152 yıllık bir Kızılay bu hale mi düşmeliydi?

152 yıllık bir Kızılay bu hale mi düşmeliydi?

Kılıçdaroğlu: Kızılay bugün sıcak siyasetin göbeğinde; 152 yıllık bir kurum bu hale mi düşmeliydi? Erdoğan'a: "Depremden sonra Van'da yaptığın 100 metrekarelik evleri vatandaşa 75 bin liraya sattın"

04 Şubat 2020 - 14:32

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında başlıklar şöyle: 

"Yaşadığımız sürece acıyorum."

Filistin üzerine oynanan oyunlar. Kadim bir coğrafya. Yıllarını, hayatlarını verenler, üzerine oynanan oyunlar: Nasıl üzülmezsiniz? Suriye'de yaşananlar. Şehitlerimiz geldi. Nasıl üzülmezsiniz? Bakınız, Elazığ'da deprem olduğunda valiyi aradım hemen, il başkanımız oradaydı henüz ölüm haberleri gelmemişti, inşallah gelmez dedik. Ama 6.8 şiddetinde hemen iki genel başkan yardımcısını ve milletvekili arkadaşlarımızı görevlendirdim. Elazığ milletvekilimiz zaten oradaydı. İş bölümü yaparak acaba burada ne oldu, yaraları nasıl sarabilirizin çabası içine girdik. Arkasından arkadaşlara söyledim, hemen gelmem gerekiyor mu diye sordum. Hayır dediler. Enkazdan insanlar çıkarılıyor, dolayısıyla bu aşamada gelmeniz doğru değil dediler. Daha sonra, arkadaşlar evet gelebiliriz dediler, gittik. Genel başkan yardımcılarını görevlendirdik ama başta büyükşehir belediyelerimizin yapacağı yardımı da koordine etmeye çalışıyoruz. Elazığ'daki belediyeler arasında köprüler kuruldu. Bunlar da yapıldı. Sivrice Belediyesi'ne gittim, belediye başkanımızla konuştuk, Yazıkonak Belediye Başkanı ile de konuştuk. Emin olun hani dert dinliyorsunuz ama ölümden dönmüş enkazdan çıkmış kişinin hastanede bana anlattığı dert ne biliyor musunuz? 'Çocuğum işsiz.' Nasıl üzülmezsiniz? Siz bize siyasi partinin genel başkanı olarak bu tabloya üzülmez misiniz? 

Gerçek anlamda bir insanlık dramı var. Öyle gidip merhaba başınız sağ olsunluk basit bir olay değil. İki aylık çocuğunu, 7 yaşındaki çocuğunu, kayınvalidesini, eşini kaybeden bir gençle görüştük. Ben evdeydim çocukların oradaydı dedi. Neden diye sorduğumda, 'Bizim ev soğuk kayınpederin ki sıcak diye oraya gönderdik' dedi. Bu vicdani bir deprem. Bir gece Elazığ'da yattık. Daha sonra muhtarlarla da konuştuk. 

Bölgedeyken ciddi eleştiriler aldım. Ben bu kürsüde vatandaşların sorduğu bir soruya siyasi iktidarın cevap vermesi gerektiğini söyledim. Deprem vergilerinin nereye harcadığınız vatandaşa açıklayın dedim. En ağır eleştiriyi aldım. AFAD'a teşekkür ederim. Her yerde çadırları vardı. Kızılay'ın değil AFAD'ın çadırları vardı. Kendilerine teşekkür ediyorum. 

Depremle mücadelenin iki ayağı vardır. Birincisi önlem almaktır. Deprem olduğunda deprem bölgesinde insanlar ölmesin diye tedbir alacaksın, binayı dayanıklı alacaksın kardeşim. Devleti yönetmenin gerekçesi de budur. Deprem oldu binalar yıkıldı, onun adı kriz yönetimidir.  Önlem almadığınız için insanlar ölüyor. 

Malatya'ya da Elazığ'a da gittim, daha önce de deprem bölgelerine gittim, binaları çökenlerin yüzde 99.9'u fakir. Bu da hayatın bir başak gerçeği olarak önümüzde duruyor.

Van depremini de biliyorum. Önlemi ne zaman aldın? 604 kişi öldükten sonra. Önce alacaktın önlemi. Efendim harcama yaptık. Doğru ama 100 metrekarelik evi depremzedeye 75 bin liraya sattın. Vergi aldın, eyvallah. Depreme dayanıklı konutlar yapacağım dedin, eyvallah. Deprem oldu, insanlar oldu, o evleri yapmadı, insanlar öldü. Bana kalkıp cevap veriyorsun!

Hatırlıyorum okulda öğrenciyken öğretmenlerimiz bize Kızılay kumbarası verirdi gider para toplardık, o paralar tutanakla Kızılay’a teslim edilirdi. 152 yıllık bir kurumdan söz ediyorum. Köklü bir kurumdan söz ediyorum. 152 yıllık bir kurum bugün hangi durumda? Deprem bölgesine gittim, iki gün orada kaldım, bir tek Kızılay çadırı dahi yok. Bu kurum tarihi kökleri olan bir kurum. İnsani bir kurumdur, gönüllülerin çalıştığı, fakirin derdine çözüm üreten bir kurumdur. Bugün sıcak siyasetin göbeğinde. Nasıl üzülmez, nasıl hayıflanmazsınız. 152 yıllık bir kurum bu hale mi düşmeliydi?

Sadece sorun çözülsün diye verdikleri para 100 bin doların üzerinde. Kira ödüyorlar. Binanın sahibi diyor ki burası tarihi bir yerdi mavfettiniz. Al 100 bin doları sus diyorlar. Kızılay böyle miydi? Yöneticileri astronomik ücretler alıyorsa iş gönüllülükten çıkıyor. Lüks maaşlar, arabalar hepsi var burada. Kaynaklar kime gidiyor? Varlıklara. Kendileri kullanıyor.

Değerli arkadaşlarım bir şey daha var son günlerde dile gelen. Kızılay'ın bir paravan olarak kullanılması. Ensar Vakfı'na yapılan bağış. Kızılay zaten bağış alan bir kurum neden başka bir yere bağış yapsın? Yurt yapacaksa kendisi yapar. Meneton adasında gökdelen yapıyorlar. Amerika'nın en pahalı yeri. Efendim orada öğrenciler kalacakmış .Yurtta öğrenciler mi kalacak, yoksa saray yandaşları geleceklerini orada garanti altına mı alacaklar. Bu yıl KYK'ya başvuranlardan 60 bin kişi yer bulamadı. Sen bırakmışsın Türkiye'de yurdu Amerika'da yapacağım diyorsun. Bizim Amerika'daki temsilcimiz bu konuyu araştırıyor. Türgev aracılığıyla öyle bir para geldi mi diye? Henüz bulamadı. Gelmemiş. Kızılay gibi bir kurum vergi kaçırmaya nasıl paravan olur.

Daha önce Man Adası'ndan bahsetmiştim. Devlete vergi ödememek için dolarları buradan gönderdiler, oradan Türkiye'ye getirdiler beş kuruş vergi ödemediler. Bunu dile getirdim, belgeselini yaptık, mahkemeden yasaklama kararını çıkarttılar. O hâkime de seslenmek isterim. Sende vicdan, ahlak, hukukun kırıntısı var mı acaba ya? Niçin? Duymasın vatandaş! Duyacaklar! Sen milleti mi kandırıyorsun! Arkadaşlarımız araştırma önergesi verecekler. Adım gibi biliyorum, MHP ve AKP hayır diyecekler önergeye. Ne gerek var! Erdoğan ve Bahçeli diyecekler. Üstelik bağışı yaptığınız yer de çocuk tacizinden sabıkalı olan bir yer. Buna gerekçeyi Kızılay başkanı buluyor. Efendim bu bir vergi kaçakçılığı değil, vergiden kaçınmadır diye. Öğretmişler. Hayır efendim hayır bu açıkça fakir fukaranın hakkının soyulması demektir. 8 milyon dolar Hazine'ye gitseydi, bu 60 bin öğrencinin yurdu yoktu değil mi? Bakın öğrencilere burs veremiyorlar. 285 bin öğrencinin ahdi vardır burada. 

Kızılay gibi bir kurum içten içe çürüyorsa o zaman devlet çürüyor demektir. Neden liyakat diyorum, devlet çürümesin diye. Bunun adı peçelemektir, malı götürmektir.  Hülle ile Kızılay'ı kullanarak vergi kaçırma yoluna giderseniz bunun vebali ağırdır. Ha olması gereken ne? Kızılay yönetiminin istifa etmesi lazım. Ahlaklı bir yönetim varsa istifa etmesi lazım. Kim bilir arkasından daha neler çıkacak. Araştırma önergesi kabul edilirse Kızılay'ın hangi partinin arka bahçesine dönüştüğünü göreceğiz. 

"Yüzyılın Anlaşması bir savaş, bir devleti yok etme, Kudüs'ün tamamını İsrail'e verme anlaşmasıdır"

Filistinliler yıllardır mücadele ediyorlar. Kendi toprakları için mücadele ediyorlar. 15 Kasım 1988 Filistin kurtuluş örgütüne balı Filistin milli konseyi başkenti Kudüs olan Filistin devletini ilan etti. Şu anda Filistin devletini tanıyan ülke sayısı 138. Pek çok ülke Filistin'i tanıyor. Şu dakikalarda bir genel başkan yardımcımızın başında olduğumuz bir heyetimiz destek için oradadır. 2015'te Filistin'in bayrağı BM'da kabul edildi. Halen Filistin topraklarının Batı Şeria ve Gazze işgal altında. Bütün bunlar ortadayken Filistin sorununun çözümü için saygınlığı olan bütün ülkeler mücadele ederken Trump kalktı Yüzyılın Anlaşması'nı yapıyoruz. Barış anlaşması değil bu bir savaş anlaşması, bir devleti yok etme anlaşması. Kudüs'ün tamamını İsrail'e verme anlaşması. Filistin kendi topraklarında bağımsız yaşamak zorundadır. Ve biz bunları yaşatmalıyız. 

"Orta Doğu bataklığı"

"Acı olaylarla karşılaştık. İdlib'den gelen haberler. Yaralılar var onlar da kısa süre içerisinde inşallah tedavileri gerçekleşir. Suriye konusunu yıllardır dile getiriyorum. Bir sürü şey söyledim. Akılda kalanlar; bir Orta Doğu bataklığı. Biz bütün komşularımızla barış içinde yaşayalım diye özlem çekerken neden kavga ediyoruz. Dış politika sıradan bir olay değildir arkadaşları, dış politikanın millî olması lazım. İktidar, muhalefet olmaz, ülkenin çıkarları esastır. Dışişleri Bakanlığını niye kurduk biz? Siyasiler dış politika konusuna cümle kurarken boğazına 9 boğum olması lazım. Dışişlerinin ayrı bir dili, hukuku vardır. Eğer siz Dışişleri Bakanlığı'nı tamamen devre dışı bırakıp dış politikayı ben yöneteceğim derseniz liyakati de devre yok edersiniz. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rusya Türkiye'yi tehdit mi ediyor?
Rusya Türkiye'yi tehdit mi ediyor?
Suriye İdlib'de 33 şehit, 32 yaralı
Suriye İdlib'de 33 şehit, 32 yaralı