BIÇAK SIRTI YATIRIM!

BIÇAK SIRTI YATIRIM!

YAPAY GÖLLER TURİZM İÇİN GEREKLİLİK Mİ YOKSA DOĞA KATLİAMI MI?

23 Ocak 2018 - 11:50 - Güncelleme: 23 Ocak 2018 - 13:05

HABERCUK/ MERVE ÇAKMAKCI

   TRABZON'da dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl benzeri, 3 ayrı tabiat turizm merkezi kurulması için bölgede başlatılan çalışmalar vatandaşlarda endişe yaratırken çevreciler ise bu çalışmalara tepki gösterdi. 
   Tonya Çevre Platformu kurucusu  ve Derelerin Kardeşliği Platformu Tonya dönem sözcüsü, aktivist Hasan Kalyoncu Trabzon'a yapılacak olan Yapay Göller hakkında yaptığı değerlendirmede turizm yatırımlarının doğayla barışık olması gerektiğini söyledi. 


 
           

         Uzungöl turistlerin gözdesi ancak yapılaşmayla doğası tahrip edilmiş durumda.

UZUNGÖL VE SERA GİBİ OLMAMALI

   Son yıllarda, yayla/doğa turizmi önemli ölçüde tartışılır olduğunu kaydeden Hasan Kalyoncu, “Doğu Karadeniz yaylaları da turizm açısından öne çıktı. Çaykara’daki Uzungöl, Akçaabat’taki Sera gölü, toprak kayması sonucu oluşmuşsa da turizm yönünden değerleri ortadır. Bu iki gölün benzerini oluşturmak, turizme kazandırmak için değişik yerlerde yapay göletler yapılması düşüncesi ortaya çıktı.
   Turizme yönelik göletler, bir kazanım olmakla birlikte, konu bıçak sırtı gibidir. 
Bu tür projeler doğayla uyumlu yapılmazsa hiç yapılmasın daha iyi. Öncelik doğayla barışık, çevresi betona boğulmayan bir uygulama yaşama geçirilmelidir...
   Trabzon’da yapılması düşünülen yapay göller, turizme katkı sağlama düşüncesinden doğmuştur. Böyle bir katkı söz konusu olabilir. Sadece, yapıldığı yerin doğasına bir değişiklik katacak olan göletlerin doğayı tahrip edecek durumu gitmesi tehlikesi de vardır. Uzungöl’ün, Sera gölünün çevresine bakıldığında bunu görmek mümkündür. Rize’nin Ayder yaylasında da bozulma açıkça görülüyor. Turizmi geliştireceğiz derken evdeki pirinçten olma tehlikesi var!” dedi.


                           
                                           Kadıralak yaylası doğasıyla büyülüyor

ÇEVRESİ BETONA BOĞULMAMALI

   Tonya’nın Kadıralak Yaylasında yapılması planlanan göletin daha önceden gündeme geldiğini ifade eden Kalyoncu, “Gölet düşüncesi ilk kez konuşulduğunda turizme yönelik değildi. İçme suyu göleti olarak planlanmıştı. Böyle bir göletin çevresini belli bir uzaklığa kadar kullanamazsınız. Gübre atamazsınız. Oysa, göletin çevresinde vatandaşların çayırlıkları var. Yaz aylarında burada eğleşir, geçimlerini sağlarlar. Çayırlara gübre atmak zorundadırlar. İlk tepkiler bu yönde başladı ve içme suyu göleti yapmaktan vaz geçildi.

 

                                                
                                                          Hasan Kalyoncu

   Yıllar sonra turizme yönelik gölet tartışılmaya açıldı. Öncekinin sorunları bu kez söz konusu değildi. Yöre halkı, turizm amaçlı gölete karşı çıkmıyor. Karşı çıkılan konu, gölet tamamlandıktan sonra çevresi nasıl kullanılacak, betona boğulacak mı? Çevresinde yapılacak konaklamaya, yemeye, içmeye yönelik tesisler doğayla barışık olacak mı? Turizm tesislerini kim yapacak, kim işletecek? Yöre halkının ekonomik çıkarı ne olacak. Tartışılan konular bunlar. Yap-işlet-devret yöntemi ile uygulanacak projeler, bölgenin sahibi olan vatandaşlara ekonomik bir katkı sağlamayacağı ortada” ifadelerini kullandı. 

YAYLALARLA İLGİLİ CİDDİ ENDİŞELER VAR

   Gölet kurulacak alanların çok iyi bir şekilde etüt edilmesi, eko-sisteme zarar verecek uygulamalardan kesinlikle kaçınılması gerektiğini söyleyen Kalyoncu şunları söyledi: 
“Yaylalarda kaçak yapılaşma yıllardan beri devam ediyor. Son yıllarda çok katlı beton binalar yaylaların doğal durumunu bozacak nitelikte. Turizm alanları oluşup ticari faaliyetler başladığında, kaçak yapılaşma artacak. 

 

                         

   Kadıralak Yaylası, AB tarafından koruma kapsamına alınan mavi yıldız/kar yıldızı çiçeğini barındıran önemli yaylalardan biri.


   Ortaya konulan projeler, yıllardır konuşuluyor. Yaşama geçmiş bir örnek uygulama henüz yok. Son günlerde projelerle ilgili ihaleler yapılıyor. Yaylaların yerli ve yabancı şirketlere peşkeş çekileceği yönünde ciddi endişeler var. HES’lerle başlayan suların satılması süreci, yaylaların satılmasına doğru yol alıyor. Turizm adı altında yaylalar elden çıkacak.


   Kadıralak Yaylası, AB tarafından koruma kapsamına alınan mavi yıldız/kar yıldızı çiçeğini barındıran önemli yaylalardan biri. İkinci derece doğal SİT alanı iken bu statüden çıkarıldı. Ocak 2017’de değiştirilen yönetmelik gereğince özel bir şirket tarafından hazırlanan rapor sonucu Trabzon Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nca bir bölümü “Nitelikli koruma alanı” bir bölümü de “Sürdürebilir koruma ve kullanım alanı” olarak belirlendi. Statünün değiştirilmesi, yaylayı şirketlerin kullanımına ve betonlaşmaya açacaktır. Orman ve Su İşleri Bakanlığının Kadıralak’ta Tabiat Parkı yapacağını ilan etmesi, uygulamanın Yap-İşlet-Devret yöntemi ile yapılacağını belirtmesi yöre halkının tepkilerine neden oluyor.


   Tonya’nın yakın geçmişinde doğaya, yaşama alanlarına sahip çıkma yönünde önemli bir mücadele geleneği var. Kadıralak Yaylası’nın betona açılması yöre halkının tepkisine neden olacak. Rantın doğaya tercih edilmesi, doğaseverlerin karşı duruşunu ortaya koyacak. Çevrecilerin yaşanan olumsuzluklara karşı gösterdiği mücadeleye dikkat edilmiyor. Ancak, örgütlü ve bilinçli hukuk mücadelesi çoğu zaman başarıyı elde ediyor.”
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Gökyüzünün süper yatı! Fiyatı dudak uçuklattı
Gökyüzünün süper yatı! Fiyatı dudak uçuklattı
Sonunda bu da oldu! Simitçiler yarım satıyor
Sonunda bu da oldu! Simitçiler yarım satıyor