’’Cesaretin kanatlara ihtiyacı yoktur ’’

''Cesaretin kanatlara ihtiyacı yoktur ''

habercuk yazarlarından Elvan Hayali Demirci ''Engelliler Haftası''nda ,engellilerle engelsiz yaşam adına farkındalık projeleri geliştiren Laçin Ceylan'la söyleşti.... İşte o röportaj:

20 Mayıs 2016 - 11:29 - Güncelleme: 20 Mayıs 2016 - 13:24

Röportaj: Elvan Hayali Demirci

Her yıl 10-16 Mayıs tarihlerinde ,çeşitli etkinliklerle kutlanan ''Engelliler Haftası''nda ,engellilerle engelsiz yaşam adına farkındalık projeleri geliştiren Laçin Ceylan'la söyleştik. Kendisi yaptığı ve yapacağı projelerle aslında engelli olarak adlandırdığımız bireylerle sezon boyunca sürekli birliktelik gerektiğine inanan biri. Yaptığı başarılı ve farklı projesini detaylı konuşmak istediğimizde tüm nezaketi ve samimiyetiyle ve yoğunluğuna rağmen vakit ayırmasıyla ,bizlere de farklı ufuklar açtırıyor açıkçası... Kendisine teşekkürlerimizle başarılar dileyerek söyleşimizi sizlerle paylaşıyoruz.

~ Laçin Hanım bütün Türkiye sizi tanıyor ve seviyor mutlak. Yine de usulen kendinizi sizden dinleyerek başlayabilir miyiz?

Ben bir oyuncuyum.  Aynı zamanda tiyatro idareciliği, yönetmenlik ve oyunculuk eğitmenliği yapıyorum.

~ Bir röportajınızda “herkes kısa yoldan oyuncu olmak istiyor”dediniz. Bu tespitinizi açıklayıp, kısa yoldan oyuncu olanları nasıl gördüğünüzü anlatabilir misiniz

Öncelikle oyunculuk konumuna hızla geçmişlerse şanslı nitelendiriyorum. Ama iyi bir şans iyi bir şanstır sadece. O konumun , eğer beslemezseniz size ömür boyu sunulacağını göstermez.

Yakaladığı şansı, çalışarak zenginleştirmeye, öğrenmek için sürekli bir çaba içine girenlere saygı duyuyorum. Ama tam tersi bir yaklaşım gösterip, nasılsa bu konumu bu ünü, şöhreti yakalaydik diyenleri dehşetle izliyorum. Zaten bir süre sonra yerinde sayma ve gerileme başlıyor. Onlar için üzülüyorum daha çok. Aşağılamak, küçümsemek benim karakterimde yok hiç bir zaman. Ancak üzülür ve kaygı duyarım onlar için.

~Tabiri caiz ise; dobra ve lafı evirip çevirmeden konuşan bir yapınız olduğunu gözlemliyoruz. Bu haliniz kendi sektörünüzde nasıl karşılanıyor?

Bilmiyorum ki :)) Onlara sormak lazım ,

Ama vur ensesine al lokmasını biri olmadığın zaman sanırım her yerde biraz çekinilen biri oluyorsunuz.

~ Bi tiyatro kendi oluşumunuz mu ve Türkiye’de tiyatro yapmayı nasıl değerlendiriyorsunuz. Beklediğiniz desteği görebiliyor musunuz

Bitiyatro evet benim tiyatrom.  Kendi aklım, yaratıcılığım ve arkadaşlarımın gösterdiği olağanüstü yardım , çaba ve yaratıcıklarının dışında hiçbir destek görmedim. Ülkemizin bir kültür politikası yok. Olduğu savunulan şeyin ise sanatla uzaktan yakından alakası yok. Yasaklarlar, korkutmalar, yalnız bırakma tehditleriyle dolu. Dolayısıyla seyircimiz, yakın çevrem ve kendim dışında kimseden destek görmüyorum.

~Son günlerde çok yerinde ve takdir edilecek bir farkındalık projesiyle isminizden bahsediliyor. Projenin ana fikrini ve nasıl var olduğunu anlatır mısınız

(Bahsi geçen proje:cesaretin kanatlara ihtiyacı yoktur)

Projemizi, Istanbul Kalkınma Ajansı’nın geçen yıl açtığı Yaratıcı Endüstrileri Geliştirilmesi Mali Destek Programı başlığı altındaki proje başvurularına sunduk.  Kabul edildi. Projenin asıl ana başlığı HERKESE BİTİYATRO PROJESİ . Projenin amacı şu: Tiyatro anlatım ve eğitim olanaklarını , Engelli diye nitelenen bireylerlerin faydasına sunarak , farklılıklarımızı görünür kılmak ve toplumla birleştirici temas ettirici bir noktaya taşımak. Tiyatro bunun için çok uygun ve sağaltıcı bir zemin.  CESARETİN KANATLARA İHTİYACI YOKTUR başlığı ise bu projenin seyirci karşısına çıkan oyun ismi.  İlk iki oyunumuz İstanbul Mecidiyeköy’deki Şişli Down Cafe’deki genç arkadaşlarımızla gerçekleştirildi ve seyirci karşısına çıktı. Sahneye down sendromlu, hafif mental tanılı gençlerle, genç bitiyatro oyuncuları beraberce çıktılar ve iki oyun oynadılar. Sonuç son derece başarılı oldu. Gençlerdeki gelişimi, hem prova sürecinde hem gösteriler esnasında net olarak hep beraber seyircilerle deneyimledik. İnanılmaz güzel bir süreç yaşandı, içinde sevgi, coşku, inanç, aşk ve çalışma olan bir süreç.

~ Bu etkileyici slogandan yola çıkarsak bu yolda uçabilmek için sadece cesarete mi ihtiyacı vardır?

Kesinlikle öncelikle Cesarete ihtiyaç var. Ardından da yapma kararlılığına. Cesaret , kararlılık ve bu yolda inançlı ısrarlı bir çaba ve çalışkanlık göstermek herşeyi alt edecek bir güce sahip.

~ Projeyi hayata geçirdiğiniz yol arkadaşlarınızı da bizlere tanıtabilir misiniz?

Şebnem Ölçeroğlu, Didem Uşdu Başaran ve fikrimi ilk paylaştığım ve beni yapmam konusunda müthiş cesaretlendiren çok sevgili arkadaşım, yoldaşım Rukiye Özcivelek  bu işin yaratıcı kısmında yer aldı. Gerçi proje ilerlerken, hem yaratıcılık, hem teknik gereklilikler konusunda da isimler eklenerek arttı. Yolumuzda ilerlerken heyecanlanarak bize yaratıcı katkılar veren arkadaşlarım vardı. Yeşim Altın bunlardan biridir. Gördüğünüz gibi projenin hem yaratım aşamasında, hem gerçekleştirme aşamasında hep kadınlar oldu .

Ama Şişli Down Cafe – Bitiyatro beraberliğinin gerçekleşmesinde en önemli adımı Saruhan İlgen attı. Mükemmel bir işbirliği yaptılar bu konuda. Son derece özverili, çalışkan bir şekilde Down Cafe gençlerini organize edip, provalara düzgün bir şekilde gelmelerini sağladılar ve herşeyden önce projeye inandılar ve yüreklerini koydular. Yoksa olmazdı. Onlarsız olmazdı. Ya da bu kadar başarılı ve güzel olmazdı diyelim. Karşılıklı istek, inanç ve özveri herşeyin enerjini en güzele taşıyor.

-Oyuncu kadrosunu tanıtır mısınız bize.

Oyuncular - Hafif mental tanılı, Down sendromu tanılı gençler ve Bitiyatro genç oyuncuları

Reyzi Algazi

Okan Dinç

Didem Kur

Hale Eker

Gökhan Çalışkan

Tuğba Dilber

Hamza Genç

Şaziye Gülgüner

Gürsoy Solak

Ozan Güney Yaman

Yuşa Taşkın

Esin Aksoy

-son üçü Bitiyatro genç oyuncularından, yani biz down tanılı ya da mental tanılı gibi ayrımlar yapmayıp eşit derecede yer alan karma bir grup oluşturduk, içinde engelli olarak tanımlanmayan kişilerin de olduğu

~Down sendromlu arladaşlarımızı tiyatro hayatına dahil edebilmek nasıl bir duygu ve sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Olağanüstü güzel bir deneyimdi. Aşık olmak duygusuyla bir tutabilirim ancak. Herşeyden önce toplumca öğrenmemiz ve unutmamamız gereken bir gerçek var: Down sendromu hastalık değildir. Onlar, sadece farklı zamanda, farklı usullerle öğreniyorlar ve yapıyorlar. Ama öğreniyorlar ve yapıyorlar. Önemli olan bu. Aramızdalar ve onlarsız olmaz. Aynı şeyi hafif mental tanılı gençlerimiz için de söylemek istiyorum. Araya sevgiyi ve onları kabulu koyduğunuz zaman görün bakın neler değişiyor. Yapabilirlikleri inanın katlanıyor ve yüreklerini varlıklarını koydular ortaya. Yaptılar, başardılar ve kendilerine onan güvenleri ve inançları arttı. Seneye bu oluşum gelişerek devam edecek. Daha geniş kitlelerin karşısına çıkacaklar. Toplum kimleri arasına almaktan korktuğunu görsün önce bir. Tam tersine toplumun onlara aralarında yer vermesi bir lütuf değil, o toplum için bir kazanç olur ancak.

~Oyunun yazarı ve yönetmeni olarak hem oyundan, hemde sahnelenme sürecinden ve ne kadar devam edeceği konusunda sabit sahnelenme süresini  ve turne programlarınızı öğrenebilir miyiz?

Oyunumuz hiç bilinmeyen, hayali bir ülkede geçiyor. İyi kalpli bir Kralı ve halkı var. Ülkede herşey var, ama çok sıkılıyorlar hem Kral, hem halk, hem Prenses. Sonunda dayanamayarak topluca hayat ve yer değiştirmeye karar veriyorlar ve harekete geçiyorlar. Oyunumuzun konusu bu.

Çalışmalara, önce tek tek hem down sendromlu gençleri, hem hafif mental tanılı gençleri tanıma süreciyle başladık. Bir süre sadece tiyatro eğitimleri ve çalışmalarıyla birlikte birbirimizi tanıdık. Egzersizler yaptık, oyunlar oynadık, birbirimize iyice ısındık ve tanıdık. Daha sonra Bitiyatro’nun beyoğlundaki sahnesine geçtik ve provalara başladık. Onları tanıma sürecinden de faydalanarak ve onlardaki zenginlikleri de içine katarak bir oyun yazdım. CESARETİN KANATLARA İHTİYACI YOKTUR’ oyunu böyle çıktı. Oyun yazılır yazılmaz da  prova süreçi başlatıldı ve oyunun sahneye konması ve uygulaması ile topluca çalışmalar ve provalar yapıp durduk.  Ve karma bir grup oluşturduk, downlular, hafif mental tanılılılar, ve bitiyatro genç oyuncuları.

Şimdi, önümüzdeki tiyatro sezonunda tekrar sahneye çıkıyoruz ve sürekli olarak. Ama bu kez yaptığımızı yenilikler ve sürprizlerle geliştireceğiz. Daha geniş seyirci kitleleri karşısına çıkacağız. Eğer bir talep gelirse, turnelere de elbette çıkacağız.

Farklı engelli gruplarıyla, oyunculuğu meslek olarak çok önceden seçmiş ve bu işin eğitimini almış oyuncularla bir araya getireceğiz onları. Karma bir grup olacak iyice. Gerçek hayat gibi hepimizden birer grup olacak. Farklılıkları destekliyoruz ve farklılıklar utanılmadan sakınılmadan paylaşıma sokulmalı. Çünkü hepimizin birbirinine göre daha iyi olduğu, daha üstün olduğu noktalar var ve onlar da öyleler.

~Ayrıca Anadolu turnesi düşünülüyor mu ve ayrıca bu yolda ilerlemek isteyen anadolu insanına ne gibi tavsiyelerde  bulunursunuz?

Herkese, yaşadıklarımdan yola çıkarak şunu öneririm. Kesinlikle bu türden farklı bireylere acıyarak bakmasınlar. Bu aptalca bir kibir sadece. Tam tersine siz de olmayan ama onlarda olan zenginliklere ve yüceliklere odaklansınlar. Orada olağanüstü bir sevgi ve aşk bulacaklar. Bu gençler, bu çocuklar, bu insanlar Tanrının başka çocukları. Bize sevgiyi hissettirmek ve öğretmek için gelmişler. Acımayı bırakın, sadece gerçek bir sevgi ve emek verin, ortaya çıkan sonuçlara şaşıracaksınız.

~Bu ve bu gibi farkındalık yarattığınız projeler devam edecek mi ? Var ise düşünülen kısaca bilgilendirir misiniz  bizleri.

İllaki  devam edecek. Çünkü bu yürüdüğünüz bir yol ve bu yolda birbirimize fayda katmak için yapabileceğimiz daha çok şey var.

~Deneyimli bir oyuncu olarak bir çok şehirde sahne almışsınızdır mutlak ama Trabzon’dan iletişime geçtiğim için Trabzon’u nasıl biliyorsunuz kültürel ve sanat olarak şehrimizden haberdar olma fırsatınız oldu mu?

Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda Klakson, Borazanlar ve Bırtlar’ diye bir oyun yönetmiştim. Yazarı Dario Fo. O esnada da 3.5 ay Trabzon’da kaldım. Trabzon uluslararası festivalleri daha çok düzenlemeli. Müzik, sahne sanatları, performans sanatları üzerine. O zaman bu şehir, o yetenekli gençlerine daha güzel bir gelişim ve görme alanı açacak. Denize de bu kadar sırtını dönmesin Trabzon. Deniz muazzam bir kültürdür ve bir şehrin zenginliğidir.

~Son olarak sosyal medyadan iletişime geçtiğim gibi nezaket gösterip dönüş yapmanıza teşekkür ederek, Trabzon’dan  sizi takip edip ,destekleyen şehirlilerimize neler söylemek istersiniz...

Sanırım söyledim. Tüm Trabzonlulara sevgiler, sanatın açık sözlülüğünü desteklemek zorundayız yalnız Trabzon değil tüm dünya. Bence böyle geniş ve korkusuz bakmalıyız ki birbirimizi anlamıyı  ve sevmeyi geliştirebilelim. Trabzon’un kendine özgü bir mizah anlayışı var ve buna bayılmıştım. Bu mizah anlayışı da daha geniş kültürel alanlar da kendini göstermeli, edebiyat, çizgi roman, karikatür, tiyatro, müzik, dans alanında.

habercuk.com okurlarıyla buluşma inceliğine ve samimiyetinize teşekkür ederim

Bende Çok teşekkür ederim Elvan Hanım Tüm okurlarınıza sevgiler...

Bu haber 3298 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ünlülerin yaza damga vuran tatil fotoları
Ünlülerin yaza damga vuran tatil fotoları
Türkiye, Irak ve İran'dan Referandum İçin Ortak Uyarı
Türkiye, Irak ve İran'dan Referandum İçin Ortak Uyarı