BELKİ DE SON ÇAĞRI; GRİTOPYA
YASEMİN BAŞ

YASEMİN BAŞ

BELKİ DE SON ÇAĞRI; GRİTOPYA

14 Haziran 2017 - 21:56 - Güncelleme: 14 Haziran 2017 - 23:01

Uzun zamandır hissetmediğim bir duyguyu hissettim bu röportajı hazırlarken; kadın zekası, hayal gücü ve yaratıcılığı… Röportaja son şeklini verirken ‘Mütevazı olmalı mıyım?’ diye düşündüm önce. “Olmayalım ya olmayalım” dedim sonra yüksek sesle. Bakalım siz okurken zihninizde neler canlanacak? İki kadın, iki anne ve iki yazar… Bireysel yazdıkları kitaplardan sonra birlikte kaleme alınmış bir kitap; Destek Yayinevi’nin yeniliklere çok açık olması da yadsınamaz bir gerçek elbette. Sonuç: Gritopya…
Kırmızının içindeki seks, tutku ve kadınsılığı sorarken, çıplak yazılan kitaptan Boşnak böreğine nasıl geçtik bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu kitap okunmalı…


 

‘’Bana kadar yolun var, Ben senden geliyorum, Üvey kırmızı’’ Üç kitap, üç ayrı soluk… Peki ya PİA kim?
- Pia şiir, Pia kadın, Pia erkek, Pia insan, Pia anne, Pia renkleri tekeline alıp kalemiyle sevişen bir deli.


Seks, tutku ve sevginin ateşini çağrıştırıyor kırmızı… Kırmızı neden üvey?
-Güçlü kadın portresinin korkuttuğu insanlara yaptığı makyajın tonu, sessizliğinin ağıtı, sustuklarının vebali, dişiliği, kendini keşfedişi, renk skalasının vazgeçilmezi,  her şeyi.. Çünkü kadının hayata başkaldırışıdır kırmızı.. Üveyin detayı da kitabın sayfalarında. :)

Ve aşkı yazıyorsunuz?
-Aşkı yazmıyorum aslında. Aşkın hayata dokunuşunu, yok oluşunu ve sonrasındaki evreleri işliyorum satırlara ben. Dile gelmeyeni, söylenemeyeni, içte ukte olup da “ah ben de yaşadım bunu” dedirteni yazıyorum.. Yaşarken yazılmaz aşk, bitişidir kalemden kelama dökülen…

Kadın, yazar ve aşık… Hangisi daha yakın?
-Kadınlığımın verdiği güçle aşkı yaşıyor, yaşadıklarımla da yazıyorum. Hepsi birbirini tamamlıyor ve ortaya Pia çıkıyor.

Beynime kürtaj talep ediyorum alın şu piçi aklımdan! Bu başka bir dil öyle değil mi?
-Bu benim anlık delirmeler dediğim zamanlarımda yüreğimden dökülenler. Taslak tutmuyorum hiçbir zaman, yazdığım her şey tam hissettiğim anda ulaşıyor okuyucularıma. O an hangi duygum körüklenmişse o geçiyor kalemimin dümenine. Sanırım okuyucularım da en çok bu gel gitli ruh halimi sevdi benim. Yani belli bir tarza bağlı değilim ama kendi cümle kalıplarımla oluşturduğum bir dilim var evet.

Neler okuyorsunuz?
-Okuma anlamında her şeyi okurum. Çocukluğumdan beri çok iyi bir okuyucuyum. Ergenlik yıllarımda migren tedavisi görürken okuma sınırı getirildiğinde bile yorgan altı fenerle kitap okurdum gizli gizli… :) Tutku bu... Severek okuduklarıma gelince klasikler başta olmak üzere Umay Umay, Didem Madak, Sylvia Plath, Charles Bukowski gibi depresif kalemleri alfabetik sıraya dizebilirim size, her birinin kalemimin şekillenmesinde çok büyük emeği var...

Boşnak kadınısınız… Boşnak böreği geliyor aklıma mutfakla aranız nasıl?
-Çalışan anne babanın tek çocuğu olarak büyüdüm. Bu sebeple de çok erken tanıştım mutfakla. İlk boşnak böreğimi ilk okul beşinci sınıfa giderken yapmıştım, tuzunu unutmuş olsam da çok lezzetliydi. Göçmen kızı ve anneyim ben. Mutfakla aramın kötü olması söz konusu bile değil. Aşçılığıma güvenim tam… :)


HERŞEY EN GÜZEL HALİYLE… BEN DE BU KADAR ÖZEL BİR RÖPORTAJI; GÜZEL, ZEKİ VE BAŞARILI İKİ KADINLA YAPMANIN HEM KEYFİNİ YAŞIYORUM HEM TADINI ÇIKARIYORUM, PİA KAHVESİNİ YUDUMLARKEN VAKİT KAYBETMİYOR YEŞİM DEMİR’ İ DİNLİYORUM…

Kirli beyaz… Sahi bu kitabı çıplak mı yazdınız?
-Evet, çıplak yazdım... Hikâyemdeki karakterler üzerinden içimde ne kadar birikmiş isyan ve korku varsa çığlık çığlığa kelimelere döktüm Kirli Beyaz’da. İçimde güzelliklere yer açmam gerekiyordu.  

‘’BEN AŞKA İNANMAM.’’
Aşkta dengesiz taraf kimdir? Kadınlar mı erkekler mi?

-Aşkın yapısında denge yok ki... Ayrıca ben aşka inanmam. Sadece ruhun ve bedenin açlığına inanırım. Bu tükenene kadar süren şeye de aşk deniyor. Ya da ben gerçek aşkı hiç tatmadım. O duyguyu anlayamıyorum. Belki de Milenyum Aşkları böyle. Bilemiyorum. Romanlarımda aşk yazarken de sıkıntı yaşıyorum. İnsan bilmediği duyguyu samimi olarak kelimelere dökemiyor. İnandığım şey ise, alışkanlıklar ve saygı...

‘’S. ZWEİG’İN SANTRANÇ ADLI KİTABINI ÜÇÜNCÜ DEFA OKUDUM’’
Siz kimleri okursunuz?

-Benim son günlerde en beğenerek okuduğum yazar 21. Yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden olan Haruki Murakami’dir. Paulo Coelho, Irvın Yalom, Kafka, Orwel gibi dünya edebiyatına yön vermiş isimleri de belli yıllarda tekrarlayarak okurum. Geçenlerde Stefan Zweig’in Satranç adlı kitabını üçüncü defa okudum mesela. Her okuduğumda farklı şeyler buluyorum. Her geçen yıl görüşlerimiz de duygularımız gibi değişime uğruyor demek ki. On beş yaşımda okuduğum klasikleri tekrar okumaya başladım. Anladım ki, bazı kitaplar ara ara okunmalı.
Türk edebiyatını daha çok önemsediğim için Türk yazarlara daha ağırlık verdim son zamanlarda. Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve bunun gibi klasiklerimiz olmazsa olmazlarımdır. Ayrıca Zülfi Livaneli çok severim. Araştırma kitaplarından da Soner Yalçın kitaplarını hiç kaçırmam. Şimdi Ramazan Kurtoğlu’nu keşfettim bir de; çok iyi.
Ülkemizdeki son beş yıla baktığımızda Ertürk Akşun, Pia, Erol Hızarcı, Poyraz Demir, Bülent Özdemir sıra dışı kalemleri ve tarzlarıyla öne çıkan, benim de bayılarak okuduğum yazarlar.
 
…VE GRİTOPYA… BERABER CEVAPLIYORLAR: BU TARZ ROMANLAR OLSA DA İKİ YAZAR TARAFINDAN KALEME ALINMASI VE GERÇEKLİĞE BAĞLANMASI TÜRÜNÜN İLK ÖRNEĞİDİR

Hayal ettiğiniz şeylere bir ütopya ile mi ulaşıyorsunuz?
-Aslında Ütopya ile başlayıp Distopya ile bitiriyoruz kitabı. Bu tarz yazılan romanlar olsa da iki yazar tarafından kaleme alınması ve gerçekliğe bağlanması türünün ilk örneğidir diyebiliriz.

‘’İNSANOĞLU HERGÜN YAŞADIĞI RUTİN HAYATININ ARASINA ÇOCUKLARININ, TORUNLARININ GELECEĞİNİ DE SIKIŞTIRMALI. YATMADAN ÖNCE BU DÜNYANIN NEREYE GİTTİĞİNİ, BU GİDİŞATTA KENDİSİNİN ETKİSİNİ DE SORGULAMALI...’’

Olağanüstü bir fikir nasıl çıktı bu proje türünde ilk ve iki kadın beraber…
-Biz zaten çok yakın dostuz ve birlikte çok vakit geçiriyoruz. Malum, iki yazar bir araya gelince ne konuşur? Bol bol kitap ve yeni projeler... Böyle bir sohbet esnasında dünyanın sonunu hazırlayan etkenleri konuşmaya başladık ve baktık ki, saymakla bitmiyor. Bu durum çok canımızı sıktı ve geleceğimize bir kaç tuğla da biz koyalım dedik. Distopik bir hikâye seçmemizin en önemli nedeni de olayları anlatabilme kaygımızla oluştu. Yani bolca mesaj vermek istedik. İnsanoğlu her gün yaşadığı rutin hayatının arasına çocuklarının, torunlarının geleceğini de sıkıştırmalı. Yatmadan önce bu dünyanın nereye gittiğini, bu gidişatta kendisinin etkisini de sorgulamalı...
Bu algıyı yaratmak için, gelecek yüzyılda yaşanması ihtimal olaylar örgüsünü bir hikâye ile birleştirmemiz gerekiyordu. Bunu roman içerisinde yazabilmenin en güzel yoludur hayal dünyasının kapılarını açmak. Biz de bunu yaptık. İki kadın, iki anne; En güzel yazdığımız kitaplarımız olan kızlarımız için farkındalık yaratmak istedik yaşadığımız, nefes aldığımız -şimdilik- şu güzelim evrende. Deniz yıldızı etkisi yaratmak istedik... Aslında bu bir çağrı; doğaya, yediğin ekmeğe, içtiği suya, aldığın nefese sahip çıkman için belki de son çağrı...

‘’ZIRIL ZIRIL AŞK OKUMAYI SEVENİN KAFASI UYMAZ BU KAİTABA’’

Şimdi bir dakika neden IQ ve EQ'suna güvenmeyenler bu kitabı okumasınlar?
-Neden mi? Çünkü kitaplar düşündürür, akıl yürütürsünüz, gerçekleri algılamanızı, yargılamanızı ve sonuç çıkarma yeteneğinizin tümünün gelişmesini sağlar... Yani buna entelektüel yetenek de diyebiliriz kısaca. Bu yeteneğiniz yoksa algılamanız, sonuç çıkarabilmeniz de mümkün olmayabilir. O zaman boşuna zaman harcamayın.
 Ancak EQ –duygusal zeka- da çok önemlidir. Eğer olumlu şekilde duygularınızı yönetmekten yoksunsanız, başkaları ile empati yapamıyorsanız, zorlukların üstesinden gelme yeteneğiniz yoksa kendini duygularınızı nasıl tanıyacaksınız. Değişen koşullara adapte olamayan da anlamaz bu kitabı.  Zırıl zırıl aşk okumayı sevenin kafası hele hiç uymaz bu kitaba... Kendine öncelik tanıyan, etrafına aç gözlerle bakmayan, karşısındakinin duygudaşlığında düşünebilen, çevresiyle var olabilmeyi seven, yalnızlığını kitaplarla paylaşan, kirli egolarda şişinmeyen insanlar yeter bize.   

Okurlarınızın düşünceleri ne yönde olur?
-Daha GriTopya çıkmadan, ön tanıtımlarda bile ciddi bir farkındalık yarattı. Adı çok ilginç geldi ve özellikle sosyal medyada yoğun bir ilgi gördü. Umarız bu ilgi satışlara da yansır. Kitabın çok satmasını isteriz. Ne kadar çok insana ulaşırsa o kadar geç gelir dünyanın sonu...  

Kadın yazarlar hak ettikleri yerdeler mi?
-Hak edilen yere gelmek insanın kendi mücadelesiyle eşdeğer bir çabadır bana göre. Ancak şunu söylemem lazım: Türkiye’de kitap okuyan sayısı zaten Avrupa ülkelerine göre çok düşük, bir de bu oranın çoğu kadın. Dolayısıyla kadın okurlar erkek yazarların kitaplarını daha çok tercih ediyor. Bunun nedeni o veya bu, ona girmiyorum ancak hemcinsinin duygusuna giremiyor belki de kadın. Okuma oranı arttıkça bunun da değişeceğine inanıyorum. Kalemin cinsiyeti yoktur zira...

‘’BİZ KALPLERİMİZİ KALEMLERİMİZLE BOYADIK EN PARLAK KIRMIZIYA…’’

Ortak noktalarınızı merak ediyorum… Tabi yazarlık dışında?
-İkimiz de yüreği güzel olan –mütevazı olamayacağız- insanlarız. Gezerek çalışmayı çok seviyoruz. Yazma kampları adı altında neredeyse Türkiye’yi dolaşıyoruz. Gittiğimiz illerde panellere katılıyoruz, okur sohbetleri yapıyoruz. Beraber sadece kitap değil, senaryo ve tiyatro oyunları yazıyoruz. Biz kalplerimizi kalemlerimizle boyadık en parlak kırmızıya. Bu dostluk daha ne projeler yapar Allah sağlık, sıhhat verdiği sürece. Destek yayınları yazarları olmamız da artı avantaj. Zira yayınevimiz yeniliklere çok açık ve arkamızdaki gücünü, desteğini hep hissettiriyor.  

‘’İYİ BİR FİLM SENARYOSU GELİYOR, SÜRPRİZ!’’

Önünüzde ciddi bir program var ve okurlarınız merak ediyordur bilgilendirelim mi?
-Önümüzde çok yoğun bir program var gerçekten. Türkiye’yi il il gezerek okuyucularımızla kucaklaşmaya devam edeceğiz. “Topya” serileriyle farkındalık yaratacak kitaplarımızın devamı gelecek. Ayrıca kendi bireysel kitaplarımız var. İyi bir film senaryosu geliyor, sürpriz!... Bir de ünlü bir tiyatro grubuna oyun yazıyoruz. Belki biz de oynarız. Kim bilir...  
 

Bu yazı 1437 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar