Stratejik Turizm Planlaması ve Sümela...


Geçtiğimiz haftalarda Trabzon turizmini ve dolayısıyla Sümela Manastırı'nı ele alan bir yazı kaleme almıştık.

Turizmin sadece masadaki konuşmalarda kaldığını, 4 bin yıllık şehrin turizm değerlerinin ortaya çıkartılması için hiç bir adım atılmadığını aksine var olan değerlerinin de kullanılamadığını yazmıştık.

Ortahisar Belediyesi, düğmeye basmış.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, şehri iyi tanıyan, sorunlarını, bu şehrin neye ihtiyacı olduğunu da bilen bir isim.

Trabzon'un Ortahisar sınırları içinde kalan kısmının turizmin haritasını çıkartmak için protokolü imzaladı.

Hem de tam da olması gerektiği gibi, Karadeniz Teknik Üniversitesi'ni harekete geçirdi, Trabzon Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odasını da projeye dahil etti.

Basın mensuplarını da çağırdı ve görüş alışverişinde bulundu.

Geç kalınmış bir hareketi doğru kişi, doğru kişilerle yapacak...

Geleceğini turizme bağlayan bir şehir adına çok sevindirici bir gelişmedir bu.

Bu konuda Ahmet Metin Genç'e her kesimin destek olması gerektiğine ve bürokratik anlamda da önünün açılması gerektiğine inanıyoruz.

İnşallah bu proje Ortahisar sınırları çerçevesinde kalmaz, Büyükşehir Belediyesi de bu projeden faydalanıp il genelinde bir swot çıkarılıp gerekli düzenlemeler yapılır.

Peki ne yapılacak?

Trabzon merkez sınırlarındaki tarihi doku ön plana çıkartılacak.

Yukarı hisar yani manastırların bulunduğu bölge turizme kazandırılacak.

Trabzon'a gelen turistlerin Trabzon merkezin de daha fazla vakit geçirmesi, bir gün daha fazla kalabilmesi için birçok düzenleme yapılacak.

Şehir merkezinde muhtemelen trafik düzenlemesi yapılması için de düğmeye basılacak.

Maraş Caddesi'ndeki Trabzon Şehir Müzesi'nin açılması da turizm adına önemli bir gelişme oldu.

Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Trabzon'da kuymaktan ibaret bir turizm anlayışının olmadığını sunabilecek anlayışlara öyle ihtiyacımız var ki...

Ahmet Metin Genç, vizyonunun bu anlayışta olması çok önemli...

Denizle Trabzon'un kopuk olmasına kendisine dert ediniyor çünkü...

Gül Cemal projesi ile bu sorunun bir nebze önüne geçilmiş olacak ama bizce yeterli değil.

Kıyılarımızı vatandaşlarımızın kullanabileceğini hale getirmek için özel çabaya ihtiyaç var.

Ganita ve Faroz yeterli değil.

Sahil şeridinin yeniden düzenlenmesi gerekir.

Kent Merkezi Stratejik Turizm Planlaması KTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Cenap Sancar'ın da dediği gibi "Olmazsa olmaz bir proje".

Bizler de bu projeye basın mensupları olarak her türlü desteği vermeye hazırız.

 

TURİST DEMEK ARAP DEMEK Mİ?

 

Toplantıda Arap turizmine yönelik çalışmaların sürdüğünün altı çizildi. Bizce Trabzon bir çok medeniyete ev sahipliği yaptığı için sadece Arap turistlere yönelmek yanlış.

Bir Fransız, bir İtalyan, bir İngiliz, bir Japon'da Trabzon'a gelmeli...

Arap turizmine kitlenip kalmak, şehri onların mantalitelerine göre şekillendirmek uzun vadede çok büyük hayal kırıklığı yaratacağı kanaatindeyiz.

Araplar geldiği gibi gittiklerinde, Trabzon'un nasıl bir şekil alacağını hayal etmek ürkütücü geliyor... 

 

SÜMELA'YA UZAKTAN BAKMAK

"Vizyon" dedik, "Anlayış" dedik...

Böylesi önemli bir gelişme yaşanırken turizm adına, Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Ayvazoğlu'ndan bir çuval inciri berbat eder nitelikte bir açıklama geldi toplantıda.

Turizm sezonuna yaklaşırken bölgeye binlerce turistin gelmesini sağlayan "Sümela Manastırı"nın halen ziyarete kapalı olmasını farklı bir açıdan değerlendiren Ayvazoğlu, "Sümela kapalıdır" demeyelim, gelen turistler uzaktan baksınlar" dedi.

Hatta Paris'teki Eyfel kulesini örnek vererek, "İnsanlar Paris'e gittiklerini belli etmek için Eyfel'den uzaklaşarak fotoğraf çekiliyorlar" dedi.

Sayın Ayvazoğlu'nun baştan savma olaya baktığını düşünmüyoruz, daha doğrusu düşünmek istemiyoruz.

Elbette Sümela Manastırı'nın hemen karşısında yapılan seyir terasları, birilerine peşkeş çekildiği iddia edilse de manastırın dışarıdan görüntüsünü gelen turistlere göstermek için doğru bir adım.

Ancak Kültür ve Turizm müdürü iseniz sizin göreviniz bir an önce Sümela Manastırı'nın ziyarete açılmasını ve turizm sezonuna yetişmesini sağlamaktır.

"Gelenler, dışarıdan baksın" demek o koltuğun liyakatine ters bir açıklamadır.

Hele de Trabzon turizminin konuşulduğu ve turizm planlanmasının yapıldığı bir toplantıda böyle bir açıklama yapılması hayal kırıklığı yaratmıştır.

Bu açıklamaları iki gazete manşetinden gördü.

"İyi ki google'dan baksın demedi" başlığı atıldı. 

Ayvazoğlu, açıklamalarını gündeme taşıdığımıza alınmış olacak ki, sosyal medya adresinden haberimizi  "yorumsuz" başlığıyla yayınladı.

Bu paylaşıma öyle yorumlar gelmiş ki…

Akıl tutulması yaşarsınız…

Bu insanlar gazeteciliğin ne olduğunu ya da ne olmadığını unutmuşlar.

Unutturulmuş…

“Ne istediler de vermediler müdürüm”

“Bunlar kime çalışıyorlar”

“Seni yedirmeyiz müdürüm”

“Göreve geldiğinden beri sana oynuyorlar”

Öyle öğrenmişler, öyle görmüşler…

Bu mesleği de bu hale getirenlerin de hangi zihniyet olduğuna bakmak lazım.

Ali beyle kim uğraşmış, niye uğraşmış gerçekten ilgi alanımda değil.

Biz uğraşma işlerini bilmeyiz, anlamayız da, öyle bir becerimiz de yoktur.

Bu kısım siyaset işidir, orası bizi aşar.

Biz ağızdan çıkan sözlerin ne anlama geldiğiyle ilgileniyoruz.

İşimiz bu.  

Bazen düşünülmeden kurulan cümlelerin nereye varabileceğini hesaplayamayabiliriz, kısa bir süre önce müdürlük koltuğuna oturan Ayvazoğlu'nun alınganlığını bu nedenle normal karşılıyoruz.

Yoksa Ayvazoğlu'nun da bir an önce Sümela Manastırı'nın ziyarete açılmasını istediğinden ve yoğun gayret içinde olduğundan şüphemiz yok.