Umut Bir Başkaldırıdır Umutsuzluğa
YASEMİN BAŞ

YASEMİN BAŞ

Umut Bir Başkaldırıdır Umutsuzluğa

11 Ekim 2017 - 12:27 - Güncelleme: 11 Ekim 2017 - 12:34

Kahvelerimizi yudumlarken anlattık kalbimizdeki en saklı hissiyatları ve ortak noktamızdı kitaplar.

Anne oluşu, edebiyat sevdası, okuma ve öğrenme tutkusu…

Yaptığı her neyse düzgün yapmaya çalışan, kendine sürekli insan olmayı hatırlatan ve bu sebeple haddini bilen bir kadın LALE OCAK…

Kitabı ise ELMA KURDU; içinde umut var aşka dahil olandan.

Keyifle…

İçinde umut ve aşk varsa neden bir başkaldırı var?

-Melek’in hikayesi, umutsuzluğa bir başkaldırı aslında. Kendi içinde yaşadığı aşka ve içini kemiren bilinmezliğe karşı bir duruşu var. Zaten umudun kendisi umutsuzluğa bir başkaldırı değil midir?

“ASLINDA BİZİ EN ÇOK KEMİREN SORULAR, CEVABINI BİLDİĞİMİZ SORULARDIR."

Elma kurdu şu ruhumuzdaki kurtlara benziyor mu?

-Zaten “Elma Kurdu” ruhumuzu kemiren kurtların bir maskotu bu hikayede. Beynimizi meşgul eden sorulara cevap bulamayınca ruhumuzu da yorarız ya dolaylı da olsa bu sorunun yanıtı evet. Aslında bizi en çok kemiren sorular, cevabını bildiğimiz sorulardır. Dile getirmekten korktuğumuz ve aslında yüzleşmek istemediğimiz gizli gerçeklerdir bizi zorlayan. O yüzden arada dönüp bakmak lazım aynadaki surete. “Şştt, hop hayırdır, sen ne yapıyor"sun kendine!” diyebilmek lazım.

Roman yazmak ve yazmak farklı eylemler mi?

-Kesinlikle farklı... Bir romanı kurgularken ya da taslağını hazırlarken ön çalışma yapmak şart. Yazınızın bir kronolojisi, bir yönü olmalı. Okuyucu sorular sormalı, merak etmeli ve cevap almalı. Kendinizi, yazdığınız hikayenin kahramanı yerine koyabilmelisiniz. Empati kurabilmelisiniz. Herhangi bir mecrada yazarken ise anlık duyguları kestirmeden ifade edebilirsiniz. Fakat her iki durum da özgürlüktür.

Hayran kaldığınız bir şehir ya da evet orda yazmalıyım değiniz bir ülke var mı?

-İkisi için farklı cevabım var. Küba’yı ve Kudüs’ü görmeyi çok isterim ama yazmak için seçeceğim yer kesinlikle muhteşem manzarası ve yeşilliğiyle kendi köyüm olurdu.

“… YAZDIKLARINIZIN KABUL GÖRMESİ İÇİN BÜYÜK BİR MÜCADELE VERMEK GEREKİYOR.”

Bu ülkede kadın olmak mı zor yoksa yazar olmak mı?

-Her ikisi de. Kadınlığın başlı başına bir külfet olduğu zamanda, daha kendinizi bile rahatça ifade edemiyorken ya da anlaşılamıyorken, yazdıklarınızın kabul görmesi için büyük bir mücadele vermek gerekiyor.

“…Ve sen bilmezsin ne çok canı yanar kalemin.” diyorsunuz. Sahiden kalemin canı nasıl yanar?

-Muhatabınıza söylemeniz gerekenleri yutup da bir kaleme yüklüyorsanız ciğerinizi, yanar tabi. Nasıl yanmasın ki...

“CİĞER SÖKÜCÜ MÜBAREKLER”

Kimleri okursunuz?

Ben Hakan Günday’ın kalemini çok seviyorum. Emrah Serbes, Zülfü Livaneli, Hasan Ali Toptaş, Didem Madak, Nilgün Marmara ve Turgut Uyar, Umay Umay ilk aklıma gelenler. Pia ve Babacan Pesenkurdu’nun dilini çok kıskanırım. Ciğer sökücü mübarekler J

“YURTDIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZ GURBETÇİLİK SENDROMUNDAN BİR TÜRLÜ KURTULAMIYOR”

Yurtdışında yaşıyorsunuz, orada en çok neyi özlüyor ve eleştiriyorsunuz?

-En çok ailemi ve dostları özlüyorum. E malum yaşam gailesi ve çocukların eğitimi söz konusu olunca, öyle kafanıza her estiğinde uçağa atlayıp gidemiyorsunuz memlekete.

Eleştirdiğim tek konu ise burada yaşayan vatandaşlarımızın gurbetçilik sendromundan bir türlü kurtulamamış olması. O kadar alışmış ki bazıları bir yere ait olamamaya, her gittiğimiz yerde farklı davranma çabasına giriyor. Olmuyor, eğreti duruyor işte.

“İÇSEL YOLCULUK SEYAHATNAMESİ”

Benim kitabım…

-... Zarardan dönülen kâr. İçsel yolculuk seyahatnamesi... Beynimi kemiren kurtların ilaçlama çalışması...

“UMARIM OKUYANLARI MUTLU EDEBİLİR; ON ÜÇ SIFIR BEŞ. LUCİD RÜYALARININ ETKİSİNDE KALMIŞ, DİSSOSYATİF BOZUKLUK YAŞAYAN BİR GENCİN SIRADIŞI HİKÂYESİ…”

İkinci kitap ne zaman?

-Yakında olmasını umuyorum J Şaka bir yana, yayıneviyle görüşüp en kısa zamanda bir tarih belirlenecektir. Yeri gelmişken, “Elma Kurdu"ndan çok farklı bir dil ve kurguya sahip olduğunu söylemek isterim. Umarım okuyanları mutlu edebilir “On Üç Sıfır Beş". Ben yazarken çok öğrendim ve büyük bir istekle yazdım ikinci hikâyemi. Çok araştırdım, irdeledim, sorguladım ve biraz da empati kurdum çocukluklarını yaşayamamış olanlarla. Lucid rüyalarının etkisinde kalmış, dissosyatif bozukluk yaşayan bir gencin sıra dışı hikayesini kaleme aldım. Sevgi ve nefretin aslında iç içe de yaşanabileceğini anlatmaya çalıştım. Umarım severek okur kitap tutkunları.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar