olmasıdır.
Trabzonspor sizce nasıl yönetilmeli?Çok basit…. Kendi işini yönettiğin gibi yönet… Kendi paranı ve markanı koruduğun gibi davran… Oradan almaya değil oraya vermeye çalış. Bu donanım ve gücü kendinde görmüyorsan bu işe talip olma… Şehrimiz maalesef yeterli miktarda donanımlı insan çıkaramıyor… Var olanları da elinde tutamıyor, ya harcıyor ya da kaçırıyor… Bir zaman bir büyüğümden duymuştum, “Trabzon asırlardır evlatlarını yer” demişti… Bu bence de çok doğru bir tespit… Hal böyle iken gerek şehirde mevcut donanımlı kişiler ve gerekse Trabzon dışındaki yetkin ve etkin insanlar Trabzonspor yönetimine talip olmalı, bu yönde teşvik edilmelidirler. Ama daha da önemlisi kulübümüzün bir yönetimsel anayasası olmalıdır. Burada kastettiğim her gelenin kendi arzusuna, önceliklerine ve menfaatlerine göre değil kulübün kendi sistematiğine ve ihtiyaçlarına göre yönetsel öncelikleri belirleyen bir sistemin tesis edilmesi, bunun da etkin şekilde farklı bir kurulca denetlenmesidir. Günümüzün başarılı ve önemli kulüplerine ve şirketlerine baktığımızda yönetim değişikliklerinden gidişatlarının asla menfi olarak etkilenmediği, her gelenin ilave başarı getirdiği görülecektir. Lafın özü kişisel önceliklerin ve inisiyatiflerin değil belirlenmiş kurumsal önceliklerin ve ihtiyaçların öncelik alıp gündem olması, yönetilmesi gereğidir… Ancak kişisel tespitim şudur ki Trabzonspor’a gelen yönetimler öncelik olarak kendi popülaritelerini ve kısa vadeli hedeflerini gözetmekte, hareket alanlarının denetlenmemesi ve sınırlandırılmaması için de kurumsal bir yapılanmadan imtina etmektedirler. Bu tarz yönetimsel bir yaklaşım sadece geçici başarı ve rahatlık getirecek, kurumsal temeller sağlam olmadığından dolayı sonraki dönemlerde başarısızlık ve çöküşler olabilecektir. Bunun örneklerini kulübümüz çok defalar yaşamıştır… Özak ve Sümer dönemlerinden sonra borçsuz ve çok iyi kadrolarla devralınan kulübün neticede nerelere taşındığı, yönetimsel yetersizlikler ve çok ciddi hatalar neticesinde nasıl çöküşler yaşandığı, bugün toparlanmaya çalışılan durumun nasıl ve ne sebeplerle hasıl olduğunun çok iyi tetkik edilmesi gerekir. Günümüzde büyük şirketlerde yetki verilen yöneticiler aldıkları kararlardan, şirket adına uyguladıkları inisiyatiflerden, özellikle de borçlandırıcı uygulamalarından sorumlu tutulmakta, çok etkin kurullarca da denetlenip hesap vermektedirler. Ama koca Trabzonspor’da böyle bir şey uygulanamamaktadır. Kamu yararına bir dernek olan kulübümüz adına milyonlarca dolar harcama yapan yönetimler karmakarışık genel kurullarca ibra edilmekteler. Böyle bir şey olamaz… Yönetimlerden her kuruşun hesabı sorulmalı, bu hesabı veremeyenden gereği sorulmalıdır. Kimsenin kulübümüzün parasını heba etmesine, geleceğini ipotek etmesine imkan tanınmamalıdır. Mali disiplin sağlanmadan idari ve sportif başarı elde edilemez, edilse de kalıcı olmaz.Yönetim kurulu toplantılarınız nasıl geçerdi?Çok tartışmalı, çok ateşli, çok sesli, çok kavgalı… Ama niyetler iyi olduğundan neticede alınan kararlar hep kulübümüzün menfaatine olurdu… O dönemdeki olağanüstü halleri burada sıralamaya gerek yok. Günler, geceler süren tartışmalı toplantılar yapardık. Ancak daha önemlisi alınan kararları ısrarla uygular, takip ederdik. Başarısız olmamızı uman, bu yönde şevkimizi kırmak isteyen önemli bir güruh ile de mücadele ediyorduk aynı zamanda… Hatta hiç unutmam geceler boyu süren toplantılarımıza dair “bunlar orada börek yiyip parasını da kulübe ödetiyorlar” dahi diyenler oldu… Evet çok börek yedik o toplantılarda, sağ olsun Selim Pastanesi… Size bir şey söylesem inanabilir misiniz bilmiyorum. Ben ve arkadaşlarım tüm yönetim kurulu süremiz boyunca kulüpte ücretini ödemeden bir bardak çay dahi içmedik… Evet evet bir bardak çay dahi ben ve arkadaşlarımın boğazından gitmemiştir, ücretini ödenmeden, bırakın böreği… Ben ve arkadaşlarım Avni Aker’e bedelini ödediğimiz kombinelerimizle girdik hep. Yani yönetim kurulumuz bile ücret ödedi maç biletine, bırakın eşe dosta kıyak yapmayı veya kulübü sömürmeyi…Trabzonspor nasıl düzlüğe çıkar?Aslında cevabı biraz evvel verdim… Sümer dönemlerine bakılmalı, bu dönemlerde sergilenen dirayet, özveri ve azim iyi anlaşılmalıdır… Yetki alanlar sorumluluktan kaçamayacak, etkin denetlenecek, her kararın ve inisiyatifin hesabını verecektir. Tüm bunlar kulübümüz için hazırlanacak ve benim kulüp anayasası diye tabir ettiğim bir kurallar manzumesine bağlı olmalıdır. Sözün kısası şudur ki öncelikle uzun hatta çok uzun dönemli bir projeksiyon yapılmalı, öncelik idari ve mali yapının sağlamlaştırılmasına ve denetlenebilmesine verilmelidir. Böylesine bir sistemin kurulup çalıştırılması sportif başarıyı zaten getirecektir çünkü o aşamada sportif başarı için gerekli olan sadece azim ve ruhtur. O bizde fazlasıyla mevcuttur… Altyapı kaynağımızın çok iyi beslenmesi, yönetilmesi de ayrıca önem arz etmektedir. Evet yetmişlerdeki dinamikler artık yoktur. Trabzonspor bir spor kulübü olmanın çok ötesine girmiştir artık. Ve en modern ve etkin kaynak yaratma ve kullanma imkanlarını devreye sokmalıdır. O günlerde sadece alt yapıdan gelen bir zenginliğimiz var idi. Bu bugün tek başına artık yeterli değil. Ancak buna rağmen altyapıya çok büyük önem ve öncelik verilmelidir… Buradan gelecek zenginlik ve yukarıda izah ettiğim yapılanma ile sağlanacak yönetimsel başarı neticesinde eski günlere dönmek mümkün olabilecektir.Camiaya mesajınız var mı?Ben yapım gereği politik davranabilecek, hamasi sözler edecek birisi değilim. Çöküntünün en önemli sebebi olarak da topyekun Trabzonspor camiasını görürüm. Nedeni çok basit bir mantığa dayanır. Gözümüzden sakınmamız gereken kulübümüzü defalarca tekrarlanan facialara iten insanları oraya kimler getirdi? Kendi cebindeki üç kuruşu teslim etmeyeceği, şirketinde en basit pozisyonda iş vermeyeceği donanımsız hatta bir kısmı art niyetli insanları o yönetimlere kimler seçti, onları kimler ibra etti? Trabzonspor’un tarih sahnesinden kayıp gitmesini istemiyorsak önce camia denen olgudan başlamalıyız, ona sorumluluklarını iyice algılaması gerektiğini anlatmalıyız. İrdelemeden, incelemeden karar verip, planını programını ortaya koymadan sadece kulağa hoş gelen laflar ve popüler vaatlerle Trabzonspor’umuza talip olanlara gözbebeğimizi teslim edenler Trabzonspor camiası olamaz…. Yönetime getirdiğinin yönetimsel sorumluluğunu göz ardı eden, başarısızlığı ve suistimali aklayan Trabzonspor camiası olamaz… Projesiyle gelenin önünü kesenler Trabzonspor camiası olamaz…
Trabzonspor sizce nasıl yönetilmeli?Çok basit…. Kendi işini yönettiğin gibi yönet… Kendi paranı ve markanı koruduğun gibi davran… Oradan almaya değil oraya vermeye çalış. Bu donanım ve gücü kendinde görmüyorsan bu işe talip olma… Şehrimiz maalesef yeterli miktarda donanımlı insan çıkaramıyor… Var olanları da elinde tutamıyor, ya harcıyor ya da kaçırıyor… Bir zaman bir büyüğümden duymuştum, “Trabzon asırlardır evlatlarını yer” demişti… Bu bence de çok doğru bir tespit… Hal böyle iken gerek şehirde mevcut donanımlı kişiler ve gerekse Trabzon dışındaki yetkin ve etkin insanlar Trabzonspor yönetimine talip olmalı, bu yönde teşvik edilmelidirler. Ama daha da önemlisi kulübümüzün bir yönetimsel anayasası olmalıdır. Burada kastettiğim her gelenin kendi arzusuna, önceliklerine ve menfaatlerine göre değil kulübün kendi sistematiğine ve ihtiyaçlarına göre yönetsel öncelikleri belirleyen bir sistemin tesis edilmesi, bunun da etkin şekilde farklı bir kurulca denetlenmesidir. Günümüzün başarılı ve önemli kulüplerine ve şirketlerine baktığımızda yönetim değişikliklerinden gidişatlarının asla menfi olarak etkilenmediği, her gelenin ilave başarı getirdiği görülecektir. Lafın özü kişisel önceliklerin ve inisiyatiflerin değil belirlenmiş kurumsal önceliklerin ve ihtiyaçların öncelik alıp gündem olması, yönetilmesi gereğidir… Ancak kişisel tespitim şudur ki Trabzonspor’a gelen yönetimler öncelik olarak kendi popülaritelerini ve kısa vadeli hedeflerini gözetmekte, hareket alanlarının denetlenmemesi ve sınırlandırılmaması için de kurumsal bir yapılanmadan imtina etmektedirler. Bu tarz yönetimsel bir yaklaşım sadece geçici başarı ve rahatlık getirecek, kurumsal temeller sağlam olmadığından dolayı sonraki dönemlerde başarısızlık ve çöküşler olabilecektir. Bunun örneklerini kulübümüz çok defalar yaşamıştır… Özak ve Sümer dönemlerinden sonra borçsuz ve çok iyi kadrolarla devralınan kulübün neticede nerelere taşındığı, yönetimsel yetersizlikler ve çok ciddi hatalar neticesinde nasıl çöküşler yaşandığı, bugün toparlanmaya çalışılan durumun nasıl ve ne sebeplerle hasıl olduğunun çok iyi tetkik edilmesi gerekir. Günümüzde büyük şirketlerde yetki verilen yöneticiler aldıkları kararlardan, şirket adına uyguladıkları inisiyatiflerden, özellikle de borçlandırıcı uygulamalarından sorumlu tutulmakta, çok etkin kurullarca da denetlenip hesap vermektedirler. Ama koca Trabzonspor’da böyle bir şey uygulanamamaktadır. Kamu yararına bir dernek olan kulübümüz adına milyonlarca dolar harcama yapan yönetimler karmakarışık genel kurullarca ibra edilmekteler. Böyle bir şey olamaz… Yönetimlerden her kuruşun hesabı sorulmalı, bu hesabı veremeyenden gereği sorulmalıdır. Kimsenin kulübümüzün parasını heba etmesine, geleceğini ipotek etmesine imkan tanınmamalıdır. Mali disiplin sağlanmadan idari ve sportif başarı elde edilemez, edilse de kalıcı olmaz.Yönetim kurulu toplantılarınız nasıl geçerdi?Çok tartışmalı, çok ateşli, çok sesli, çok kavgalı… Ama niyetler iyi olduğundan neticede alınan kararlar hep kulübümüzün menfaatine olurdu… O dönemdeki olağanüstü halleri burada sıralamaya gerek yok. Günler, geceler süren tartışmalı toplantılar yapardık. Ancak daha önemlisi alınan kararları ısrarla uygular, takip ederdik. Başarısız olmamızı uman, bu yönde şevkimizi kırmak isteyen önemli bir güruh ile de mücadele ediyorduk aynı zamanda… Hatta hiç unutmam geceler boyu süren toplantılarımıza dair “bunlar orada börek yiyip parasını da kulübe ödetiyorlar” dahi diyenler oldu… Evet çok börek yedik o toplantılarda, sağ olsun Selim Pastanesi… Size bir şey söylesem inanabilir misiniz bilmiyorum. Ben ve arkadaşlarım tüm yönetim kurulu süremiz boyunca kulüpte ücretini ödemeden bir bardak çay dahi içmedik… Evet evet bir bardak çay dahi ben ve arkadaşlarımın boğazından gitmemiştir, ücretini ödenmeden, bırakın böreği… Ben ve arkadaşlarım Avni Aker’e bedelini ödediğimiz kombinelerimizle girdik hep. Yani yönetim kurulumuz bile ücret ödedi maç biletine, bırakın eşe dosta kıyak yapmayı veya kulübü sömürmeyi…Trabzonspor nasıl düzlüğe çıkar?Aslında cevabı biraz evvel verdim… Sümer dönemlerine bakılmalı, bu dönemlerde sergilenen dirayet, özveri ve azim iyi anlaşılmalıdır… Yetki alanlar sorumluluktan kaçamayacak, etkin denetlenecek, her kararın ve inisiyatifin hesabını verecektir. Tüm bunlar kulübümüz için hazırlanacak ve benim kulüp anayasası diye tabir ettiğim bir kurallar manzumesine bağlı olmalıdır. Sözün kısası şudur ki öncelikle uzun hatta çok uzun dönemli bir projeksiyon yapılmalı, öncelik idari ve mali yapının sağlamlaştırılmasına ve denetlenebilmesine verilmelidir. Böylesine bir sistemin kurulup çalıştırılması sportif başarıyı zaten getirecektir çünkü o aşamada sportif başarı için gerekli olan sadece azim ve ruhtur. O bizde fazlasıyla mevcuttur… Altyapı kaynağımızın çok iyi beslenmesi, yönetilmesi de ayrıca önem arz etmektedir. Evet yetmişlerdeki dinamikler artık yoktur. Trabzonspor bir spor kulübü olmanın çok ötesine girmiştir artık. Ve en modern ve etkin kaynak yaratma ve kullanma imkanlarını devreye sokmalıdır. O günlerde sadece alt yapıdan gelen bir zenginliğimiz var idi. Bu bugün tek başına artık yeterli değil. Ancak buna rağmen altyapıya çok büyük önem ve öncelik verilmelidir… Buradan gelecek zenginlik ve yukarıda izah ettiğim yapılanma ile sağlanacak yönetimsel başarı neticesinde eski günlere dönmek mümkün olabilecektir.Camiaya mesajınız var mı?Ben yapım gereği politik davranabilecek, hamasi sözler edecek birisi değilim. Çöküntünün en önemli sebebi olarak da topyekun Trabzonspor camiasını görürüm. Nedeni çok basit bir mantığa dayanır. Gözümüzden sakınmamız gereken kulübümüzü defalarca tekrarlanan facialara iten insanları oraya kimler getirdi? Kendi cebindeki üç kuruşu teslim etmeyeceği, şirketinde en basit pozisyonda iş vermeyeceği donanımsız hatta bir kısmı art niyetli insanları o yönetimlere kimler seçti, onları kimler ibra etti? Trabzonspor’un tarih sahnesinden kayıp gitmesini istemiyorsak önce camia denen olgudan başlamalıyız, ona sorumluluklarını iyice algılaması gerektiğini anlatmalıyız. İrdelemeden, incelemeden karar verip, planını programını ortaya koymadan sadece kulağa hoş gelen laflar ve popüler vaatlerle Trabzonspor’umuza talip olanlara gözbebeğimizi teslim edenler Trabzonspor camiası olamaz…. Yönetime getirdiğinin yönetimsel sorumluluğunu göz ardı eden, başarısızlığı ve suistimali aklayan Trabzonspor camiası olamaz… Projesiyle gelenin önünü kesenler Trabzonspor camiası olamaz… 








