Bilim insanından Ayasofya değerlendirmesi: Altın yumurtlayan...

Bilim insanından Ayasofya değerlendirmesi: Altın yumurtlayan tavuğun başını kestiler

Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr. Coşkun Eruz, restorasyon çalışmalarıyla gündeme gelen Ayasofya Müzesi ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Eruz, "Ayasofya gibi altın yumurtlayan bir tavuğun başı kesildi" dedi.

10 Ocak 2021 - 12:57 - Güncelleme: 10 Ocak 2021 - 14:08

Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Başkanı Doç. Dr. Coşkun Eruz, restorasyon çalışmalarıyla gündeme gelen Ayasofya Müzesi ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Eruz, "Ayasofya gibi altın yumurtlayan bir tavuğun başı kesildi" dedi.

ÖZEL HABER: ELİF ÇAVUŞ 

CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya'nın çan kulesi olarak bilinen yapıya eklenen demir merdiveni gündeme getirmesinin ardından yeniden alevlenen restorasyon tartışması ile ilgili Trabzon Mimarlar Odası Başkanı Gürol Ustaömeroğlu, konuyu mahkemeye taşıdıklarını hatırlatmış ve yapılan restorasyonların asla kabul edilemeyeceğini ifade etmişti.  

AYASOFYA'NIN GEÇMİŞİ

Trabzon'un en önemli kültür varlıklarından birisi olan Ayasofya Müzesi'nin kıymetinin daha da anlaşılması için tarihi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Coşkun Eruz, "Bir çok ibadet ve yaşam amaçlı yapının bulunduğu manastır olarak inşa edilmiş bir yapıdır Ayasofya. Ayasofya manastırından günümüze ana kilise, çan kulesi, kule içindeki sapel ve bahçede bulunan şapel kalıntısı ulaşmıştır.    Çan kulesi kilisenin  camiye  çevrildiği 1570'li yıllardan sonra  minare olarak dönem dönem kullanılmış.  Çan kulesi içinde bulunan ve geçmişte ahşap merdivenle çıkılan kule şapeli müze olduğu  dönemler dahil hep kapalı idi. 2019'da iç ve dış yapı restorasyonu ve bahçe düzenlemesi yapıldı. Tarih  uzmanlarının belgeye dayalı çalışmalarına göre  Ayasofya 1250-60 döneminde manastır kilisesi olarak  yapılmış mimari ve sanatsal açıdan insanlığın ortak kültür mirası olan  bir yapı. 1461 Trabzon'un fethi sonrası  Osmanlı devleti Hıristiyan Teba tarafından kilise olarak kullanılmaya devam edilmiş ve 1572-84 döneminde padişahının izni ile  Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüş, giderleri  yerel vakıflarca karşılanmış ve 1900'lerin başında cami bakımsız ve imamsız kalmaması için Fatih Vakfına devredilmiş. 1960 yılına kadar mahalle camisi olarak kullanılmış ve 60-64 arası restorasyon geçirerek 1964-2013 arasında müze olarak hizmet vermiş.. 2013 sonrası kısmi restorasyonla tekrar camiye dönüştürülmüş ve 2019 da kapsamlı restorasyon yapılmıştır" dedi.

KENTİN SESİ, TALEPLERİ  VE ORTAK AKLI YOK SAYILDI

Restorasyon çalışmaları başladığında "projenin bitmesini bekleyin" ifadeleriyle ortak akılın yok sayıldığına dikkat çeken Eruz, "2019'da restorasyon ve bahçesinde rekreasyon projesi yapılırken, turizmciler, mimarlar , biz STK temsilcileri ve duyarlı vatandaşlar. İnsanlığın ortak kültür mirası olan ve 200 yıl kilise, 450 yıl cami, 50 yıl müze olarak insanlığa hizmet etmiş bir yapının restorasyon ve yeniden düzenlemesinde tarihi misyonu göz önünde bulundurularak, maksimum koruma, minimum müdahale ile kullanıma açılmasını talep etmiştik.. Ne yazık ki STK'lar, uzmanlar ve meslek odalarının tüm talep ve ısrarlarına , 'projenin bitmesini bekleyin' denilerek, kentin sesi, talepleri  ve ortak aklı yok sayıldı. Restorasyon projesi tamamlanarak cami ibadete açıldı...  Hayırlı olsun,  ibadet edenlerin Allah ibadet  ve dualarını kabul eylesin. Ancak restorasyon projesinin sonu beklenip görüldü ki, tarihi yapılar  ve eserler i maalesef  büyük risk altında.  Gereken düzeyde özen, koruma gözetilmeden alalade , estetik, sanatsallık ve koruma kullanma dengesi gözetilmeden planlama  ve uygulama yapılmıştır" ifadelerine yer verdi.

DOĞAL VE TARİHİ DEĞERLERİ KORUMA DERNEĞİ BAŞKANI DOÇ. DR. COŞKUN ERUZ AYASOFYA'DAKİ YANLIŞLARI SIRALADI

1- Estetiği olmayan beton üzeri taş kaplama TIR yolu gibi  düz ve geniş  ve de tarihi yapıya dayanmış yürüme  yolları, bahçeye estetik katkı veren havuz vb donatıları yok edilmiş, peyzaj denemeyecek bir  yeşil bahçe planı  ortaya çıktı...

2- 700 yıllık yapı zemininde  olan mozaikleri gösterme için doğru bir yaklaşımla konulan cam örtü , doğru iklimlendirme , nem alım sistemi planlanmadığı için, nem yoğuşması ve sürekli nemlenme nedeni ile mozaikler tehlike altında. Aynı şekilde cami içinde denizden gelen nemli hava ve insan nefesinden kaynaklı nem, bina temelinde su hareketleri ve  ısıtıcılar etkisi ile bina içi yüksek nem konsantrasyonuna sahip. Bu nem cami tavanlarında bulunan resimler ve duvarlarda yoğunlaşarak  nem, tuz, küf ve mantar etkisi ile tahribata neden olmakta... Bu riskler düşünülmemiş ve bina içi tarihi boya, resim  ve sıvalar büyük risk altında.

3- Kilise Çan kulesi yada Cami minaresi içinde bulunan ve geçmişte ahşap merdivenle çıkılan kule şapeli ( kilisesi)  müze olduğu  dönemler dahil hep kapalı idi. 2019  restorasyonunda , kuleye  hiçbir estetik, mimari katkı sağlamadığı gibi, kötü bir görüntü veren bir merdiven eklendi. Merdiven,   tarihi kule duvarlarına büyük bir ağırlık yükü bindirilerek, tarihi duvar taşlarına da  zarar verilerek   monte edilmiş    abartılı büyük bir çelik merdiven sistemi. Çelik merdivenle tarihi şapele çıkılamıyor çünkü ziyarete kapalı. Yapı bir müze değil cami.... Müze olmayan yerde  koruma ve rehberlik yapacak görevli olması söz konusu değil.  Müze değil ve ziyarete kapalı bir yapıya , o kuleye  görsel kirlilik ve statik yük olan merdiveni koymaya ne gerek vardı, projede var diye müze ve koruma kurulu böyle bir müdahaleye neden izin verdi.

4- Ayasofya gibi altın yumurtlayan bir tavuğun maalesef başı kesildi.   Yılda en az 300 bin-1milyon kişinin ziyaret ettiği bir tarihi eser, cami yaptık herkese açık denilerek cemaat dışında herkesin kontrolsüz , ücretsiz gezdiği bir yer haline geldi. Halbuki bizlerin önerisi, turizmciler  ve odalarında benzer görüşü ile  restorasyonda tavan resimleri, taban mozaikleri açık ve görülebilen bir Ayasofya ve çevresini gezmeye gelecek ( namaz kılmak amaçlı gelen cemaat dışındaki yerli ve yabancılar) insanlardan 10Tl tahsis edilmiş olsa idi Ayasofya yılda 3-10 milyon Tl gibi büyük bir gelir elde ederek, kendi bakım onarım giderleri ile birlikte vakıfların elinde bulunan tarihi cami, çeşme vd hayratların, her yıl en az 1-5 tanesinin restorasyonu nu yapabilecek kayna…

5-Ayasofya bahçesi Trabzon'un  Roma döneminden dan Cumhuriyete kadar bölgede çıkan taş eserlerin sergilendiği tek açıkhava müzesidir.   Bahçede bulunan eserler bahçede müzelikten çıkarıldığı için, milletin üzerine çıktığı, oynadığı oyuncaklar gibi kontrolsüz ve rehbersiz turizme ve kültüre hizmet etmekten uzak, çimenlerin üzerine yada duvar diplerine serilmiş şekilde bahçede yatıyor. Yazık değil mi 2 tane Osmanlı şehzade çocuğu mermer sandukasının da içinde olduğu yüzlerce mezar taşı vd taş eserlere.. 

KİM KAZANDI?

Ve son olarak bir bilim insanı en kritik soruyu sordu: "Kim kazandı?"

"Proje sürerken kamuoyu yalvardı, ilgililere cami cemaati ve ziyaretçi girişlerini düzenleyerek bahçeyi ve kuleyi  sadece açık hava müzesi, Ayasofya'yı ise cemaat için cami ve ziyaretçi için müze olarak düzenleyiniz ( Farklı kapılardan ve güzergahtan giriş çıkış sağlanarak mümkün. ) Hem eserler korunsun, hem Trabzon ve bölge kazansın. Sonuç... Ayasofya restore edildi,  neresine dokunursan dokun bir sorun..... kim kazandı ???? Artık bu kentte, proje yapan ve müteahhitlik yapanların kazancından önce kentin, halkın ve ülkenin menfaatleri de  da düşünülsün lütfen"

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Nijeryalı korsanlar Türk gemisine saldırdı: 1 kişi öldürüldü, 15 kişi kaçırıldı
Nijeryalı korsanlar Türk gemisine saldırdı: 1 kişi...
Uğur Mumcu öldürülüşünün 28. yılında anılıyor
Uğur Mumcu öldürülüşünün 28. yılında anılıyor