TRABZONSPOR TEZ KONUSU OLABİLİRFutbolun içinde olunca Trabzonspor'u tarif etmek için kelime bulmak zor oluyor. Trabzonspor'u kutsal bir mabet olarak düşünüyorum. Amatör yöneticilikten geldiğimiz için ilkeli bir şekilde görev yaptık. Trabzonspor,sadece Trabzon'a değil, Türk futboluna damga vurmuştur. Tez konusu olabilecek bir durumdadır. 7 şampiyonluk bana göre büyük bir başarı. Dünya futbolunda geçmişi olan Trabzonspor Kulübü'nün bu başarısı irdelenmesi gereken bir başarı öyküsüdür bana göre.KULÜPÇÜ BİR ANLAYIŞLA GÖREVİMİZİ YÜRÜTTÜK2010 ara dönemde Sadri bey dönemindeki yönetim kurulunda görev aldım. ...Ve Türkiye gündemine oturan, gündemi sarsan şike olaylarının olduğu, 7. şampiyonluğu kazandığımız dönemdi. Daha önce de bir seçim için katılmıştık. Nuri Albayrak döneminde Özkan Sümer'in listesinde idik. Sadri Bey ve Nevzat beyin teklifi ile kendime yakın bulduğum ekip için bu göreve talip olduk. Herkese nasip olmasını istediğim onurlu bir görev olarak düşünüyorum. Futbol ve yöneticilik hayatımı taçlandırdık. Kulüpçü bir anlayış ile görevimizi sürdürdük. 7. şampiyonluğunu da imza attık. Bizim de katkımız olduysa gurur ve onur duyuyoruz.
ŞİKE SÜRECİNDE YÖNETİM YALNIZ BIRAKILDIDönemimizde şike sürecini birebir yaşayan ve genel saymanlık görevini yürüttüğüm için ifade verenlerden birisiydim. Birebir muhatap olduk. Bizim için en büyük şey Trabzonspor camiasını yere baktırmadık. Kulüp adına hiç bir leke gelmeden sıyrıldık. Kulübe leke getirecek, saygınlığını bozacak bir şeyle karşılaşmadık ve kendimiz ve kulüp için en güzelini yaptığımız için onurluyuz.Bizim dikkatimizi başka tarafa vermemizi engelledi şike olayı. Emeği çalınan bir insanın emeğinin peşine düşmesi gibi... Göz göre yapılan bir haksızlık vardı ve gücümüz bu haksızlığa karşı yetmiyordu. Bizim gündemimiz hep şike oldu. Sportif alandaki başarılarımızı engellemiş olabilir.Bence biz şike olayında Trabzonspor' olarak iyi bir sınav veremedik. O an her şey yönetimden beklendi, oysa ki yönetim, camianın desteği ile yumruğunu masaya koyabilecekti. Yanımızda tek tük insanlar vardı ama genelde bu birleşmeyi sağlayamadık. Diğer kulüp fevkalade bir süreç yönetti. Şike yaptıklarını bile bile camiaları onlara sahip çıktı, ama şikeyi biz yapsaydık, dar ağacımız hazırdı. Onun için gururluyuz. Böyle bir yüzyılda bu olayla karşı karşıya kaldık. Yönetime "başaramayacaksınız, pasif kaldınız" gibi tepkiler yağdı. Siyasi otoriteye, TFF'ye, Fenerbahçe'ye karşı mücadele verdik. Alamadık. Daha büyük bir bütünleşme beklerdik. Trabzonspor camiasının kendi içinde cephe açacak pozisyonu yok. Biz her zaman bütün olmalıyız. Kendi fikirleri için önem verilecek elbette ama şike olayında yalnız bırakıldık. Daha bir yumruğumuzu hissettirecek şekilde olmalıydı diye düşünüyorum.
3 BÜYÜKLERLE YARIŞTIĞIMIZ İÇİN BİRAZ FAZLA AÇILDIKBütün kulüplere baktığımızda borçlanarak yönetiliyorlar. Biz de borçlandık ama ödeme dengelerini aksatmadık. Bunları aksadığınız zaman saha sonucunu iyi beklemek hata olur. Her yönetim gibi biz de borçlandık. 175 milyon civarında bir borç vardı. "Bonkör mü gittik?" gibi kendimize özeleştiri yaptık. "Keşke bu kadar açılmasaydık" dedik ama yarışıyorduk. 3 büyükle yarışınca biraz önüne geçiremedik. Gelenler toparlar diye düşündük. Yeni bir nefes bu işi azaltır diye dedik ama tam tersi oldu. Biz çok tutumlu bir şey bekliyorduk. Anlam veremedik.400 -500 milyon Trabzonspor için çok ağır bir borç. Hesapsız, kitapsız, politikasız bir süreç yaşandı. Bir dönem gençlerle adım atıldı. 2. yıl 25-30 tane sporcu alınır mı? İpin ucu kaçtı, toparlamak da zor oldu. Bence bir kulüpte transfer hatası varsa o kulüpte ekonominin iyi olmaması imkansızdır. Transferde yüzde 60 başarı yakalamak bile iyi bir oran. Bizim dönemimizde yaptığımız en önemli şeylerden birisi de HES projesi idi. Yapım aşamasına kadar gelindi. Bu faaliyet işletmeye geçecekti. İkincisi de Kartal'daki tesislerin en doğru kullanılması için mücadele ettik. Ruhsat iptal edildi, anlaşma bozuldu. Tazminat ödeme durumlarına kadar geldik yönetim olarak çalışma yaparak, siyasilerden yardım alarak, bu sorunu çözdük. Akyazı'da bizim dönemimizde başladı. Oradan gelecek gelirlerle kulübü yönetimi rahatlatır diye düşündük. 1461'de biz geldiğimizde 2. ligde son maçta kurtuldu. 1.lige çıktı. O çıktığı sezon şampiyonluğa ulaşacaktı Trabzonspor Kulübü ile organik bağı olduğu için bile bile şampiyon olmadık. O takımdan futbolcu ihracı yapıldı. Onlardan para da kazandık. A takıma çıkarttık. En büyük başarılardan birisi de bu idi. Tam olarak istediğimiz noktaya getirmiştik. Bunda Mustafa Reşat Akçay'ın, Yılmaz Büyükaydın ve Suat Şen'in çok büyük emeği vardır. 1461'intesislerini de faaliyete geçirdik.YÖNETİMDEKİ 3 KURUŞLUK AKIL, DIŞARIDAKİ 100 KURUŞLUK AKILDAN DAHA ÜSTÜNDÜRSadece yönetim değil, iyi bir ekip olması lazım. İnşaat harcı gibi kabul edersek, bunun çakılı, suyu vardır. Bu ölçü çok önemli. "Oy alacağım" kaygısı gütmeden kulüpçü anlayışla birlikte ekibi oluşturmak çok önemli. Bir de önemli bir saptama daha yapacağım. Kulüp başkanları futbol içinden gelsin gelmesin dışarıdan akıl almamalı. Karar alırken yönetimiyle karar almalı. Kendisi karar alsa bile aldığı kararı yönetimine mutlaka tasdik ettirmeli. Başkanlar her fikre yakın hissediyorlar kendilerini. Yönetimdeki 3 kuruşluk akıl, dışarıdaki 100 kuruşluk akıldan daha üstündür. Trabzonspor'a gelen başkan veya yöneticiler kulüpçü anlayışta olması lazım. Alan değil, veren anlayışta olmalıdır. Hizmet yeridir. Nöbet yeridir. Geldiği zaman nöbetini tutacak ve geri kalanını zaten camia değerlendirir.HER ŞEYİ BEN YAPARIM ANLAYIŞI YOKTUYönetim olarak genelde düzenli toplanırdık. Hep yarışın içinde olduk ve iddiamızı kaybetmedik. Diyalog her zaman vardı. Başkanımızla, asbaşkanımız yöneticilerimizin arasında haberleşme ve diyalog vardı. Demokratik bir ortam vardı. Her şeyi ben yaparım anlayışı yoktu.AMERİKA'YI YENİDEN KEŞFETMEYE GEREK YOKBir kere çok ciddi bir mali disiplin olmazsa olmazdır. Asla maceracı bir zihniyet olmamalı. Şirin gözükmek adına daha büyük hatalardan kaçınılmalı. Politika epey uzun vadeli belirlenmeli. Her zaman lafta diyoruz ama kimse geldiği zaman uygulayamadı ama biz kendi futbolcusu, kendi teknik adamı ve kendi yönetimiyle buralara gelmiş bir kulüpten bahsediyoruz. Amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek yok. Altyapıya dönüp akılcı transferler yapılmalı, süreci bu tutumla düzlüğe çıkartmak en önemli adım olacaktır. Bu süreçten çıkmayı sadece yönetime bırakmak haksızlıktır. Yükü çok ağırlaştı. Camia olarak bir kibrit çakmaya ihtiyaç duymalıyız. Hiç bir mazeret bulmadan koşa koşa herkes kendine düşeni yapmak zorundadır. Buna siyasiler, camianın bütün dinamikleri ve cebinde bir lirası olan bile kulübüne karşı "ben görevimi yaptım" diyebilmeli. Bu Trabzonspor'u tekrar eski günlerine çevirecek ilk adımdır ve ilk adım çok önemlidir. Akyazı stadyumu elimizde önemli bir figür. Yönetimin ciddi adımlar atacağına inanıyorum ve güveniyorum. Siyasi otoritelerle her zaman uyumlu olmak önemli. Bu konuda da herkesin yardımcı olması şart.CAMİA OLARAK BÜTÜNLEŞİP 12. ADAMIN GÜCÜNÜ İYİ KULLANMALIYIZHer ne kadar futbolun içinden gelen ve yöneticilik yapmış olsam da kimseye akıl verecek üstünlük de görmüyorum kendimi. Önerim, bütünleşmek gerektiği zaman bu bütünleşmeyi sağlamak. Kulüpçü anlayışı ön plana taşımaları en önemli gördüğüm ilkelerden birisi bu. Her şey Trabzonspor için olmalı ve kişiliğimiz, egomuzu hiç bir zaman onun önüne taşımamalıyız.Teknik heyet konusunda, kulüp yöneticilerinin uyumlu çalışacağı her isime iyi niyetli bakmalıyız. Deneme-yanılma da olsa doğruyu bulabilecekleri kişileri bulacaklarını düşünüyoruz. Saygı duymak zorundayız. Çünkü o yetkiyi onlara biz verdik, güvenmezsek vermezdik.Taraftar futbolun olmazsa olmazıdır. Hele bizim taraftarımız çok farklı. Kulübüne ölesiye sahip çıkan bir taraftar kitlemiz var. Neticede Karadeniz insanı. Hepsinin yüreği Trabzonspor'la atıyor ama biz 12. adam gücünü iyi kullanamadık bunda kimseyi suçlayamayız. Hakemi baskıya alan, rakip takımın ayaklarını titreten bir taraftar gücüne ve birliğine ihtiyacımız var. Bunu yapmamız lazım. Kulübün ve takımımızın işini bu şekilde kolaylaştırırız. Ferdi hareketleri benimsemiyorum. Yapılan haksızlıklara tepkimizi tüm stat olarak, siyasal alanda, sosyal alanda, ekonomik alanda, sanat alanında, basın alanında top-yekun vermeliyiz. Bizi biz yapan değerleri bizim insanlarımızla birleştirip tüm gücümüzle kulüp olarak tepkimizi ortaya koymalıyız. Ben isterdim ki o seyirci hiç susmasın. Bir kişinin yapacağı eylemler faydadan çok zarar getirir.Temel Kazancıoğlu kimdir?1952 doğumluyum. En son Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Matematik bölümünde eğitimimi yarıda bıraktım. KTÜ futbol takımında oynadım. Kaptanlık yaptım. Ailece sporun içindeyiz. Baba tarafından Kazancıoğlu, anne Yardım ailesi olarak her iki tarafta Sebat 'ın kurucu üyeleri arasındadır. Dolayısıyla kuşaktan kuşağa devam eden bir futbol sevdamız var. Futbolcu olarak da spora hizmet ettik. Hem futbolcu, hem de yönetim olarak futbola hizmetimizi sürdürdük. Tütünspor'da Sebatspor'da, Trabzonspor'da yöneticilik yaptım. Futbol yaşamımda 24 Şubat, Çorumspor, Kırıkkalespor'da oynadım. Şuanda da aile firmamızda ticari hayatımıza devam ediyoruz.
TrabzonSpor
Yayınlanma: 13 Mayıs 2016 - 13:34
Şike sürecinde ifade veren TS'li yöneticiden flaş açıklamalar
Trabzonspor'un eski yöneticilerinden Temel Kazancıoğlu, 2010-2011'de yaşanan şike olaylarında mevcut yönetimin yalnız bırakıldığı ve sürecin kötü yönetildiğini söyledi.
TrabzonSpor
13 Mayıs 2016 - 13:34







