Röportaj: Elif ÇAVUŞ Trabzon Medikal Park Hastanesi'nde yaklaşık 1 yıldır hizmet veren Obezite Cerrahisi Servisi, Genel Cerrahi-Gastroenteroloji Cerrahisi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Can Keçe ve ekibi sayesinde başarılı ameliyatlara imza atıyor. Doç. Dr. Can Keçe ile obezite cerrahisi üzerine konuştuk, bu ameliyatlarla ilgili tüm detayları aktardı. Çağımızın en büyük kabusu olan obezitenin insanın kaderi olmadığına dikkat çeken Keçe, sağlıklı bir yaşam için hayati önerilerde bulundu...Trabzon'da bir ilke imza attınız ve kısa sürede Obezite cerrahisini Trabzon'da ekibinizle birlikte tanıtmayı da başardınız. Obeziteyle savaşınız nasıl gidiyor? Obezite, son yüzyılın en yaygın hastalığı... Dünyanın her yerinde artık çok ciddi sağlık problemlerini barındıran ve mücadele edilmesi gereken bir hastalık. Eskiden bu kadar kilolu çocuk da görmezdik. Obezite bir hastalık ama asla kader değil. Bu hastalığa yakalanmış insanlar var evet ama çaresiz değiller. Bunun tedavisi mümkün. Bunun tedavisinde genelde egzersiz, diyet, ilaç ve bunların yeterli olmadığı durumlarda da ameliyat gündeme geliyor. Fakat hiç bir tedavi ameliyat kadar dramatik bir iyileşme sağlamıyor. Çok ciddi anlamda kilo verme ve bunu bir yıl içerisinde elde etmek mümkün. Hastalar ameliyat sonrasında ne kadar kilo veriyorlar? Hastaların kafasında şu soru oluyor, "Biz bir deri bir kemik kalana kadar mı kilo vereceğiz?"... Hayır.Hastalar ideal kilolarına dönene kadar zayıflıyorlar. Aşağı yukarı bir-bir buçuk yıllık bir süre zarfında hastalar normal kilolarına dönebiliyorlar. Bacak bacak üzerine atamayacak kadar ciddi sağlık problemleri yaşayan, ileri de kendi yaşıtına göre 15 yıl daha az yaşama ihtimali olan, beraberinde eklem, romatizma, kalp hastalığı, şeker hastalığı, hareketsizliğe bağlı pıhtı atması gibi bir takım sağlık sorunlarını yaşayan bu gurup cerrahi ile bu sıkıntılarından kurtulabiliyorlar.
Neler yapıyoruz peki? Obezite eşittir cerrahi değil. Obez hasta bize başvurduğunda biz onu bir ekip olarak karşılıyoruz. Endokrinoloji, psikiyatri, genel cerrahi, göğüs hastalıkları uzmanı ve kalp doktoru tarafından hastalar analiz ediliyorlar. Hormonal bozukluklar kontrol ediliyor bu hastalıktan dolayı ameliyat öncesi değerlendirmeleri yapılıyor, vücut kitle endeksi dediğimiz bir kritere göre de bu hastalar ameliyata yönlendiriliyor. Öncelikli olarak uzun süreli diyet yapmış, egzersiz programına gitmiş kişilerde cerrahi uygulama tercih ediliyor. Bunu düzenli olarak yapmamış kişiler ise egzersiz ve diyet programına yönlendiriliyor. Hastaların çoğu aslında bu evreleri geçmiş oluyorlar. O zaman da cerrahi tercih ediliyor. Obezite cerrahisi servisi kurulduktan bugüne kadar hastaların durumunu değerlendirirsek, obezite hastaları cerrahiye nasıl bakıyor? Tercih ediyorlar mı? İnternet çağındayız. Cerrahinin başarılarını hastalarımız görüyor. "Öncesi ve sonrası" fotoğraflarını görüyorlar. Daha önceden "Trabzon'da bu işi yapan birisi var mı?" diye araştırdıklarında herhangi bir kişiyle karşılaşmıyorlardı. İstanbul ve Ankara'daki hastanelere yönleniyorlardı. Biz Medical Park Hastanesi'nde obezite timi kurduk. Tüm altyapımızı hazırladık. Hastalar artık Trabzon'da çok rahatlıkla tedavilerini olabiliyorlar. Başvuru çok... Dediğimiz gibi hastalarımızı önce değerlendiriyoruz sonra cerrahiye alıyoruz. Ameliyatı son ihtimal olarak mı düşünüyorsunuz yoksa kalıcı bir çözüm için mi ameliyat? Son ihtimalden ziyade zaten bir takım evreleri geçmiş olan hastaların artık ameliyatla bu işten kurtulmak istemesi ile ameliyat devreye giriyor. Ameliyatın artılarını eksilerini bilen, çevresinde ameliyat olmuş insanlarla görüş alışverişinde bulunan artık karar aşamasında olan insanlar bize geliyor.
Ne tür ameliyatlar yapıyoruz? Ameliyatlardan da biraz bahsedelim... Obezite için tarihsel süreçte baktığımızda bir kaç çeşit yöntem var. Bunlardan bir tanesi kelepçe dediğimiz yöntem. Eskiden çok sık uygulanıyordu. Şimdi artık tercih edilmiyor. Çok kiloluları ameliyat edilebilecek hale dönüştürebilmek için kullanılıyordu. Yan etkileri çok fazla.. Riskleri var. Mide katlama dediğimiz bir yöntem yapılıyordu bir dönem bu ameliyat yöntemi de çok tercih edilmedi. Şuanda günümüzde en sık uygulanan ameliyat şekli "tüp mide" dediğimiz laparoskopik tüp mide ameliyatı... Mideyi boydan boya bir tüp rehberliğinde keserek fazla dediğimiz o iştah hormonlarının bulunduğu ve midenin hacmini oluşturan bölümünü çıkartarak yaptığımız yöntem. Bir de laparoskopik Gastrik by pass dediğimiz yöntem var. Burada hem midenin hacmini küçültüyoruz hem de yolu uzatarak safra enzimleri ve pankreas enzimleri ile mide içeriğini biraz geciktirerek emilimini bozmak amaçlı bir yöntem. Hastalar uygunsa ilk tercihimiz tüp mide yöntemi oluyor. Biz bu ameliyatları kapalı yöntemle yapıyoruz. Bunun çok büyük bir avantajı var. Hasta ameliyattan sonra üçüncü saatte gezmeye başlıyor. Hastaların yürümesi de pıhtılaşmayı önlüyor. Hastalarınız ameliyattan memnun kalıyor mu? Hastalarımızın ameliyattan sonra ilk ifadesi "Neden daha önce bu ameliyatı olmamışım" oluyor. Bu çok önemli bir şey. İkincisi "hiç iştahımız yok" diyorlar.
Ameliyattan sonra da bir diyet programı uyguluyor musunuz? Biz ağır bir yemek yediğimizde doygunluk hissi oluşuyor ve belirli bir süre sonra rahatsızlık hissi veriyor ya onlar bunu çok küçük bir miktarda hissediyorlar. Midenin hacmi küçüldü artık. Erken doyma hissi yaşayacaklar. İstedikleri gibi lahmacun, pide yiyemeyecekler. Birinci günden otuzuncu güne kadar ve ondan sonrası bir yıllık süreci içeren bir listemiz var. Bu listeyi sürekli güncelliyoruz. Ameliyat olduktan sonra hastaya "hadi git" demiyoruz. Diyetisyenimiz Kübra Karakuş vasıtası ile hastalarımızı takip ediyoruz. Sulu, püre kıvamı sonrasında katıya geçiyoruz. Hastalar en çok hangi soruyu soruyor size? "Tekrar kilo alacak mıyım?" Psikiyatri polikliniğinde hastaların değerlendirilmesi bu sebeple çok önemli. Bazı hastalara engel olamıyorsunuz. Böyle hastalar tekrar kilo alabiliyor. Midede bir miktar genişleme oluyor. Kaçak riski de bu ameliyatlarda çok fazla gündemde olan bir konu... Ne ölçüde kaçak riski var? Kendi aileme kullanmayacağım hiç bir malzemeyi hastalarıma kullanmıyorum." Alet İşler El Övünür" tarzda işlemlerdir bunlar. Mideyi boydan boya zımbalıyoruz. Bu zımbaların kalitesi çok önemli. Kalite ve teknik çok önemli. Bu noktada çok hassasız. Şuanda Türkiye'de ve dünyada en iyi ürün hangisi ise bunu kullanıyoruz. Burada malzemeler gider kalemlerini arttırıyor. Hastaların muhtemelen kafalarındaki bir diğer soru ise ameliyatların maddi külfetidir? Devlet hastalara nasıl bir kolaylık sağlıyor? Devlet bir rakam belirlemiş. Devlet hastanesinde çoğu yöneticiler "Bu ameliyatları yapmayın, hastanemiz zarar ediyor" diyebiliyor. Verilen ücretle hastanın maliyeti örtüşmüyor. Sayıları azaltıyorlar." Ayda 2-3 tane yapın, hastanenin gider kalemleri artıyor" diyorlar. SGK diyor ki bu ücret bizim açımızdan tatmin edici ama işin pratiğine gelince karşılamıyor. Biz burada fark ücreti almak zorunda kalıyoruz. Devlet hastaneleri de fark ücreti almak istiyorlar. Bu konuda çalışmalar var öyle biliyorum. Aldığımız fark ücreti Ankara, İzmir, İstanbul gibi şehirlerle kıyaslandığında çok daha uygun. Yasal sınırı aşmayacak şekilde ücretlendirme yapıyoruz. Ameliyatın tipine göre ücret değişebiliyoruz. Bu nedenle hastaların bizden birebir fikir almaları daha doğru olur. Hastanemiz bu konuda taksitlendirme ile hastalarımıza kolaylık sağlıyorlar. Ameliyat sonrası hasta takibi de çok önemli değil mi? Hekimle hastanın aynı şehirde yaşaması çok büyük bir avantaj. Bu çok önemli. Obezite ekibimizin koordinatörüne her an ulaşabilirler. Hastalarıma belirli bir program veriyorum. Başkan söylüyorum "Bu programa uymayacaksanız hiç bu işe girmeyin" diyorum. Sadece ameliyat yeterli değil. Düzenli bir spor hayatlarında olmaları gerekiyor. Normal sağlıklı insanlar için de spor çok önemli. Haftada 3 gün ya da 5 gün günde yarım saat fitness ve hızlı yürüyüş öneriyoruz. Obezite U tipi hayatın bir sonucu oluyor çoğu zaman. Asansörle evimizden iniyoruz ve arabaya biniyoruz, tekrar asansörle işimize ve oradan aracımıza ve tekrar asansöre... Böyle bir hayattan ziyade merdiven kullanalım, yürüyelim, diyet yapalım ve daha aktif daha sağlıklı bir hayatı tercih edelim diyorum...
Neler yapıyoruz peki? Obezite eşittir cerrahi değil. Obez hasta bize başvurduğunda biz onu bir ekip olarak karşılıyoruz. Endokrinoloji, psikiyatri, genel cerrahi, göğüs hastalıkları uzmanı ve kalp doktoru tarafından hastalar analiz ediliyorlar. Hormonal bozukluklar kontrol ediliyor bu hastalıktan dolayı ameliyat öncesi değerlendirmeleri yapılıyor, vücut kitle endeksi dediğimiz bir kritere göre de bu hastalar ameliyata yönlendiriliyor. Öncelikli olarak uzun süreli diyet yapmış, egzersiz programına gitmiş kişilerde cerrahi uygulama tercih ediliyor. Bunu düzenli olarak yapmamış kişiler ise egzersiz ve diyet programına yönlendiriliyor. Hastaların çoğu aslında bu evreleri geçmiş oluyorlar. O zaman da cerrahi tercih ediliyor. Obezite cerrahisi servisi kurulduktan bugüne kadar hastaların durumunu değerlendirirsek, obezite hastaları cerrahiye nasıl bakıyor? Tercih ediyorlar mı? İnternet çağındayız. Cerrahinin başarılarını hastalarımız görüyor. "Öncesi ve sonrası" fotoğraflarını görüyorlar. Daha önceden "Trabzon'da bu işi yapan birisi var mı?" diye araştırdıklarında herhangi bir kişiyle karşılaşmıyorlardı. İstanbul ve Ankara'daki hastanelere yönleniyorlardı. Biz Medical Park Hastanesi'nde obezite timi kurduk. Tüm altyapımızı hazırladık. Hastalar artık Trabzon'da çok rahatlıkla tedavilerini olabiliyorlar. Başvuru çok... Dediğimiz gibi hastalarımızı önce değerlendiriyoruz sonra cerrahiye alıyoruz. Ameliyatı son ihtimal olarak mı düşünüyorsunuz yoksa kalıcı bir çözüm için mi ameliyat? Son ihtimalden ziyade zaten bir takım evreleri geçmiş olan hastaların artık ameliyatla bu işten kurtulmak istemesi ile ameliyat devreye giriyor. Ameliyatın artılarını eksilerini bilen, çevresinde ameliyat olmuş insanlarla görüş alışverişinde bulunan artık karar aşamasında olan insanlar bize geliyor.
Ne tür ameliyatlar yapıyoruz? Ameliyatlardan da biraz bahsedelim... Obezite için tarihsel süreçte baktığımızda bir kaç çeşit yöntem var. Bunlardan bir tanesi kelepçe dediğimiz yöntem. Eskiden çok sık uygulanıyordu. Şimdi artık tercih edilmiyor. Çok kiloluları ameliyat edilebilecek hale dönüştürebilmek için kullanılıyordu. Yan etkileri çok fazla.. Riskleri var. Mide katlama dediğimiz bir yöntem yapılıyordu bir dönem bu ameliyat yöntemi de çok tercih edilmedi. Şuanda günümüzde en sık uygulanan ameliyat şekli "tüp mide" dediğimiz laparoskopik tüp mide ameliyatı... Mideyi boydan boya bir tüp rehberliğinde keserek fazla dediğimiz o iştah hormonlarının bulunduğu ve midenin hacmini oluşturan bölümünü çıkartarak yaptığımız yöntem. Bir de laparoskopik Gastrik by pass dediğimiz yöntem var. Burada hem midenin hacmini küçültüyoruz hem de yolu uzatarak safra enzimleri ve pankreas enzimleri ile mide içeriğini biraz geciktirerek emilimini bozmak amaçlı bir yöntem. Hastalar uygunsa ilk tercihimiz tüp mide yöntemi oluyor. Biz bu ameliyatları kapalı yöntemle yapıyoruz. Bunun çok büyük bir avantajı var. Hasta ameliyattan sonra üçüncü saatte gezmeye başlıyor. Hastaların yürümesi de pıhtılaşmayı önlüyor. Hastalarınız ameliyattan memnun kalıyor mu? Hastalarımızın ameliyattan sonra ilk ifadesi "Neden daha önce bu ameliyatı olmamışım" oluyor. Bu çok önemli bir şey. İkincisi "hiç iştahımız yok" diyorlar.
Ameliyattan sonra da bir diyet programı uyguluyor musunuz? Biz ağır bir yemek yediğimizde doygunluk hissi oluşuyor ve belirli bir süre sonra rahatsızlık hissi veriyor ya onlar bunu çok küçük bir miktarda hissediyorlar. Midenin hacmi küçüldü artık. Erken doyma hissi yaşayacaklar. İstedikleri gibi lahmacun, pide yiyemeyecekler. Birinci günden otuzuncu güne kadar ve ondan sonrası bir yıllık süreci içeren bir listemiz var. Bu listeyi sürekli güncelliyoruz. Ameliyat olduktan sonra hastaya "hadi git" demiyoruz. Diyetisyenimiz Kübra Karakuş vasıtası ile hastalarımızı takip ediyoruz. Sulu, püre kıvamı sonrasında katıya geçiyoruz. Hastalar en çok hangi soruyu soruyor size? "Tekrar kilo alacak mıyım?" Psikiyatri polikliniğinde hastaların değerlendirilmesi bu sebeple çok önemli. Bazı hastalara engel olamıyorsunuz. Böyle hastalar tekrar kilo alabiliyor. Midede bir miktar genişleme oluyor. Kaçak riski de bu ameliyatlarda çok fazla gündemde olan bir konu... Ne ölçüde kaçak riski var? Kendi aileme kullanmayacağım hiç bir malzemeyi hastalarıma kullanmıyorum." Alet İşler El Övünür" tarzda işlemlerdir bunlar. Mideyi boydan boya zımbalıyoruz. Bu zımbaların kalitesi çok önemli. Kalite ve teknik çok önemli. Bu noktada çok hassasız. Şuanda Türkiye'de ve dünyada en iyi ürün hangisi ise bunu kullanıyoruz. Burada malzemeler gider kalemlerini arttırıyor. Hastaların muhtemelen kafalarındaki bir diğer soru ise ameliyatların maddi külfetidir? Devlet hastalara nasıl bir kolaylık sağlıyor? Devlet bir rakam belirlemiş. Devlet hastanesinde çoğu yöneticiler "Bu ameliyatları yapmayın, hastanemiz zarar ediyor" diyebiliyor. Verilen ücretle hastanın maliyeti örtüşmüyor. Sayıları azaltıyorlar." Ayda 2-3 tane yapın, hastanenin gider kalemleri artıyor" diyorlar. SGK diyor ki bu ücret bizim açımızdan tatmin edici ama işin pratiğine gelince karşılamıyor. Biz burada fark ücreti almak zorunda kalıyoruz. Devlet hastaneleri de fark ücreti almak istiyorlar. Bu konuda çalışmalar var öyle biliyorum. Aldığımız fark ücreti Ankara, İzmir, İstanbul gibi şehirlerle kıyaslandığında çok daha uygun. Yasal sınırı aşmayacak şekilde ücretlendirme yapıyoruz. Ameliyatın tipine göre ücret değişebiliyoruz. Bu nedenle hastaların bizden birebir fikir almaları daha doğru olur. Hastanemiz bu konuda taksitlendirme ile hastalarımıza kolaylık sağlıyorlar. Ameliyat sonrası hasta takibi de çok önemli değil mi? Hekimle hastanın aynı şehirde yaşaması çok büyük bir avantaj. Bu çok önemli. Obezite ekibimizin koordinatörüne her an ulaşabilirler. Hastalarıma belirli bir program veriyorum. Başkan söylüyorum "Bu programa uymayacaksanız hiç bu işe girmeyin" diyorum. Sadece ameliyat yeterli değil. Düzenli bir spor hayatlarında olmaları gerekiyor. Normal sağlıklı insanlar için de spor çok önemli. Haftada 3 gün ya da 5 gün günde yarım saat fitness ve hızlı yürüyüş öneriyoruz. Obezite U tipi hayatın bir sonucu oluyor çoğu zaman. Asansörle evimizden iniyoruz ve arabaya biniyoruz, tekrar asansörle işimize ve oradan aracımıza ve tekrar asansöre... Böyle bir hayattan ziyade merdiven kullanalım, yürüyelim, diyet yapalım ve daha aktif daha sağlıklı bir hayatı tercih edelim diyorum... 









Ben hilal 121 kiloyum bende her zayıf bayan gibi olmak istiyorum bütçem yetmediği için ameliyat olamıyorum ben asgari üçretle işkur üzerinden çalışan bir bayanım benim çok fazla bir miktarda param yok sizden kilolarım için yardım etmenizi istiyorum bide ameliyat ücretini öğrenmek istiyorum sizden