Trabzonlu Profesör Liderleri uyardı: Bu konu üzerinde boş...

Trabzonlu Profesör Liderleri uyardı: Bu konu üzerinde boş boğazlık yapılabilecek bir konu değildir

Trabzonlu Profesör Kemal Üçüncü Oda TV için yazdı...

10 Nisan 2021 - 12:42

Ülkemizde kamuoyunu yönlendiren basın yayın mecralarının ve partilerin, siyasal figürlerin bilgiye ve analize dayanması gereken açıklamalarındaki “cehalet ve bilgisizlik” dipsiz bir kuyu gibi o denli karanlık ve kasvetli ki neresini düzeltelim diye şaşırıp kalıyoruz. En son Montrö tartışmaları esnasında görüyoruz büyük taşlı yüzüklü kanun maddeleri dışında bir birikimi olmayan çay ocağındaki gibi ortaya karışık avukat TV yorumcuları tipi çıktı, 100 kelimeyle konuşan çakma soslu, dümenci solcu, İslamcı, dağğvacı “fikirciler”. Hakeza bunların gazeteci tipleri arzı endam ediyorlar.

Ört ki ölem.

Hiçbir konuyu tam olarak bilmiyorlar.

Bir diğer zümre dar ideolojik kalıplarla “at gözlüğüyle bakıyorlar”.

Bunun dışında “yanıltma, örtme, dezenformasyon” amacıyla yapılan adına yayın denilen hezeyanlar da var.

Bunlara göre ABD “126 büyükelçi ve amirali organize ederek”! “kendi tezi aleyhine” bildiri yayınlattı.

Oysa ki Amerika’nın tezi “Montrö’nün kaldırılması”, bu amaçla Kanal benzeri tartışmalar açılması yönündedir. Unutulmasın ki Kanal fikri ilk defa ABD tarafından İstanbul’un Trakya yakasının savunulması amacıyla gündeme getirilmiştir. Kim ki bu minvalde yorum yapıyorsa Atlantikçileri orada aramak gerekir. Kar izleri örtmesin!

Ben yine de toptancı davranmıyorum.

Her teklifin tekil kendi bağlamı içerisinde tetkik edilmesi gerekir.

126 büyükelçinin Montrö ve Kanal İstanbul’un diplomatik anlamını parti başkanı ve politikacı, büyük çaycı gazeteci kadar bilmediğini söylemek acizlik ve şaşkınlıktır.

Sayın Büyükelçilerimize selam olsun “Sartre”nin tarif ettiği “tarihin sorumluluğunu alan aydın tipi” olarak ortaya çıkıp Türk milletini ve devletini ikaz ettiler. Ne dedikleri kimsenin umurunda değil.

HABERLER NELERDİ

Sputnik haber sitesinin konuyla ilgili haberi:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, TBMM onayıyla kabul edilen İstanbul Sözleşmesi'ni feshetmesi üzerine başlayan tartışmada dile getirilen, "Bu yöntemle Cumhurbaşkanı Lozan Antlaşması'nı da, Montrö Boğazlar Sözleşmesini de tek başına feshedebilir" görüşüne konu olan uluslararası belgeler konusunda, yaklaşık bir yıl önce deneyimli diplomatlar ortak açıklama yapmıştı. Açıklamada "Kanal İstanbul, Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açacaktır. Atatürk Türkiye'sinin, Lozan Antlaşması'ndan sonra en büyük diplomasi başarısı olan Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılması ise Türkiye'nin İstanbul-Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğinin kaybedilmesine yol açar. Kanal İstanbul'dan vazgeçilmelidir" denmişti.

Aralarında bakanlık, Dışişleri'nde müsteşarlık, genel müdürlük ve sözcülük de yapmış olan imzacı diplomatlar arasında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) ilk sivil müsteşarı olan emekli büyükelçi Sönmez Köksal, halen BM İşkenceyi Önleme Komitesi üyesi olan Erdoğan İşcan, eski AİHM yargıçlarından Rıza Türmen de yer almıştı.

Büyükelçilerin 30 Ocak 2020'de yaptıkları açıklamasında, Montrö'nün Türkiye'ye olan kazanımlarından bahsedilmiş, "Kanal İstanbul ve ÇED Raporu'nda sözü edilen Çanakkale Kanalı, ABD'nin Montrö'yü tartışmaya açmak amacına hizmet edecektir" ifadesi kullanılmıştı.

Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılmasının Türkiye için 'gerçek bir beka sorununa yol açacağı' belirtilen açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti üzerinde çeşitli emelleri olan devletlerin çıkarına hizmet edecek olan Kanal İstanbul'dan vazgeçilmelidir" denilmişti."

T24’ün haberine göre, 126 büyükelçinin imzaladığı açıklama şu şekildeydi:

"Kanal İstanbul, Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açacaktır. Atatürk Türkiye'sinin, Lozan Antlaşması'ndan sonra en büyük diplomasi başarısı olan Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılması ise Türkiye'nin İstanbul-Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğinin kaybedilmesine yol açar.

Montrö, Türkiye Cumhuriyeti'nin, ülkenin askerden arındırılmış, uluslararası yönetime ve denetime bırakılmış son parçası üzerinde mutlak egemenliğini tescil eden belgedir.

Montrö, Boğazlar üzerinde yüzyıllar süren ve Osmanlı Devleti'nin ortadan kalkmasına varan tarihi sürecin tekrarlanmasını önleyecek dayanağımız, kozumuzdur.

Montrö, Türkiye'nin herhangi bir savaşta, savaşan taraflardan birinin yanında istemeden savaşa girmesini önleyen bir sözleşmedir.

Montrö, Rusya'nın da güvenliğinin temel bir belgesidir. Rusya, 1936'nın koşullarında, zamanın Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa ve Dünya siyasetindeki konumu, ağırlığı ve güvenilirliği nedeniyle güvenliğini Türkiye'nin ihtiyarına ve kararına bırakabilmiştir.

Ancak, Sözleşme'nin imzasını takiben, Boğazlarda daha fazla söz sahibi olabilmek için Türkiye'yi ikili bir yardımlaşma anlaşması yapmaya zorlamak istemiştir.

Atatürk, İnönü ve T. Rüştü Aras, Montrö varken başka anlaşmaya gerek olmadığı ve Montrö'yü tartışmaya açmanın, Türkiye'ye kazandıklarını kaybettireceği düşüncesi ile bunu kabul etmemişlerdir. Rusya Boğazlar üzerindeki iddia ve beklentilerinden bugün de vazgeçmemiştir.

Montrö Sözleşmesi'ne taraf olmayan ve Sözleşme'yi Karadeniz'e dilediği gibi çıkmasının önünde engel olarak gören müttefikimiz ABD, yıllardır Montrö'yü ortadan kaldırmaya veya kendisinin de taraf olacağı yeni bir sözleşme yapılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Kanal İstanbul ve ÇED Raporu'nda sözü edilen Çanakkale Kanalı, ABD'nin Montrö'yü tartışmaya açmak amacına hizmet edecektir.

Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılması, Türkiye'ye bütün bu kazanımlarını kaybettirebilecek yaşamsal bir egemenlik ve güvenlik, kısacası gerçek bir beka sorununa yol açacaktır. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde çeşitli emelleri olan devletlerin çıkarına hizmet edecek olan Kanal İstanbul'dan vazgeçilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz."

***

TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ

Büyükelçi, milletvekilleri ve amirallerin bildirisinden sonra Sayın Cumhurbaşkanı ölçülü ve soğukkanlı bir açıklama yaptı zira bu görüşler onun başkanlığında 29 Mart 2017 tarihinde yapılan MGK toplantısında alınan kararlarla aynı.

Velakin Sayın Cumhurbaşkanımızın BBC’ye yansıya şu açıklamasını nasıl yorumlamak gerekiyor şefkat tokatıyla! “zevzek” diye bahriyemizi ikaz edip sora da sizin de işiniz zor abiler “orta yol buluculuğuna” atılan tarihçi Dr. Meral Akşener hanımefendiye soralım.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan: Daha iyisi için imkan bulana kadar Montrö'ye bağlılığımızı sürdürüyoruz”

“Bu imkan bulana kadar” şerhi Montrö’yü imzalayan taraflar ve ABD, Rusya, AB nezdinde geleceğe dönük bir rezerv olarak algılanırsa sıkıntılar çıkarabilir. İktidara yakın siyasiler ve basın mensupları işte bu “imkan bulana kadar” rezervini gelişigüzel yorumlayarak tuhaf bir kakafoniye meydan veriyorlar.

Konuları tarihsel bağlamı içinde bilmiyorlar zira.

Sözgelimi Montrö kalksa biz boğazlara tam hakimiyet kursak dahi bugünkü ve yakın gelecekteki, orta vadedeki siyasi, askeri gücümüzle ABD, NATO’nun Karadeniz’e asker ve donanma sokma taleplerini engelleyemeyiz. Bakınız Montrö’de kararlaştırılan geçiş ücretini 1983 yılında çok düşük bir kurla sabitlediğimiz için her yıl hakkımız olan 2 milyar doları alamıyoruz zararımız var, bunu bile savunmakta güçlük çekiyoruz. Yapmayın lütfen. Ülkemiz iki askeri nükleer gücün çatışma sahası olur. ABD gelecek 50 yılın tarihinin geniş Karadeniz havzasında şekilleneceğini düşünüyor. Bu sebeple Karadeniz havzasındaki sorunlu alanları kaşıyarak gelecek 10 yıl içinde Rusya’yı destabilize etmek istiyor. Stratfor raporu apaçık yayınladık.

Sayın Erdoğan;

Sayın Kılıçdaroğlu;

Sayın Dr. Bahçeli,

Sayın Dr. Akşener;

Sayın Dr. Perinçek;

Tehlikenin gerçekten farkında mısınız?

KONU ÜZERİNDE BOŞ BOĞAZLIK YAPILABİLECEK BİR KONU DEĞİLDİR

Bakınız tarih boyunca boğazlar Türkiye –Rusya arasında sorun oldu. Montrö büyük ölçüde bu sorunu çözdü. Bu sayede 2. Dünya savaşının yıkımından kurtulduk. Rusya askeri savunma stratejisinde Avrupa, Arktik ve Pasifik yönlerinden çaydırıcı nükleer gücü ve konvansiyonel üstünlüğü sebebiyle  tehdit algılamaz. En zayıf noktası Türkiye’nin bulunduğu güney kuşaktır.1. Dünya savaşında buradan darbe aldı. 2. Dünya savaşı boyunca “Türkiye savaşa dahil olur boğazları kullandırırsa” Rus savunması çöker kabusunu yaşadı. Bu amaçla Stalin Boğazlarda Rus askeri kontrolü istedi. Savaş sonunda bizim NATO’ya girmemiz biraz da bu sebepledir. Bugün Rusya’nın güney kuşak savunması tek parça güçlü bir Türkiye’den geçiyor. Yeni jeopolitik tablo budur. Soğuk Savaş boyunca SSCB Kızılordu’nun savunma ve saldırı planlarında Boğazlarla ilgili bölümü açıklayan Avar asıllı kozmonot pilotun şu açıklamalarını lütfen dikkatle okuyalım Sovyetler Birliği’nin ABD’yle nükleer bir savaş çıkması durumunda Akdeniz’e inebilmek amacıyla İstanbul ve Çanakkale boğazlarına mini nükleer bombalar atma planı hazırladığı ortaya çıktı.

“Sovyet döneminde üst düzey gizli görevler üstlenen, kahramanlık madalyaları sahibi, eski kozmonot ve pilot Albay Muhammed Tolboyev (57), önceki gün Rusya radyosuna yaptığı açıklamada, “Soğuk Savaş”ın sırlarını anlattı.

Tolboyev, “Nükleer savaş çıksaydı Türkiye’deki Amerikan-NATO hava savunma sistemlerini yok etmemiz gerekiyordu. Oradaki Nike-Hercules füzeleri 25 kilometre yükseklikte bile hedefini vurabilen çok ciddi silahlardı. Boğazları da onlar koruyordu” diye konuştu.

Tolboyev, Karadeniz’deki Sovyet donanmasının görevinin Boğazlar üzerinden Akdeniz’e inerek oradaki donanmayla birleşmek olduğunu anlattı. Nükleer savaş çıkması durumunda Varşova Paktı üyelerinin Moskova’nın yanında yer alacağını ifade eden eski pilot, “İstanbul ve Çanakkale kıyılarını ele geçiren Türkler Boğazlar’ın efendisiydi. Ama Bulgarların da 16. yüzyıldan beri bölgede stratejik çıkarları vardı” diyerek o dönemde savaş çıkması halinde Bulgaristan’ın Türkiye’ye saldırabileceğini ima etti.

Rusya radyosu muhabirinin, “Sözünü ettiğiniz operasyon sırasında, yani Akdeniz’e, oradan da okyanusa çıkmaya çalışacak Sovyet donanmasının yolunu açmak için Boğazlar’a mini nükleer bombalar atacak pilotlardan tek birinin bile hayatta kalmayacağını, çünkü üslerine dönüş için yakıtlarının yetmeyeceğini duymuştum, doğru mu?” sorusuna Tolboyev şu yanıtı verdi:

“Türkiye üzerindeki havanın nasıl olacağını bilmiyorduk ki. Eğer nükleer yükümü bıraksam 120-150 kilometrelik yakıtım kalırdı. Üstelik, yanımdaki filoda fotoğraf çeken istihbarat uçakları da olacaktı. Alçalıp yükselmem de yakıt harcamak demekti. Saatte bin 100 kilometre hızla uçacağımıza göre 10-15 dakika yetecek yakıtımız kalırdı.”

Böylece Tolboyev, Sovyetler’in savaş senaryosunda Boğazlar’a mini nükleer bombalar atılması seçeneğinin de yer aldığını dolaylı olarak kabul etmiş oldu. (13.07. 2008 Milliyet Cenk Başlamış haberi )

Konu Rusya açısından bu denli önemlidir.

Türkiye açısından iki kat daha önemlidir.

Meral Hanım konu gerçekten üzerinde boş boğazlık yapılabilecek bir konu değildir, esnafın, pazarcının, büyük taşlı yüzüklü gazetecinin, taşra politikacısının bilebileceği konu değildir, “şimdi duydum yakında çok kötü şeyler olacak, bilmedüğünüz şeyler var gardaşş, CİA öyle dedi, MI6 böyle dedi, efsaneleri partinizde, daha doğrusu sizin de bizim de yetiştiğimiz dağvva mektebimizin ortak repertuarında” fazladır, bu ciddi kurumlar gavedeki adamla konuşmaz lütfen bunları dikkate almayın. Siz diğer liderlerden farklı olarak tarihçi bir bilim insanısınız bu şapkanızla konuşmalısınız. Bu yüzden sizi daha şedit eleştiriyorum, Manisa’dan gelen emeklilerle açık çay içerken diğer geyiği çevirmenizde bir mahzur yok!

Kemal Üçüncü

Odatv.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
CHP'li Öztunç: Bakan Çavuşoğlu çok talihsiz bir açıklama yaptı
CHP'li Öztunç: Bakan Çavuşoğlu çok talihsiz bir açıklama...
İmamoğlu'ndan Soylu'ya
İmamoğlu'ndan Soylu'ya "Bence Suç" yanıtı: Milletimiz uzun...