Doç. Dr. Coşkun Eruz, "Yağmur duasına çıkmak Allah’a...

Doç. Dr. Coşkun Eruz, "Yağmur duasına çıkmak Allah'a şirk koşmaktır"

Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr Coşkun Eruz, ÇAY TV’de Gazeteci Elif Çavuş’un hazırlayıp sunduğu programda önemli açıklamalarda bulundu.

24 Mayıs 2021 - 15:55

Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr Coşkun Eruz, ÇAY TV’de Gazeteci Elif Çavuş’un hazırlayıp sunduğu programda önemli açıklamalarda bulundu.

Küresel ısınmanın etkisiyle Doğu Karadeniz bölgesinin su kaynaklarının tehlikede olduğunu işaret eden Doç. Dr. Coşkun Eruz, “Küresel ısınmanın etkileri farklılık gösterebiliyor. Bu yıl aşırı kurak giderken, bir sonraki yılın tamamında aşırı şiddetli yağmur olma riski var. Buna göre risk analizi ve iklim yönetimi sistemi devreye sokarsak ona göre tedbirlerimizi alabiliriz. “Allah’ın kurduğu sistem bu yapacak bir şey yok” demek doğru değil, dua ederek yağmur beklemek söz konusu olmamalı. Yaradan 4 milyar yıl önce dünyayı yarattı, dengeyi kurdu, insanı içine bıraktı. Güdümlenen sistem içinde kalırsan bu sistem devam eder ama sistemi bozarsan kendine göre uyarlarsan riskini alacaksın ona göre de tedbirini alacaksın. Dolayısıyla atmosferde oluşmayan yağmur bulutu olmadan siz istediğiniz kadar dua edin aşağıya bir şey düşmez. Konya ovasında atmosferde bir damla su yokken “Ey Allah’ım bana yağmur yağdır” demek Allah’a şirk koşmaktır. Allah’ın bize verdiği bilimi akılı kullanmayıp, “Ben sana akıl verdim, dedim ki bu olmayacak, sen bana oldur diyorsun”. Bu Allah’a şirk koşmaktır. Yani diyorsun ki “Aklımı kullanmayacağım ben, akılsızım ben, senden bekliyorum”… Yok öyle bir şey. Avrupa’daki hava akımını biliyorsanız, bir hafta sonra yağmur yağıp yağmayacağını bilebiliyorsunuz. Hesaplamak çok kolay. Bilime inanmadan, “Yaradanım sen bana yağdır” demekle bu iş olmaz. Yanlış müdahalelerle doğayı bozup sonra da “vay efendim neden heyelan oldu, bu seller neden oldu, Allah’ın takdir-i ilahisi” diyoruz, bu doğru değil. Aşırı yağışlar, kuraklıklara karşı tedbirimizi alacağız ve en son takdiri Allah’a bırakacağız. Allah’ın yarattığı muhteşem küre hiç değişmedi, ne su girdi, ne su çıktı. Dünya üzerine göktaşları dışında hiçbir şey girmemiştir, çıkmamıştır ışık dışında. Bundan 60 milyon yıl önce dinazorun bünyesindeki elementler ne ise benim vücudumdaki de o. Sistem tek. Dolayısıyla yaratanın yarattığı dünyayı doğru kullanırsak yararlanırız, yoksa bizim felaketimiz olur, sonuçta kendi kıyametimizi kendimiz kopartacağız” dedi.

YAYLALARDA İNANILMAZ YAĞMA VAR

Yaylalardaki kaçak yapılaşmaya dikkat çeken Eruz, “Karadeniz Bölgesi ılıman iklim özelliği taşıdığı için yılın her dönemi yeşil olan bitki ve buna bağlı olarak hayvansal çeşitliliği çok yüksek olan bir coğrafya.  Biz bu coğrafyanın nimetlerinden yararlanabiliriz ama son 50 yılda “Her şey bizimdir, istediğimizi yaparız” anlayışı ile köylere, yaylalara müdahaleler yaptık. 20 bin km’nin üzerinde yol ağı var Trabzon’da. 15-20 bin civarında kaçak yayla evi yapıldığı söyleniyor. Kimse görmedi, kimse duymadı, bu akla mantığa uygun mu? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan, 83 milyon insanın hakkı olan yasal olarak devletin yeri olan yerlere biz kaçak yapılar yaptık. Ülkeye ekonomik hiçbir getirisi yok. Yaylalarda inanılmaz bir yağma var. Samsun’dan Hopa’ya kadar yağmalanmayan yayla kalmadı. Yaylaları yazlık kullananlar gerçek yaylacılara, “Hayvanlarınızdan rahatsız oluyoruz, koku yapıyor” diyebiliyor ve şikayet edebiliyor” ifadelerini kullandı.

TAŞ OCAKLARI KONUSUNDA BAKAN KANDIRILDI

Taş ocaklarının kanayan bir yara olduğunu ifade eden Doç, Dr. Coşkun Eruz, “Bizim doğamız heyelana çok müsait bir yapıda. Herhangi bir müdahaleye çok hızlı tepki veren bir coğrafyaya sahibiz. Madenlerle de zengin bir coğrafyamız var. Beton sevdiğimiz için. Bu betonu tedarik etmemiz için kum ve mıcıra ihtiyacımız var. Taş ocakları nerede olacak. Maçka Vadisi, Uzungöl vadisi turizm bölgesi … O turizm bölgesindeki ormanın gözüne taş ocağı yaptığımızda turizm amaçlı bölgeye gelen insan baktığında ne diyor. Taş ocakları ne hikmetse hep ormanın içindedir. Devlet malı olduğu için en kolay orayı verirsiniz. Bir de savunma yapıyorlar, “Bir ağaç kestik ama 10 ağaç dikeceğiz” diye… Orman tarla değildir. Buğday diker gibi diktim ağacı kestim ağacı derseniz, bu orman tarımı olur. Orman bir ekosistemdir. Bu sistem en az 100 yılda oluşur. Sayın Bakan İkizdere için söyledi; “Biz 2 yılda bu alandan çıkacağız ve burası ağaçlandırılacak” dedi. Sayın Bakanımızı maalesef yanılttılar. Böyle bir şey yok. Karadeniz’de bunca yıldır açılan taş ocaklarından bir tane yoktur. Taş ocağına ihtiyaç vardır ama dağınık şekilde değil. Bu işe en uygun malzemenin bulunduğu yer en az zarara uğrayacak yerler belirlenir. En yakın yer değil, en uygun yer belirlenir ve o alanlar bir kişiye değil, birkaç taş ocağına tahsis edilir” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi'nin 8 finalisti oylarınızı bekliyor
Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi'nin 8 finalisti oylarınızı...
Yomra'da silahlı saldırıya kınama! Belediye önünde açıklama
Yomra'da silahlı saldırıya kınama! Belediye önünde açıklama