Türkiye'nin yaralı parmağı Cizre ve Şırnak
ELİF ÇAVUŞ

ELİF ÇAVUŞ

Türkiye'nin yaralı parmağı Cizre ve Şırnak

12 Nisan 2018 - 11:38 - Güncelleme: 12 Nisan 2018 - 12:10

Meslek hayatımız boyunca her zaman ezilenin ve mazlumun yanında durduk.

Filler tepişirken, otlarla aralarına girip ezilmelerine engel olmak için ezilmeyi tercih ettik.

Güçlünün yanında değil, haklının yanında olmanın enayilik sayıldığı bugünlerde çizgimizi asla bozmadık.

Çünkü, bildik ki ve her zaman gördük ki mazlumun ahı, hep aheste aheste çıktı.

Biz bu kültürle büyüdük, gerçeğe inandık, gözümüzü, kulağımızı gücümüz yettiğince kapatmamaya gayret ettik.

Ne madalya bekledik, ne takdir...

İnsan olarak geldiğimiz dünyada insan olmaya ve insan gibi yaşamaya çalışıyoruz sadece...

Bu duygu ve düşüncelerle destek vermeye gayret gösterdiğimiz "Kardeşlik Köprüsü Projeleri kapsamındaki Gönül Elçileri Basın Buluşmaları'nın Şırnak ve Cizre programına katılım sağladık. Bölgeye Karadeniz'den giden ilk gazetecileriz. Bu projenin Koordinatörü Ahmet Külekçi'nin bölge önderleriyle olan ilişkileride kardeşlik köprüsünün temellerini oluşturdu.

Hassasiyetle ve objektif bir şekilde bu gezimizin yarattığı izlenimleri paylaşalım istedik.

YA TARAF YA BERTARAF

Türkiye'de terör olaylarından dolayı en çok yara alan bölgelerin başında geliyor Şırnak ve Cizre.

Yaşanan olaylar sonrasında hayata sıfırdan defalarca başlamak zorunda kalan insanların yaşamlarına tanıklık ettik.

Kendimizi onların yerine koyduk.

Yoksullukla ve yoksunlukla hayatlarına hep arada kalmışlıkla devam eden, ensede tehditle yaşamaya alışmış, alıştırılmış insanlar normalleşme arzusu içindeler.

Korkutulan ve tehditle her türlü zorbalığın yapıldığı bu topraklarda insanların yüzde 90'ı HDP'ye oy veriyor.

Ya taraf ol, ya da bertaraf deniliyor.

Çözüm sürecinin, çözümsüzlük yarattığı bu bölge, iyi niyetlerin suiistimal edilmesine engel olamamanın bedelini ağır bir şekilde ödenmiş.

Kürt insanını sürekli isyana sevk etmeye ve Türklere düşmanlaştırmaya çalışan güçlerle mücadele eden devletimiz, ciddi bir irade ortaya koyuyor bu bölgede. 

Diğer ziyaret ettiğimiz Güneydoğu illerinde olduğu gibi devletimiz burada atadığı kayyumlarla varlığını güçlendirmeye çalışıyor.

Kürt halkı, yaşam standartları iyileştirildikçe, devletin sıcak yüzünü hissettikçe rahatlıyor.

Bu anlamda Cizre Gönülleri Derneği çok önemli bir misyon üstlenmiş. Başkan Salih Sefinç'in normalleşmeye yaptığı katkılar gerçekten umut verici.

CİZRE NELER BEKLİYOR

Ateş çemberinin ortasında bir hayat yaşıyor, 85 bin nüfuslu Şırnak, 140 bin nüfuslu Cizre. Cizre'nin en önemli sorunlarının başında su sorunu geliyor. İlçeye 6 ay önce atanan Kaymakam ve Belediye Başkanı Faik Arıcan, haftada 2 gün su verilebilen Cizre'de su sorununun bir ay içinde çözüleceğini söyledi. Cizre'de altyapı eksikliklerinin, yol ve kaldırım düzenlemelerinin acilen yapılması gerekiyor. Sıfır noktasında diyebileceğimiz sosyal yaşam kentin normalleşmesi için büyük önem arz ediyor. Şehirde ne sinema var, ne tiyatro ne de sosyal her hangi bir etkinlik. Kadının burada da adı yok. Cizre'de kadınların etkinlik olarak nitelendirdiği tek şey komşuya gitmek. Genç kadınlar ise şehirdeki kafeteryalara belirli bir saate kadar gidebiliyorlar. İnsanlık tarihinin kalıntılarını taşıyan ve bir çok medeniyetin yaşadığı bu topraklarda tarihi eserler de turizme kazandırılamamış ve bir çoğu restorasyonu bekliyor. "İngiliz, Alman ve Amerikalı araştırmacıların sıklıkla araştırmaya geldiği bu bölgenin Türkiye olarak ne kadar kıymetini biliyoruz?" diye sormadan edemiyor insan...

Acilen istihdam sahaları gerekiyor. Genç nüfus işsiz. İşsiz insana nelerin yaptırılabileceğine çok acı şekilde tanıklık ettik, ediyoruz. Bu sebeple de acilen iş sahaları yapılmalı bu bölgeye...

KİMİLERİ ÖFKELİ, KİMİLERİ MEMNUN

Şırnak ise yaralarını sarmaya devam ediyor. Şehir, 14 Mart 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından, yaşanan çatışmalar nedeniyle yıkılan 8 mahalledeki çalışmalar nedeniyle inşaat halinde...

11 etapta 7 bin 500 konut, 2 bin iş yeri yapılıyor.

Kimileri çarpık kentleşme ve düzensiz alt yapıya son verileceği için memnun. Kimileri ise mahalle ve komşuluk kültüründen, toprakla bütünleşen hayatlarından koparılacakları için öfkeli ve üzgün...

Kent nüfusunun çoğu göç etmek zorunda kaldıkları yerlerden dönmek için evlerinin tamamlanmasını bekliyor.

Çatışmaların izleri hala var. Henüz yıkılmayan bir ev, olayların boyutunu anlamak için bırakılmış sanki...

TÜRK BAYRAĞI VE ATATÜRK BÜSTÜ YOK

Ne Şırnak'ta ne de il olmayı bekleyen Cizre'de büyük bir Türk bayrağı ve Ulu önderimiz Atatürk'ün büstünü görememenin üzüntüsünü yaşadım. Sokak direklerindeki küçük küçük Türk bayraklarını da büyük mücadele vererek astırmışlar. Ne acı!!! Cizre'de şehrin göbeğindeki Atatürk büstü 2016 tarihinde yapılan saldırılar sonucunda kaldırılmış. Yeri boş. Hala büst oraya konulmamış.

Atatürk'ün kıymetini bilemeden ne bastığın toprağın kıymetini bilebilirsin, ne de bu topraklarda aldığın nefesin...Önce O'nun kıymetini bilmeyi öğretmek ve öğrenmek gerekir...

 

HABUR EKONOMİYİ ETKİLEDİ

Ankara'da işletme okuyan Cizreli bir genç, esnaf ziyaretleri sırasında bize eşlik etti. Esnafın hali perişan. Halinden memnun olanı görmedik. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi burada da büyük daha çok kazanmış, küçük esnaf ise çok zor durumda. Cizreli genç, ekonominin kötü olmasının en önemli sebebinin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki referandumun ardından Habur'un kapatılması olduğunu söyledi. Mal gönderip, petrol alınıyormuş. Mersin'den Mardin'e kadar ekonomiyi çok kötü etkilemiş. 

CUDİ-GABAR VE NUH'UN GEMİSİ

Cudi ve Gabar dağlarının heybeti gerçekten görülmeye değer. Teröristlerinin inlerinin bulunduğu, çatışmaların yaşandığı, şehit verdiğimiz dağlar bir çok duyguyu aynı anda yaşattı. Şimdilerde güvenliğin sağlanmasıyla Şırnak Doğa Sporları ve Havacılık Derneği üyeleri yıllarca çatışmaların yaşandığı Namaz Dağı'nda yamaç paraşütü yapmanın heyecanını yaşıyor ve şartların elverişli olması halinde Cudi ve Gabar dağlarında da uçmak istiyorlar.

Şırnak ve Cizre'yi ziyaret etmek için en önemli sebeplerden birisi de hiç kuşkusuz Nuh Tufanı... 3 dinin ortak Hac merkezi. Cudi tarihini ve Nuh Tufanı ile ilgili eserleri bulunan Dr. Mesut Tüzün, kafilemizi bilgilendirdi. Mesut Hocamızı dinlerken, "Nuh Tufanı ile İnsanlığın kurtuluşu olan bu şehir nasıl oluyor da insanlığın kan gölüne dönüştürdüğü bir yer oluyor" diye soruyorum kendi kendime... Burada terör son bulursa bu zengin tarihle dünya insanı yeniden buluşma şansı yakalayacak.

MEM-U-ZİN GERÇEK BİR AŞK HİKAYESİ

Şırnak'ın Cizre ilçesinde geçen bir aşk hikayesi.

Mem u Zin… Birbirine aşık olan ancak kavuşamayan iki gencin trajik hikayesi...

Türbeleri Cizre'de. Zeynuddin lakabıyla bilinen Emir Abdal Bey'in kızı Zin ile Divan katibinin oğlu Mem arasındaki aşkı, bey'in hizmetçisi Bekir engellemiş.

Aşk bir destana dönüşmüş.

ULU CAMİ RESTORASYON BEKLİYOR

2 yıldır ihalesi masada bekleyen Ulu Cami önemli bir tarihi eser. 36 sütunu bulunan camide sadece bir sütun orijinalini yansıtıyor. Camide bulunan ejder tokmaklı kapı şehrin hemen hemen bütün kuruluşlarının logosu olarak kullanılıyor. Ama tokmak çiftinden birisi 1969 tarihinde çalınmış. Ayrıca minareye taşlarla Hz. Ali'nin ismi örülmüş.

Kırmızı Medrese'de muhakkak görülmesi gereken bir tarihi eser.

MİSAFİRPERVERLİKLERİ MUHTEŞEM

Bölgeye ilk giden Karadenizli gazeteciler olarak ortak kanaatimiz; bizden daha çok misafirperver oldukları idi. Mardin Havalimanı'na indiğimiz andan, Şırnak Havalimanı'ndan dönene kadar 2 gün boyunca bizimle ilgilendiler. Evlerinde misafir etmek istediler. Gördüğümüz üst düzey hürmetten mahcubiyet yaşadık. Bundan sonra yine gitmeyi arzulayabileceğimiz bir şekilde şehirden ayrıldık.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar