• Reklam
Ünlü şair Ali Lidar habercuk'a konuştu
YASEMİN BAŞ

YASEMİN BAŞ

Ünlü şair Ali Lidar habercuk'a konuştu

10 Ocak 2018 - 16:05 - Güncelleme: 11 Ocak 2018 - 10:01

“Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum. Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar…”

Öyle ya; aşka karşı dik durmanın, yalnızlıktaki asaletin ve cümlelerle bu denli yaren olmanın adıdır Ali Lidar. Sizin de böyle kitabını tekrar tekrar okuduğunuz isimler vardır muhakkak! Benim için bu isim tam olarak Ali Lidar’dır… Güzel tanışmaydı; sonra içime sinen bir röportaj.

Yeni yılın ilk röportaj hatırası olsun istedim. Hepimize umut dolu, sağlıklı ve huzurlu yıllar diliyorum

Suskunluğumla suçlandığım bir gün karşılaştım tesirsiz parçalarla… Yalnız çok tesirliydi, Yüksel’de hıçkırarak ağladığımdan başka hiç bir şey hatırlamıyorum. İyi ama neden adı Tesirsiz Parçalar?

-Çünkü çok kişisel şeyler yazdığımı düşünüyordum başlarda (hala da öyle düşünürüm çok zaman). Yazdıklarımın benden başka kimseyi etkilemeyeceğini düşündüğüm ve herhangi bir tesir bırakacağına da pek ihtimal vermediğim için Tesirsiz Parçalar dedim kendilerine.

Yeni bir kitap… Kişisel Edebiyat Atlası; ne güzel bir proje nasıl oluştu?

-Mayıs sonuna doğru çıktı Atlas. Vakti zamanında bir internet platformu için yazarlar/kitaplar hakkında bazı yazılar yazmıştım. Atlasın da temelini o yazılar oluşturdu. Zamanla bazı düzeltmeler, ilaveler vs. yaparak ve Hamdi Akçay’ın hazırladığı resimleri de ekleyerek kitabı hazırladık. Çok emek verdiğim, belki de bu yüzden içime sinen bir çalışma oldu Kişisel Edebiyat Atlası.

“YAZDIKLARIMI KAMUYA AÇMA İŞİ İSE AÇTIĞIM BLOGLA OLDU”

Yazma tohumları ilk ne zaman atıldı hayatınızda, yani ilk karalamalar?

-Yazmaya ne zaman başladığımı hatırlamıyorum. İlkokul yıllarında eski defterlerden kendime günlük yapıp onlara ufak ufak yazdığımı biliyorum ama. Yazdıklarımı kamuya açma işi ise açtığım blogla oldu. 2009 yılında başladım yani yazdıklarımı insanlarla paylaşmaya. Kitap fikrim yoktu uzun süre. Blogu takip eden yayınevinde bir arkadaşımın ısrarı ve teşvikiyle çıktı ilk kitap.

Fikir aldığınız, hasbihal ettiğiniz birisi var mı?

-Editörüm Burak Albayrak ve kardeşim Karşılaştırmalı Edebiyat hocası Veysel Lidar’ın görüşlerine başvururum sık sık.

“İLHAN SELÇUK VE ÇETİN ALTAN’IN KİTAP HALİNE GELMİŞ KÖŞE YAZILARINI ZEVKLE OKURUM”

Gazete okur musunuz mesela sevdiğiniz bir köşe yazarı?

-Uzun süredir gazete takip etmeyi bıraktım. Ama eskilerden İlhan Selçuk ve Çetin Altan’ın kitap haline gelmiş köşe yazılarını zevkle okurum hala.

Kendinizi Türk edebiyatında bir yere koymak ya da bir akımın; onun devamı görmek…

-Yok hayır. Ne öyle bir iddiam ne talebim ne de derdim var.

Ya sizin şimdilerde Z raporunuz?

-Detayına girmek istemediğim bir takım sıkıntılar yaşıyorum şu sıralar. Umarım tez zamanda atlatabilirim.

“BİLİNÇALTIMDA ÇOCUKLUK ANILARIM HEP EŞLİK EDER BANA YAZARKEN”

Yazarken aklınızın köşesinde saklı tuttuğunuz bir şey var mı?

- Aklımın köşesinde değil de bilinçaltımdaki çocukluk anılarım hep eşlik eder bana yazarken.

Siz de bir edebiyat atlasında yer alsanız sembolünüz ne olurdu?(Kafka’daki Şato gibi…)

-At olsun isterdim :)

“…ARTIK DAHA KÖTÜ OLMASIN DİYE DUA EDER OLDUM SADECE”

Geleceğe dair umutlu musunuz?

- Açık konuşmak gerekirse ne ülkeme ne de kendime dair pek ümidim var diyemem. İyiliği geçtim artık sanırım. Artık daha da kötü olmasın diye dua eder oldum sadece.

“OTUR VE YAZ”

Bende yazmak istiyorum diyor birisi. Ne dersiniz?

-Otur ve yaz. Kimseyi umursama, kimseden icazet almaya çalışma, canın ne yazmak istiyorsa otur ve yaz derim.

“ÖĞRETMENLİK MESLEĞİM; BECERİP YAPABİLDİĞİM TEK İŞ”

Öğretmen ve yazar… Hangisi daha ağır basıyor?

-Elbette öğretmenlik. Yaklaşık 20 yıllık öğretmenim ben. Yazma işi her an geçebilecek olan bir tür heves. Öğretmenlik ise mesleğim, becerip yapabildiğim tek iş.

“ÇINARALTI DERGİSİ OKULUM ESKİŞEHİR ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİLERİYLE BERABER HAZIRLADIĞIMIZ DERGİMİZ VE HAYLİ İDDİALI BİR DERGİ”

Öğrencileriniz desem ve Çınaraltı dergisi?

-Çınaraltı Dergisi okulum Eskişehir Anadolu Lisesi öğrencileriyle beraber hazırladığımız dergimiz ve hayli iddialı bir dergi. Klasik okul dergileri daha çok okul bülteni gibi oluyor. Merkezinde okul olan, milli eğitim camiası dışına çıkma hedefi olmayan, vizyonu son derece dar olan dergiler gibi olmamak bizim yola çıkarken ilk prensibimizdi. Bütün ülkeye ve her kesimden okuma tutkunu insana hitap eden bir dergi olma iddiasındayız. Bu yüzden de klasik okul dergilerinden farklı olduğumuzu söylüyoruz. Merkezinde edebiyat olan bir kültür sanat dergisi olarak tarif ediyoruz kendimizi.

Karpuz kabuğuna yazılar yazmak…

- Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak isimli şahane bir film vardır. Bloğumun isminin esin kaynağıdır o film.

“CANDIR KÜÇÜK PRENS. MALUMUNUZ FARKLI DİL VE LEHÇELERDE BASILMIŞ KÜÇÜK PRENSLERİ TOPLUYORUM UZUN SÜREDİR”

Ve Küçük Prens…

- Candır Küçük Prens :) Malumunuz farklı dil ve lehçelerde basılmış Küçük Prens’leri topluyorum uzun süredir. Hayli kitap oldu elimde, bir sürü de obje birikti. Tüm dilleri tamamladığımda belediyeden falan destek alabilirsem müze açmak gibi bir fikrim var evet. Ama hala eksiğim çok o yüzden biraz daha zamana ihtiyaç var.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar