Üç Kedi Bir Dilek
YASEMİN BAŞ

YASEMİN BAŞ

Üç Kedi Bir Dilek

20 Kasım 2017 - 09:43

Boş zamanım mı var?

 Şöyle hemen terası olan çayı terasından da güzel olan bir yerde bir düzine çocuk kitabıyla hasbihal etmektir ilk işim… İşte tam da öyle bir günde arkadaşımın önerisiyle Sara Şahinkanat imzası taşıyan Piti, Pati, Pus; Üç Kedi Bir Dilek kitabıyla tanıştım. Çocukluğunun büyük bir bölümünü yıldızları izleyerek geçiren birisi olarak hayli güzel bir rastlantı oldu.

Size bir sır vereyim mi?

Ben hayatım boyunca ne zaman yıldız kaysa dilek tutarım. Hepsi de gerçek oldu. O halde bu keyifli sohbeti kıymetli yazarımız Sara Şahinkanat’a teşekkür ederek sizinle paylaşıyorum. Tüm dilekleriniz gerçek olsun…

Piti, Pati, Pus; Üç Kedi Bir Dilek (Three CatsOneWish), en sevdiğim…

-Sanırım karakterlerin üçü de bende ve birçok kimsede olan ortak özellikler taşıyor. Saf ama romantik Piti... Sorgulayan, mantığını kullanan, bilgiye değer veren Pus... Sessizce işe yaramaya çalışan, sorumluluk alan destekçi Pati... Yazarken sadece bilinçaltım yönlendiriyor ama bu öyküme sonrasında bakıp analiz ettiğimde, güzelliklerin emek vererek, kendini adayarak oluştuğunu yansıttığımı düşündüm. Arkadaşlık da, diğer ilişkiler de pek çok güzel şey gibi emek ister. Nasıl bir emek katacağınız önemli değil. Önemli olan içten olması ve tabii ki arkadaşlık; iyi arkadaşlara sahip olabilmek en büyük zenginlik... Yalnız olmadığımızı iyi ilişkilerimiz sayesinde hissetmez miyiz?

“KENDİ KÜÇÜKLÜĞÜME YAZAR GİBİ YAZIYORUM…”

Çocuklara kitap yazarken nelere dikkat edilmelidir?

-Bu çok zamana ve coğrafyaya göreceli cevapları olan bir soru. Ama şunu söyleyeyim. Ben kendi küçüklüğüme yazar gibi yazıyorum. Toplumsal değerler anlamında didaktik olmamaya çalışıyorum. İlgi çekici, eğlendiren, merak uyandıran, can sıkmayan bir üslup yakalamaya çalışıyorum.

“…OĞLUMA KİTAPLAR OKUDUKTAN SONRA BAŞLADIM.”

Hep merak ediyorum anne olmanızda çocuk kitapları yazmanızın bir ilgisi var mı?

-Elbette var :) Eski bir reklamcı olarak kelimelerin ve görsellerin gücünü fark etmişsem de... Bu alanda eser üretmeye oğluma kitaplar okuduktan sonra başladım. Çünkü çocukların hayal dünyasını zenginleştirecek ve sorgulama yeteneğini artırabilecek minicik katkılar bile gözüme çok değerli göründü.

“ENERJİMİ KÜÇÜK YAŞ GRUBU İÇİN, UMUTLU EBEVEYNLER İÇİN HARCAMAYI DAHA VERİMLİ BULUYORUM.”

Öyle ya bu kadar hayal gücü içinde hiç mi roman belki bir fantastik bir hikaye yazmayı düşünmediniz?

-Düşündüm tabii. Ben sanırım az ve özü tercih ediyorum. Bir de 0-6 yaş grubunu, o dönemi o kadar önemsiyorum ki.

İyi fikirleri işlemek çok zaman alıyor benim hayatımda. Aşırı sorgulayan biri olduğum için hiçbir projem hızlı gelişmiyor. Enerjimi küçük yaş grubu için; henüz toplum baskısının getirdiği aşırı formatlı ve ezbere dayalı eğitimle kirlenmemiş dahi beyinler ve onlar için umutlu ebeveynleri için harcamayı daha verimli buluyorum :)

“ASLINDA BENİM KORKUM AŞIRI TEKNOLOJİ KULLANIMI. HAFTA SONU AİLECE ALIŞ-VERİŞ MERKEZİ GEZMEKTEN YA DA EKRANLARA YAPIŞMAKTAN KURTULMALIYIZ”

Çocuklarda okuma alışkanlığı tüm anne ve babaların kaygısı peki siz ne diyorsunuz?

-Aslında benim korkum aşırı teknoloji kullanımı. Hepimizin ruhsal ve fiziksel yönden hastalanma sebebimiz. Okumak; yani edebiyat da sanatın bir kolu... Spor ve sanat bizi teknolojinin zararlarından koruyabilecek en önemli alanlar. Sağlığımız için eğitim sistemlerinde diğer konuların bile önüne geçmesi gereken iki alan sanat ve spor.

Çocukların veya yetişkinlerin okumaması aslında hikayelere boğulmadıkları anlamına gelmiyor. Diziler, oyunlar, haberler, videolar. Ama sadece teknolojik ağırlıklı görsel sanatların gelişiyor olması üzücü. Çünkü daha fazla ekran saatinin iyi bir şey olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Ama devletlerin ve büyük şirketlerin beyin yıkama ve kar etme aracı olan ekranı hayatımızda azaltıp, spor ve çeşitli sanatları sokmasını beklemek safça olur. Bunu sivil toplumun fark edip yapılandırması gerekiyor. Her mahalleye aile spor/eğlence/kültür merkezi kurulmalı bence :) Kütüphanesi, jimnastik salonu, sanat-zanaat atölyeleri, müzik, ekransız her şey... Hem de her yaşa hitap etmeli. Ailece haftasonlarında alış-veriş merkezi gezmekten ya da ekranlara yapışmaktan kurtulmalıyız.

Kitaplarınızda “ah keşke şunu yapabilsek’’ dediğiniz bir şey var mı?

-Umarım kitap formatında çoksatar ve asla dijital veya ekran platformuna taşınmaz. Çünkü anne, baba, kardeşle paylaşılan kitap saatleri hele de keyif vermişse... Paha biçilmez. Zamanı yavaşlatmaya ve hayatın keyfini daha çok çıkarmaya yarar. Yani keşke kitaplarım(ız) kitap şekliyle daha çok kişiye ulaşsa ve keyif verse... :)

“FARKLI BİLE OLSAK YALNIZ OLMADIĞIMIZI HATIRLATIR…”

Benim kitaplarım…

-...duygulandırır, meraklandırır, düşündürür, farklı bile olsak yalnız olmadığımızı hatırlatır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar